Parapsikoloji Nedir? Tanımı (Psikoloji)

0
42

PARAPSİKOLOJİ

Parapsikoloji genelde normaldışı, bilimin yasalarına göre açıklanamayan olaylarla uğraşır. Bu olaylar, Lochness canavarından UFO´lara (bilinmeyen uçan nesnelere), astrolojik tahminlere ve hayaletlere kadar geniş bir çeşitlilik gösterirler. Parapsikoloji teriminin ayrıca, oldukça sınırlanmış da olsa, dört ana olguya gönderme yapacak şekilde bir genel uygulanışı vardır. Bunlar:

  1. Telepati, uzak bir yerdeki başka bir kişi hakkında mantıksal düşünce ve bilinen duyuların katılımı olmaksızın bilgi edinme
  2. Clairvoyance (durugörü), telepatiye benzer şekilde, ama kişiden daha çok bir nesne veya olay hakkında bilgi edinme;
  3. Precognition (önceden bilme), bilgi edinmeye benzer bir durum, ama bilgi, birinin iki hafta sonra öleceği veya ileride bir kaza olacağı gibi, yalnızca gelecekte varolacaktır;
  4. Psikokinezis, insan zihninin, doğrudan doğruya arzulamayla, bir fiziksel gücün aracılığı olmaksızın başka bir kişi veya olay üzerindeki etkisi.

Kendiliğinden olan parapsikolojik olgular yüzyıllardır bilinmektedir, ama bunların doğası gereği bilimsel bir incelemeye konu olmaları zordur. Çünkü bu verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmeleri imkansız­dır. Bir kimse rüyasında belirli bir atın şampiyonluğu veya belirli bir takımın kupa finalini kazanacağını görebilir; eğer at veya takım gerçekten bu başarıyı elde ederlerse, bu, önceden bilmenin bir işareti olarak yorumlanabilir. Ancak kaç kişinin önce bitiren atı veya takımı rüyasında yanlış gördü­ğü bilinemez. Yine aynı şekilde, sözkonusu atın veya takımın kazanma ihtimalinin gerçekte ne kadar olduğunu da bilemeyiz. Böyle hikayeler sezgi düzeyinde bazı insanları ikna edebilir, ama bilimsel bir değerleri yoktur. Bir başka zorluk da böyle hikayelerin genellikle olaydan sonra yaygınlık kazanmasıdır ki, bu nedenle olayı önceden gösteren rüyanın gerçek olup olmadığı bilinmez. Rüyanın ciddi bir biçimde önceden bilmenin kanıtı olarak alınabilmesi için olay öncesi yazılı belirlemelere gerek var­dır.

Böyle kayıtlar yapılmıştır. 1966´daki Aberfan felaketini ele alalım. Kömür ocağının çökmesi sonucu Solh VVales´teki bir madenci kasabası çöküntünün altında kalmış, 128 çocuk ve yetişkin ölmüştü. Bir takım insanlar tanıkların huzurunda rüyalarında veya felaketi doğru bir biçimde tarif eden başka sezgi yollarıyla olayı önceden bildirmişlerdi. Literatürde tanımlanan birçok başka yerel olgu böylece kendiliğinden olan parapsikolojik olayı bilimsel bir çalışma için kabul edilebilir bir hale getirdi.

Bilimsel olarak daha ikna edici olan, şüphesiz laboratuvarda elde edilen deneysel kanıtlardı. Birçok örneği olan bu deneysel kanıtların ilkini Amerikalı biyolog Joseph Banks Rhine Duke Üniversitesinde birinci parapsikoloji laboratuvarında başlattı. Onun çalışmalarının çoğu her biri beş farklı sembole (daire, yıldız, dalgalı çizgi, haç işareti ve kare) dayanan yirmi beş kartla paketler kullanarak yapılmıştı. Deneklerden, her karttaki sembolü, bir çok farklı şart altında tahmin etmeleri istendi. Şüphesiz beşte bir oranında doğru tahmin etme ihtimali vardı ve bundan daha yüksek bir orandaki tahmin etme değişimlerini istatistiksel olarak değerlendirmek mümkündü. Değerlendirme, deneyi yapanın verilen karta, deneğin tahmin gücüne (telepati) veya deneğin önüdeki kart yığınına bakmasıyla yapılıyordu, ama kimse kartların yüzlerine bakmıyordu. Denek verilen sırayı yüksek sesle söylüyordu (durugörü). Önceden bilme deneylerinde denek kartlar karıştırıldıktan sonra yirmi beş kartın sırasının ne olacağını yüksek sesle söylemek zorundaydı; deneğin söyledikleri kaydediliyor, deneyi yapan kardan daha sonra karıştırıyor ve sonuçtaki sıralanış, karıştırmadan önce denek tarafından söylenenlerle karşılaştırılıyordu. Bu işlemlerde birçok kombinezon ve incelik gerektiren değişiklikler vardır. Yine de işlemlerin bütünü üzerinde, özellikle özgün hünerleri bulunan çok az sayıdaki marifetli denek tarafından rastlantı üstü sonuçlar elde edilebildiğinin birçok kanıtı bulunmuştur.

Rhine ve arkadaşları psikokinezisi ya deneycinin attığı, ya da otomatik olarak dönen bir kutunun içinde bulunan bir zar aracılığıyla test etmişlerdi. Denekler zarı ya yüksek veya düşük (6 veya 1) bir sayıya getirmek için etkilemeye çalışmışlardı. Literatürde yayınlanan verilen bir çok olguda rastlantıüstü sonuçların elde edildiğini gösteriyordu. Bu veriler, bazan ESP (duyu ötesi algı) veya PSI olarak adlandınlan parapsikolojik olayların lehine doğrudan bir kanıt olarak kabul edilmek zorundaydı.

Olguların tahmin edilebilirliğini, iyi bilinen psikolojik yasalarla gösteren dolaylı kanıt tipleri de vardır. Bütün bu test tiplerinde oranların hesaplanmasında, çalışma süresini aşmaktan kaçınma, bir başka deyişle bir tür yorgunluk etkisi olduğu bulunmuştur. Kişilik ve tutum gibi güdüleyici etkenlerin önemi kanıtlanmıştır. Dışa dönük kişilerin, içedönük kişilerden (testleri) daha iyi yapmaya eğilimli oldukları gibi, PSI´nin varlığına inanan insanlar, inanmayanlardan daha iyi yapmaya eğilimli olmuşlardır.

Rhine´nin öncü çalışmalarını yaptığı günlerden beri çok fazla sayıda araştırma yapılmıştır. Bunların çoğu otomatik işlemlerin tasarlanması ve onların hatasız yapılmalarıyla ilgilidir. Örneğin Helmud Schmid rastgele hedefler ortaya koymuş, deneğin tahminlerini kaydetmiş ve bilgisayarla bütün uygun verileri saptamıştır. Stronyum 90 izotopunun radyoaktif azalması PSI testlerinde kullanmak üzere rastgele hedefler ortaya koymak için kullanılmıştır. Makinesinin yardımıyla Schmid, birçok kişinin böyle emisyonlar olsa da, olmasa da tahmin yapabildiğini göstermiştir. Verilerin toplanması ve analiz edilmesinin bütünüyle otomatik olan niteliği, şanstan uzaklaşmaya neden olabilecek herhangi bir rastlantısal veya kasıtlı hatayı engellemektedir.

Parapsikolojik inançların eleştirileri hile ihtimalinin her zaman varolduğunu, daima pozitif veriler onaya çıkartan kusursuz laboratuvar işlemlerinin eksikliğini, kopya çıkarma ve analiz etmedeki hata ihtimallerini; bu tür verilerin istatistiksel analizlerinin yapısında olan güçlükleri; en iyi deneklerde bile parapsikolojik yeteneklerin artıp azaldığının görüldüğünü belirtmektedir. Yakın zamanlardaki gelişmeler bu eleştirilerin çoğunun üstesinden gelmiştir; artık parapsikologların istatistikleri ve deneysel kontrolleri kullandıklarından veya otomasyon aracılığıyla hataları ortadan kaldırdıklarından şüphe edilmemektedir. Hile, bütün bilimsel deneylerde de her zaman varolan bir tehlikedir ve parapsikolojik deneylerde de hile yapıldığı kanıtlanmış olay­lar vardır. Ancak tanınmış yüzlerce bilim adamının anlamsız veriler üreterek iyi ko­numlarını riske sokabileceklerini, kasten kamuoyunu kandırabileceklerini düşünmek imkansız gibi görünmektedir. Bu noktada şüphesiz her denek kendi başına karar vermek zorundadır.

SBA