Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir Kitap Özeti, Konusu

283

Ahmet Hamdi Tanpınar, deneme türünde yazdığı eseri Beş Şehir’de sırayla, Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u kendi hatıra ve yaşantıları arasında derin bir sevgi ve zengin bir görüşle tasvir ve tahlil eder. Yazar, önsöz’de, “Beş Şehir’in asıl konusu, hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır”. Cümlesiyle kitabın ana fikrini açıklar. Beş Şehir, medeniyetimizin her yönü ile bütünleşip tezahür ettiği beş şehir üzerine bu duygu ve fikirlerin uygulanmasıyla meydana getirilmiş bir eserdir. Bir medeniyet eseri olan şehir burada bir sanat eseri gibi, âdeta canlı bir varlık olarak düşüncenin ufkunu kuşatmaktadır.

Beş şehirden her biri anlatılırken, o şehrin geçmişi, şehre damgalarını basan tarihî ve efsanevî kişileri, bu arada bazı hikâye ve menkıbeler de bu anlatımı tamamlar. Ankara, Tanpınar’a daima muharip görünmüştür. Şehrin kalesi ve tarihî görünümü bunu belgeler. Eski eserlerin çoğu harap durumda olan bu şehirde, Roma’dan itibaren çeşitli kültür ve medeniyet eserleri sarmaş dolaştır. Bölümün sonlarında da bugünden o zamanlara, o zamanlardan ta yaşadığı, duyduğu anlara atlayarak, şehrin bütün bir tarihiyle ledünnî gerçeklerini bütünleştiren Hacı Bayram Velî’yi anlatır.

Erzurum’u anlatırken, bilhassa halk türkülerindeki yanık ses, yazarın dikkatine konu olur. Birçok Erzurumlu üzerinde durulurken, bu kez hatıraların, dostlukların kapladığı yer de büyür. Konya, Selçukluyu ve Mevlânâ’yı bir de esrarlı bir kişi olan Şems’i getirir. Moğol istilâsı ardından tasavvuf cereyanı bu çerçeve içinde gözlenir. Bursa’da zaman’la da yavaş yavaş Osmanlı dönemindeki hayata ve medeniyete yaklaşılır. Bursa’da şehrin, şehir olarak güzelliği, semt isimleri, kültür ve medeniyet değerlerinin tezahüründe neredeyse mimarî eserleriyle yarışır. Sadece bu isimler bile şehrin tarihî manzarasını çizmeye yeter gibidir. Tanpınar’a göre Bursa, Türk ruhunun en halis ölçülerine sahiptir. Evliya Çelebi de Bursa’dan sözederken “Ruhaniyetli bir şehir” dermiş. Evliya Çelebi, kitabın hemen bütün bölümlerinde Tanpmar’a ipuçları vermektedir. Tanpmar için Bursa, daha çok bir oluşum döneminin özelliklerini taşıyan şehirdir. Bursa’nm ruhanî havasına bu bölümde İsmail Hakkı, Osman Fazlı, Aziz Mahmud Hüdâî gibi mutasavvıflar da karışır. Emir Sultan ise semtiyle, camiiyle şehrin canıdır. Tanpınar, beş şehrin sonuncusu İstanbul’a başlarken, bir hikâyeye başlar gibidir. Ona göre eski İstanbul, çeşitli unsurların aynı bünyede karışarak toplanmasından meydana gelen bir terkiptir. “Asıl Türk İstanbul’u mimarîde aramalıdır” diyen yazar, İstanbul’un belli başlı tarihî eserlerini anlatır. Bu arada Aziz Mahmud Hüdâî, Sünbül Sinan ruhaniyetleriyle bu anlatımda yer alırlar. Tanpmar’m önsözde temas ettiği, eskiye olan duygu bağı ve yeniye özlem en çok İstanbul anlatılırken ortaya çıkar. Yalnız mazideki canlı unsurları hayat içinde tutmak arzusu zayıf olduğu gibi geleceğe karşı duyulan iştiyak da tesadüfe bırakılmıştır.

Şiir duygusu ile bilgi, sevgi ile dikkat, esere yüksek bir sanat değeri kazandırır. Beş Şehir’de biz yalnız bu şehirleri değil, o şehirlerde yaşayanları ve daha çok da tabiat ve sanat eserlerinin mâna ve güzelliklerini Türk edebiyatında eşine rastlanmayan bir üslupla anlatan yazarın kendisini buluruz. Kitapta yeri geldikçe memleketimizin devam eden kültür ve medeniyet meselelerine de dokunulur.

Beş şehir, bu hüviyetle Anadolu Türk-İslâm medeniyeti üzerine yazılmış en güzel eserlerden birisidir.