Rüdiger Safranski – Bir Alman Üstat Heidegger

Rüdiger Safranski – Bir Alman Üstat Heidegger

Kendini gökyüzünün enginliğine açmak ve aynı zamanda yeryüzünün karanlığında kök salmak.

Zaman dönüşeni çeşitlenendir; Sonsuzluksa sadece kendisini muhafaza eder. (Meister Eckhart)

…felsefenin ölümü kalımı hakkında karar verecek yöntemsel bir yol ayrımında, bir uçurumun kenarında bulunuyoruz; ya hiçliğe, yani mutlak şeyselliğe ya da başka bir dünyaya veya daha doğrusu dünyaya henüz ilk defa sıçramayı başaracağız.

Yaşanan anın karanlığının aydınlatılması, son sınırda felsefi bir lirizm gerektirir.
Şiire bu nedenle ihtiyaç var.

Martin Heidegger, hayatı Tanrı’dan koparır.

Yaşamak ihtimam göstermedir.

İlgilenmek kendi etrafında mekânsal ama hepsinden önce de zamansal bir ufka sahiptir. Her eylem iki başlıdır. Bir yüzü geleceğe, diğeri geçmişe bakar. Geçmişte hiçbir şeyi kaçırmamış olmak içninsan geleceğiyle ilgilenir.

Hayat der Heidegger, kendi üzerine çekilip geri alınmalı ve sonra kendi kendinde ve başka bir yerde de tutunacak bir şey bulamayacağını fark etmelidir. Heidegger hayatın kendi kendine şeffaflaşmasını, onun huzura kavuşturulması anlamına geleceği yanlış anlamasını bertaraf etmek için büyük çaba gösterir. Tam tersine: Felsefe artırılmış huzursuzluktur. O sanki yöntemli olarak icra edilen huzursuzluktur.

İnsan dünyasını, içinde kendini tekrar tanıyamayacağı bir şekilde kurar, insanın kendini gerçekleştirmesi, kendini köreltmesidir.

Felsefi sorunun nesnesi, bu soru tarafından Varlık niteliği sorgulanan insan Dasein’ıdır.

Varoluş; taşlar, bitkiler ve hayvanlardan farklı olarak, kendi kendisiyle ilişkide bulunan bir oluştur.

Felsefenin en büyük imkânı, Heidegger’in ontoloji dersinde söylediği gibi, Dasein’ın kendisi için uyanık olmasıdır.

Felsefe, uyanık bir Dasein’dan başka bir şey değildir ve bu yüzden de Dasein kadar endişeli, Dasein kadar sorunlu ve Dasein kadar ölümlüdür.

(Sein und Zeit) Önsözde iki anlamda varlığın unutulmuşluğundan yakınılır. Varlığın ne olduğunu unuttuğumuz gibi, unuttuğumuzu da unuttuk. İşte bu yüzden, varlığın anlamı sorusunu tekrar sormak gereklidir, ama unuttuğumuzu da unuttuğumuz için, bundan da önce ilk başta bu sorunun anlamı tekrar anlamak gereklidir.

Felsefe yapanın ortaya koyabilecek neyi vardır? Cevap: Kendi korkusu ve sıkıntısı, vicdan çağrısını duyması. Hakiki duyum anlarından başlamayan bir felsefe yapma biçimi, köksüz ve nesnesizdir.

Korkunun içinden geçerek insan yeniden dünyaya gelebilir.

Dasein’ın metafiziksel temel olayı, demek ki şudur; Dasein hiçliğin içine doğru aşabilmesi sayesinde, varolanın tamamını, hiçliğin gece karanlığından varlığın aydınlığına çıkan bir şey olarak tecrübe edebilir de.

Hiçin kökensel barizliği olmaksızın, (aynı yerde) kendi oluş ve özgürlük de olmaz.

…Güneş, en yüce hakikat imgesidir. Ama bu hakikat nedir? Platon’a göre; iyiliktir. Peki, iyilik nedir? İyilik güneş gibidir. Bu iki anlama gelir. Birincisi şeyleri görmemizi sağlar, şeylerin bilinebilmesini ve böylece bilgimizi mümkün kılar; ikincisiyse, olan her şeyin oluşmasını, büyümesini ve serpilmesini sağlar.

Heidegger için Varlığın anlamı zamandır, yani geçip gitmek ve olup bitmektir. Onun için kalıcılığa dair bir Varlık ideali yoktur ve düşünmenin ödevi, insanı zamanın geçip gitmesine duyarlı hale getirmektir.

Hakikat doğruluktur, bir bilginin bilinene uygunluğudur.

Sanat resmetmez, görünür hale getirir.

Heidegger sanatı, hakikatin iş başına geçirilmesi olarak adlandırır.

Çeviren: Ali Nalbant
Kabalcı Yayınevi, Eylül 2008