Türk Toplum Hayatında Sosyal Yardımlaşmanın ve Dayanışmanın Tarihi Temellerine Bir Bakış

Nihat Yazılıtaş – Türk Toplum Hayatında
Sosyal Yardımlaşmanın ve Dayanışmanın Tarihi Temellerine Bir Bakış

Türk tarihinin ilk devirleri daha çok
Avrasya bozkırlarında cereyan etmiştir.

Bozkırların bu değişken iklim şartlarına
uyum sağlayanlar “Çoban” kültürünü geliştirmiştir. Kısır ve hasis bozkırlardaki
hayat mücadelesinin temelinde hayvanlara yeni otlaklar bulmak, onların
yaşamasını, dolayısı ile kendi hayatlarını devam ettirmek vardır.

Türklerin sosyal hayatlarında görülen
yardımlaşma ve dayanışmanın temelinde Türklerin ilk devirlerinde yaşadıkları bu
bozkır şartlarının önemli ölçüde etkisi vardır.

Türk toplumundaki hayratlar vasıtası ile
yapılan yardımların ilk örneklerinin, Proto-Türk Tsü-ki Hunlarında MÖ. IV.
yüzyıldan itibaren bulunduğuna dair kayıtlara rastlanmaktadır.

Türk ülkelerinde yolcuların konaklayıp
ihtiyaçlarını tamamen ücretsiz veya çok az bir miktar ücret ödeyerek
giderdikleri kervansaray benzeri yapıların ilk örneklerini İslam öncesi Türk
tarihinde görmekteyiz. 

İbn-i Battuta Seyahatnamesinin Anadolu’yla
ilgili kısmında Ahi teşkilatının misafirperverliğinden geniş olarak
bahsetmiştir.

Doğum merhalesine gelindiğinde doğum yapacak
kadına yardım için herkesin seferber olduğunu görüyoruz.

Düğünlerde davetiye verilen kişiler yani
davetliler oğlan ve kız evlerine hediyeler getirerek, damada ve geline takılar
takarak yeni kurulmakta olan aile ocağına maddi yardımlarda bulunurlar.

Türk milletinde hayatın her safhasında
olduğu gibi ölüm hallerinde de sıkı bir yardımlaşma ve dayanışmanın olduğunu
görüyoruz. Cenazenin kaldırılmasından geride kalanların akıbetine kadar her şey
düşünülür. Öyle ki, ölünün toprağa gömülmesi bile bir yardımlaşma vesilesi
sayılmıştır.

Uygur Türkleri’nde ölümden üç gün sonra,
ölünün aile fertleri ve yakınları birlikte yemek hazırlarlar, mescidin imamı,
müezzini, cemaati ve ölü yıkayıcılarını davet ederler. Yemekler yendikten sonra
Kur’an okunur, ölünün giysileri ölüyü yıkayan kişilere verilir ve merasim sona
erer. Buna “üç nezir” denir.

Uygur Türklerinde cenazenin yedinci günü
yasçılar özel hazırlıklar ile yemekler pişirerek erkekli kadınlı misafirleri
ağırlarlar.

Orta Anadolu’da ise yedinci gün ayrı bir
yemek verilmez. Cenazenin defninden sonraki ilk Perşembe günü çokça un helvası
yapılır. Cuma günü mevlit okutulduktan sonra cami cemaatine ve yasa gelenlere
ikram edilir.

Uygurlarda cenazenin kırkıncı günü “Kırk
Nezir” verilir. Kırk nezir de “Yedi Nezir” gibi büyük sofralar kurularak
yapılır. Kırk nezir günü vefat eden kişinin çocukları, akrabaları karşılıklı
hediyeler takdim ederler. Bu da yasın tamamlandığı manasına gelir. Erkek
yasçılar tıraş edilir, kadın yasçılar birbirlerinin saçlarını tararlar. Vefatın
birinci senesinde “yıl nezir” verilir. Buna da herkes davet edilir.

Nüsha Dergisi. Yıl: 2, Sayı: 5. (s. 163 –
171). 2002