Philip Roth – Karşıt Hayat

Philip
Roth – Karşıt
Hayat

Roman,
bir olayın (olay adına bir şey de yok aslında romanda) farklı kurgularını
içeriyor. Aynı şeyi başka türlü anlatmak, olaylar öyle değil de böyle olsaydı
kurgu nasıl olurdu diye düşünmek yerine bu düşünceleri yazmak gibi. Her
olasılık farklı bir bölümün içeriğini oluşturuyor ve sonuç olarak edebi bir
saçmalık çıkıyor karşımıza. Neden saçmalık diyorum; çünkü bu tastamam
postmodern roman kategorisi için yazılmış bir metin (yani moda olan akım
postmodernizm olduğu için bu şekilde yazılmış bir roman).

Okura
neler sunuyor; bu tekniğin başarılı bir uygulamasını görüyoruz. Bunun yanı sıra
Nathan Zuckerman karakteri aracılığıyla yoğun şekilde Siyonizm var satır
aralarında. Bunlara ek olarak anlatacak hikâyesi olmadığı halde roman yazmak
(doğrusu, popüler olmak için yazar etiketiyle varolmak) isteyen elemanlar için
yazmak hakkında üstü örtülü çok fazla detay mevcut bu romanda.

Birinci bölüm, Basel

Nathan
Zuckerman’ın kardeşi Henry Zuckerman; bir diş hekimi, asistanıyla (Wendy)
ilişkisi var. Henry kalp rahatsızlığı geçiriyor. Tedavi sürecinde kullandığı
ilaçlar onu iktidarsız yaptı. Henry için erkeklik sorunu kalp rahatsızlığından
çok daha önemlidir. Bu mutsuzluk romanın ilk bölümünün hâkim temasıdır.

Henry, ilaç tedavisinin berbat yan
etkilerinden mustarip,

Henry artık sabah ereksiyonuyla uyanamıyor,
karısı Carol’la ya da (…) asistanı Wendy’yle ilişkiye girebilecek cinsel gücü
kendinde bulamıyordu.

…geriye kalan son tesellisi Nathan’ı tekrar
aradı…

Henry
bu sorunun çözmek için operasyon geçirir ancak masadan kalkamaz. Cenazesinde
şöyle bir aldatmaca gelişir; erkeklik sorunu yaşayan Henry eşini mutlu
edebilmek için operasyon geçirir ve eşinin mutlu etmek pahasına hayatını
kaybeder! Ne kadar da dokunaklı… Hâlbuki bütün bunlara sebep metrese olan
seksüel arzudur.

…bir erkek için diş kaybetmek ağır bir
deneyimdir. Erkek için bir diş, küçük bir penistir.

…bir an olsun bile bırakmazdı senin elini.

Şimdi bıraktı ama. Hepimiz burada onun
evindeyiz, oysa Henry orada, mezarlıkta.

İkinci bölüm, Yahudiye

Henry
bu defa operasyon geçirmemiş bunun yerine İsrail’de yaşamaya karar vermiştir.
Eşi Carol, Nathan’dan kardeşini geri dönmeye ikna etmesini ister. Nathan
kardeşini dönmeye ikna edemeden tek başına geri döner.

Ayakları yere âşık olamayacak adar sağlam
basıyor.

Üçüncü bölüm, Havada

Nathan
bindiği uçakta İsrail’de tanıştığı Jimmy ile karşılaşıyor. Jimmy uçağı
kaçırmaya teşebbüs ediyor. Nathan’la birlikte tutuklanıyor.

Jimmy: “Sır tutabilir misin? (…) bu uçağı
kaçıracağım” diye fısıldadı kulağıma.

“Öyle mi? Tek başına mı peki?”

“Hayır, seninle”

Jimmy daha silahı çantasından çıkaramadan,
biri koltuğunun arkasından üstüne çullanıp onu kafakola aldı.

Beni koridor boyunca yerlerde
sürüklenirken, insanlar koltuklarından kalkıyor, bazıları da “gebertin şunu!”
diye bağırıyordu.

Jimmy: “Nathan dedi ki… bana dedi ki “Bunu
al.” Ben de aldım ve uçağa soktum. Onu baba gibi görüyorum… bu yüzden yaptım.”

T.S. Eliot’ın nefis şiirindeki purolu küçük
Yahudi kimdi?

Dördüncü bölüm, Gloucestershire

Burada
roller değişir, kalp rahatsızlığı olan kişi bu defa Nathan’dır. Nathan, tıbbi
bir operasyona girmeyi düşünür. Yanında yaşadığı Maria ile evlenip İngiltere’ye
yerleşmeyi planlıyor. Operasyon sırasında ölerek yazarı bu kurgudan kurtarıyor.

Nathan’ın
cenazesindeyiz. Henry, Nathan’ın tüm aileyi rencide eden bir romanından dolayı
kızgın ve de kırgındır. Cenazeden sonra Henry, Nathan’ın dairesine gider.
Günlüğünü bulur ve yok eder. Burada Nathan’ın yazdıkları aracılığıyla romanın
bütününe dair bir değerlendirme okuyoruz.

…bir sürü ağaç ve kırlık… Yeşil,
Gloucestershire demektir.

Onu gömdüler

Nathan’dan geriye en fazla kabartma tozunun
konulduğu bir kutuya boşaltılacak kadarı kalmıştır.

Nathan’ın masasının ortasında, üzerinde
“Taslak No. 2” yazılmış bir kutu duruyordu.

“Basel” başlıklı ilk bölümde onun adını
kullanmış, güya onun başına gelmiş şeyleri konu almıştı.

Herkese ismiyle yer verilmişti.

…hikâyedeki her şey ya kuyruklu bir yalan
ya da gerçeklerin gülünç bir parodisiydi.

“Basel” Henry’nin kalp rahatsızlığı
üzerine… Nathan’ın değil… (s. 226-227)

İkinci bölüme “Yahudiye” başlığını
vermişti.

Bir başka sorunlu, değersiz “Henry” örneği
daha… (s. 228-229)

“Hıristiyaniye” başlıklı son bölüm, bütün
bunlardan kaçış hayali gibiydi.

“Taslak No. 1”i bulmak için etrafa
bakınarak bir saat daha geçirdi.

…bulabildiği tek şey (…) Nathan’ın (…)
Kudüs’te (…) tuttuğu günlük…

Beşinci bölüm, Hıristiyaniye

Nathan
ve Maria evlidir. Çift İngiltere’ye yerleşmiştir. Maria’nın annesi
anti-semitisttir. Yahudilik vs. konular etrafında geyiklerle bu bölüm devam
eder. Kayınvalidesiyle tartışan Nathan, Maria’nın da bu tartışmaya dâhil
olmasıyla birlikte mutlu birlikteliğini kaybeder.

Bu
son bölümde Maria, romanın bir kahramanı olarak Nathan’a sitemler eder ve
romanı terk ettiğini söyleyerek sahneden çekilir.

Maria ve ben (…) aramızdaki yaş farkından
dolayı (Maria 28 yaşında Nathan onun babası olacak yaşta) uyumsuz bir çift gibi
görünüyorduk muhakkak.

…herkesin Yahudileri sevdiğini sandığın
Amerika’ya geri dön!

(Maria)

Sevgili Nathan,

Ben çıkıyorum. Ben çıktım. Hayatından
çıkıyorum; ben kitaptan çıkıyorum… (s. 313)

The
Counterlife

Türkçeleştiren: Burç İdem Dinçel

Yapı Kredi Yayınları

Ocak 2015