Parmenides’in Teorisi

Parmenides’in Teorisi
Herşeyin değiştiği teorisinin yol açtığı birtakım güçlükler olduysa,
karşıt görüşün yani, gerçekliği meydana getiren değişmez
bir şeyin var olduğu görüşünün de neden olduğu önemli güçlükler
olmuştur. Bu ikinci görüş, M. Ö. 5. yüzyıl filozofu Parmenides
tarafından geliştirilmiştir. Parmenides gerçekliğin değişmez,
sürekli bir yapısının olması durumunda, onun varlığa gelemeyeceğini,
yok olup gidemeyeceğini, hareket edemeyeceğini, bolünemeyeceğini,
parçaları olamayacağmı, vb., savunuyordu. Bu yapı
gerçek olan, varolan veya Varlık ise eğer, o varlığa nereden gelmiş
olabilirdi? Ya Yokluğa (ve dolayısıyla, varolmayan bir şeye)
tekabül etmesi gereken başka bir şeyden, ya da bizatihi kendisinden
(yani, Varlıktan). Birinci alternatif, Parmenides “Yokluğun
olmadığı”nda, yani varolmadığında ısrar ettiği için, imkânsızdır.
İkinci alternatif ise, Varlığın yaratılmamış olduğu ve kendisinden
önce yine kendisinin geldiği, ve aynı argümana göre, onu bizzat
kendisinin izleyeceği anlamına gelir.
Aynı şekilde, Gerçeklik ya da Varlığın parçaları varsa eğer, bu
parçalar neler olabilir? Parçalar ya gerçektir ve dolayısıyla da
Varlıktır veya gerçek değildir. Gerçek değilseler eğer, o zaman
varolmazlar. Fakat birincisi geçerli ise, yani parçalar gerçekse, bu
takdirde parçalar bütünle aynı olup, Varlıktan fiilen hiç farklı
değildirler. Aynı argümana bir kez daha başvurulduğunda, Var –
lığın hareket edemeyeceği de görülebilir. O nereye hareket edebilir?
Ya var olana ya da var olmayana. İkincisi varolmaz, bu ne –
denle onun bir yeri de olamaz. Birincisi ise Varlıktır ve bundan
dolayı hiçbir hareket vuku bulmaz, çünkü Var olanın, Gerçekliğin
kapladığı yer dışında hiçbir yeri olamaz.
Bütün bunlardan çıkan sonuç, Parmenides’e göre, Varlık hakkında
tek bir şeyin söylenebileceği sonucudur: O vardır. Varlık
buna göre, hareket edemez, değişemez, onun parçaları yoktur, vb.;
hareket eder, değişir ve parçalara sahip olursa, bu takdirde o gerçek
olamayacaktır, çünkü var olmayan varolmayandır. Varlık
kendi kendisiyle hep aym kalmalıdır, çünkü her tür farklılık yokluğu
ihtiva eder, varolmayanı gerektirir. Parmenides’in teorisinin
söz konusu hiç de ilgi çekici olmayan özeti bağlammda ortaya
konabilecek yegâne hakikat şudur: “Varlık vardır, yokluk var
değildir.”
Bu süreklilik ya da değişmezlik öğretisi, gerçekliğin değişen,
büyüyüp gelişen veya tikel yönleri olamayacağı görüşüne götürürse
eğer, o zaman bizim içinde yaşadığımız ve çevremizde gördüğümüz
akış hâlindeki dünyanın statüsüne ne olur? Parmenides
gündelik yaşam ve deneyim dünyasmm Varlık ya da Gerçeklik
olmadığında, ve Varlık ya da Gerçeklik olmadığı için de, gerçekdışı
olması gerektiğinde ısrar ediyordu. O bir yanılsama olmalıdır,
çünkü fiilen varolamaz (yani, Varlık dünyasınm parçası olamaz).
Dünya parçalara sahipmiş, hareket etmekte ve değişmekteymiş
gibi görünür. Oysa o gerçekte bu özelliklerden hiçbirine
sahip değildir. Bundan dolayı, yanıltıcı veya hayalî görünüşler
dünyasmı bir kenara bırakmalı ve Varlığın Gerçek Dünyasını tefekkür
etmeliyiz. Parmenides’in argümanının mantığı, öyleyse,
temel bir problemi, geçerli mantıksal akılyürütmenin sonuçlarını
mı kabul etmemiz, yoksa, kendisini tutarlı bir biçimde açıklamayasak
dahi, deneyimin aşikâr delillerini mi tercih etmemiz
gerektiği problemini doğurur.
İtalya kıyılarında bir Yunan kenti olan Elea’dan gelen ünlü
matematikçi Zenon, Parmenides’in argümanını daha bile öteye
götürmüştür. O, gündelik deneyimimizin şeylerin hareket ettiklerini,
değiştiklerini ve parçaları olduklarını gösterir gibi görünmekle
birlikte, hareket, değişme ve bölünmenin, Parmenides-
‘in kullandığı türden bir mantık temeli üzerinde, gerçekte imkân –
sız olduğunu iddia etti. Deneyimin aşikâr hareket, değişme ve bölünmeleri
bir şekilde açıklanmaya çalışıldığında, bu kişiyi paradoksal,
yani çelişik veya sezgi-karşıtı sonuçlara ya da imkânsız
yargılara götürür. İşte bu nedenle, deneyimin görünüşteki olguları
gerçekdışı olmalıdır. Güçlüklerden bağışık olan biricik teori,
ona göre, Parmenides’in dünyanın sadece tek bir değişmez Varlık –
tan meydana geldiği teorisidir.