Platon – Phaidon

Platon – Phaidon – ΦΑΙΔΩΝ

Phaidon, Sokrates’in
ruhun ölümsüzlüğü üzerine ve Kebes ve Simmias adlı iki Atinalı dostunun karşıt
görüşlerini çürütmek üzere sunduğu kanıtlamalardan oluşur.

Zıtlıklardan gelme ve
zıtlıklara gitme üzerinde yoğunlaşan ilk argümanda, karşıtların birbirinden doğduğu
genel prensibinden hareketle Sokrates, hayatın ölümden, ölümün hayattan doğduğu
sonucuna varır. Ancak, Sokrates’in bu argümanı, ölümsüz bir ruhun

varlığını kanıtlamaya
yeterli değildir. “Canlı olma”nın tam karşıtı, Sokrates’in iddia ettiği gibi,
“ölüm” değil, “hayatta olmayan” ya da “cansız” olabilir. Bu sıkıntıyı Platon,
anımsama argümanıyla aşmaya çalışır. Ancak bu tez de bizi düalizme götürür:
Çünkü eğer birisinin ruhu, onun bedeni var olmadan var olabiliyorsa o zaman,
bir insanın ruhu ile bedeninin eşdeğer olması imkansızdır. Platon bu konuyu Menon
adlı diyaloğunda uzun uzadı ele alır.

Kebes, ruhların biz
doğmadan önce varolduklarını kabul etsek de biz öldükten sonra varolmaya devam
edeceklerinden şüphe eder. Sokrates’in bu tereddüdü döngüsel(lik) argümanıyla giderir.
Bu argüman ölülerin yaşayanlardan doğduğu gibi yaşayanların da ölülerden doğduğu
ve doğan şeylerin bir daire çizercesine ölü şeylere hep tekabül etmesi
biçimdedir. Dinleyenler yine tatmin olmaz. Sokrates bu noktada beden ve ruhun
farklı niteliklere sahip olması gerektiğinden söz açar. Hangi şeyler dağılma ve
yok olma niteliklerine sahiptir? Bütün bileşiklerde bu nitelikler vardır. Yani
bir şey, başka bir şeyle birleşmişse, ondan ayrılabilir. Bileşik olmayanlar
için ise böyle bir sorun yoktur. Bileşik olmayan şeyler, duyularla
algılanamayan ve hep aynı kalan, değişmeyen şeyler olmalıdır. Şimdi bu noktada ruh
ve beden hangi kategoride olduğuna bakmamız gerekir. Beden bileşik olana ruh
ise bileşik olmayan kategorisine aittir. Böylece ruh ve bedeni birbirinden
kesin olarak ayırmış olduk. Bu argümanın kabul edilebilmesi için peşin olarak
ruh ve bedenin varlığını kabul etmemiz gerekiyor, dolayısıyla kesin ve tatmin
edici bir akıl yürütme sunulmuyor.  

(Zihin
Felsefesi, Doç. Dr. Kamuran Gödelek, Anadolu Üniversitesi Yayını No: 2337, Ocak
2013, Eskişehir)

Notlar

(Ekherkrates)

Sokrates hapsedildiği
yerde zehri içtiği gün onun yanında kendin mi bulundun yoksa bildiklerini sana
bir başkası mı anlattı?

(Phaidon)

Ben kendim bulundum…
(57a)

(Ekherkrates)

Öylyse son demlerinde
ne söylediğini ve nasıl öldüğünü bize anlat…

Phliouslu hiçbir
hemşehrim yok…

Hiçbir yabancı da uzun
zamansan beri oradan gelmedi: Yalnız Sokrates’in zehir içtikten sonra öldüğünü
söylediler, bundan fazlasını bilmiyoruz. (57b)

Sokrates’in hükümden
çok zaman sonra ölmesi…

Bunun sebebi ne idi?

(Phaidon)

Atinalıların Delos’a
gönderdikleri geminin pupasına çelenk konulduğu güne rastlamıştı. (58a)

(Atinalılar) Delos’a
her yıl bir heyet göndermeyi Apollon’a adamışlar.

Bu haç töreni
başladıktan sonra, gemi Delos’a varıp Atina’ya dönünceye kadar şehrin temiz
kalmasını, hiç kimsenin öldürülmemesini bir kanun emreder. (58b)

İşte Sokrates’in hüküm
gecesinden ölümüne kadar hapiste uzun zaman kalması bundandır. (58c)

…gözlerimin önünde
bulunan adam, mutlu bir adamdı. (58e)

        
Orada kimler vardı Phaidon?

        
…Apollodoros’tan başka, hemşehrileri
Kritobulos ile babası Kriton, onlarla birlikte Hermogenes, Epigenes, Aiskhines,
Antisthenes vardı. Paianialı Ktesippos, Meneksinos, Atinalılardan daha başka
kimseler de orada bulunuyorlardı. Platon hasta idi sanırım. (59b)

        
…yabancılar da var mıydı?

        
…başta Thebaili Simmias olmak üzere Kebes
ile Faydondes, sonra Megaralı Eukleides’le Terpsion da orada idiler. (59c)

(içeri) girdiğimiz
zaman zincirleri çözülen Sokrates’le yanında oturan, kolları arasında çocuklarını
tutan pekiyi tanıdığın Ksantippe’yi bulduk. (59e)

(Sokrates) “Kriton,
şunu eve gönder” (Ksantippe’yi işaret ederek) (60a)

Dostların dedi,
insanların haz adını verdikleri şey görünüşte ne gariptir; onunla karşıtı
sayılan acı arasında ne tuhaf bağlantılar var. (60b)

Bana öyle geliyor ki
Aisopos bunun farkına varmış olsaydı, bir masal uydurur ve Tanrı bu iki düşmanı
birbiriyle barıştırmak istemiş ama becerememiş, bunun üzerine başlarını bir
yere bağlamış…

Sanıyorum şimdi
kendimde olup biten de böyledir. (60c)

(rüyalar) …hep aynı
şeyi söylüyorlardı: Sokrates, şiir yaz, güzel sanatlarla uğraş. (60e)

Felsefe, sanatların en
yükseğidir.

…hayatımı terk etmeden
önce bilincimi yükten kurtarmak için böyle manzumeler söyleyerek rüyanın emrini
getirmeyi daha uygun buldum. (61a)

Bundan sonra, bir
şairin, gerçekten şair olmak istiyorsa, sözlerini sıralamakla kalmayıp hayaller
kurması gerektiğini düşündüm.

İşte Evenos’a
söyleyeceğin budur Kebes. Bundan başka ona sağlık dilediğimi, aklı varsa vakit
kaybetmeden arkamdan gelmesini söyle. (61b)

Kebes şöyle dedi: O
halde anlat bize Sokrates, insanın kendi canına kıymaya hakkı olmadığını
söylemek için ne gibi kanıtlara dayanıyorlar? (61e)

Biz insanlar bu
dünyada kapalı bir yerde gibi bulunuyoruz ve oradan kaçıp kurtulmaya hakkımız
yok diye gizlenenlerde öğretilen söz bana pek yüksek, o derece de kavranılması
güç görünüyor. (62b)

…Filozofun mümkün
olduğu kadar ruhunu bedenle olan ilişkiden ayırmaya çalışacağını, bunda da
öteki insanlara benzemediğini görüyoruz. (65a)

…filozofun ruhu tene
hiç değer vermiyor, ondan kaçıyor ve kendisi ile baş başa kalmaya çalışıyor.
(65d)

Filozofların şöyle
düşünmeleri gerek: Evet, belki ölüm bizi amaca dosdoğru götüren yoldur, çünkü
araştırmalarımızda ten ile akıl beraber oldukça, ruhumuz böyle kötü bir şeye
bulaşmış bulundukça isteğimizin amacı olan şeyi, yani hakikati hiçbir zaman
elde edemeyeceğiz. (66b)

Ten bizi her neviden
istekler, tutkular, kuruntularla, bin türlü saçmalıklarla doldurur, öyle ki
haklı olarak denildiği gibi, bir an olsun onunla gerçekten düşünmek mümkün
olmaz. (66c)

Bütün bunlar, mal ve
para hırsından çıkıyor. Bizi mal ve para biriktirmeye zorlayan sebep ise
ihtiyaçlarının kölesi bulunduğumuz tendir. (66c/d)

…saf olmayan bir için
saf olan bir şeyi kavramak imkânsızdır. (67b)

…insanların, ölüme
kötülüklerin en büyüklerinden biri olarak baktıklarını biliyorsun,

…yürekli denilen bu
adamların ölüme katlanmaları, ondan daha büyük kötülüklerden korktukları için
değil midir?

Demek oluyor ki, bütün
bu insanlar, filozofları bir yana bırakalım, korkak oldukları, korktukları için
yüreklidirler. (68d)

(bilgelik) Yüreklilik,
ölçülülük, adalet, her şey ancak bununla satın alınır. …gerçek erdem bilgelikle
kazanılır. (69b)

…bütün doğan şeyleri
de incele, çünkü o vakit bütün şeylerin aynı şekilde, yani kendi karşıtlarından
–karşıtları olduğu zaman- doğdukları görülür. (70e)

Hayat ile ölüm,
birbirinin karşıtı iseler, o halde birbirlerinden doğuyorlar; iki oldukları
için de aralarında çifte doğuş vardır. (71c)

…bilmek, kazanılmış
bilgileri muhafaza etmek, onları unutmamaktan başka bir şey olmadığı gibi
unutmak adını verdiğimiz şey de Simmias, öğrendiğimizi kaybetmek değil midir?
(75d)

Ruh ve beden beraber
olduklarında tabiat, sonuncuya köleliği ve boyun eğmeyi, birinciye komutanlığı
ve efendiliği verir. (80a)

…felsefe ile
uğraşanlar istisnasız bütün ten isteklerinden korunurlar. (82c)

Fikirden tiksinmek

Hatırlamak

Ahenk

Duyu algıları

Şeylere gözlerimle
baksaydım onları duyularımdan biriyle kavramaya çalışsaydım, ruhumun bütün
bütüne kör olmasından korkardım. O zaman, fikirlere sığınmanın ve fikirlerin
içinde şeylerin hakikatini görmeye çalışmanın gerektiğine inandım. (99e)

Kendinden ve
kendiliğinden güzel, iyi ve büyük ve bu gibi şeylerin var olduğunu kabul ederek
bu noktadan hareket edeceğim. Benim gibi düşünürsen ve bu kendinden olan
şeylerin varlığını kabul edersen, bunlardan ruhun neden ölmez olduğunu açığa
çıkaracağımı ve o zaman sana göstereceğimi umarım. (100b)

Kendinden güzellik
dışında bir güzel varsa, bu şey ancak kendinde güzelden bir şeyler aldığı için
güzeldir. (100c)

Bir şeyin, kendisine
katıştığı şeyin kendi özüne katışmasından başka türlü doğamayacağından emin
olduğunu açıkça söylemeyecek misin? (101c)

…bedenin canlı olması
için kendinde bulunması gereken şey nedir?

Ruh dedi (Kebes)
(105c)

Öyleyse, hayatın
karşıtı bir şey var mı, yok mu?

Cevap olarak Kebes,
ölüm dedi. (105d)

…ölümü kendisinde
kabul etmeyene ne ad vereceğiz?

Ölümsüz dedi (Kebes)

O halde ruh
ölümsüzdür. (105e)

Yeryüzü çukurlarında
her zaman biriken suyu, dumanı ve havayı oraya toplayan aiterdir. (109c)

Göze alınması gereken
bir tehlike var; o da bu ölmezliğe inanmaktır. Bu tehlike gerçekten güzeldir.
(114d)

Bir dilin
yanlışlığının yalnız o dilin kendisine değil, ruhlara da kötülüğü dokunur.
(115e)

…bu içkiden birazını
bir tanrı üzerine döksem? Müsaade var mı, yok mu? (117b)

“Akslepios’a bir horoz
borçluyuz. Parasını ver, unutma!”

Kriton, peki olur
dedi… (118a)

Türkçeleştiren:
Hamdi Ragıp Atademir & Kemal Yetkin

Sosyal
Yayınlar, 2001