Mustafa Armağan – Osmanlı’nın Kayıp Atlası

Mustafa
Armağan – Osmanlı’nın
Kayıp Atlası

Osmanlı tarihinin Livingstone’u olmadan
Braudel’i olmayacaktır.

Birinci bölümde, Osmanlı gerilemesi tezi
çeşitli açılardan çürütülüyor.

İkinci bölüm, Osmanlı toplumunun (…)
değişebilen ve değişmesini bilen bir toplum olduğu gerçeğini vurguluyor.

Üçüncü bölüm, Osmanlı-İslam şehrinin hangi
ilkelere dayandığını belirlemeye girişiyor.

Son bölüm 4 Osmanlı aydınının hayatlarına
yeni bir yaklaşımla eğiliyor (Şeyhülislam Karaçelebizade Abdülaziz Efendi, Vanî
Mehmed Efendi, Niyazi Mısrî, Sabatay Sevi).

Yükseliş döneminde hep başarı notu (+)
yeniçerilerin / gerileme döneminde ise sistemin olanca olumsuzluklarının
faturası (yine yeniçerilere kesilir. (s. 23)

1683 Avusturya savaşında Osmanlı
tüfeklerinin bazılarının kondüsyonunun rakiplerininkinden daha üstün
olduğu görülmüştür (netice itibariyle bu savaşın sonunda Osmanlı Devleti, tarihinin
en ağır hezimetlerinden birini yaşadı, demek ki 3-5 tüfeğin kaliteli olduğunu
ima etmekle ilerleme sağlanmıyor, tarih değişmiyor). (s. 28)

Dönemleştirme şablonu / alışkanlığının
kendi tarih geleneğimizin bir parçası olmayıp “oryantalistleşmemiz” ile ilgili
olduğunu tespit etmek önemlidir.

Despotizm, iki bin yıl boyunca Batı’da
kendisi gibi olmayan bazı sistemleri karalamak amacıyla kullanılmış bir terim.

Aristoteles / Aristoteles’e göre despotizm,
Asyalı barbarlara has bir yönetim biçimidir.

Ona göre tabiatı icabı köle olan Asyalı
sürüler, tek bir kişinin yönetimi altında yaşamaya alışkındır.

Valensi’ye göre Doğu despotizmi, Batı’nın
iktidar fantasmasını tatmin etmek uğruna kendisi dışındakilere, Doğululara
yansıttığı bir imajdan ibarettir.

Despot nasıl Avrupa iktidar tutkusunu ele
veren bir icatsa, Harem de şehvet tutkusunu ele veren bir fantazidir. (s. 51)

1838 İngiliz-Osmanlı Ticaret Antlaşması /
yeniçerilerin yok edilmesinin hemen sonrasına denk gelmesi hoş bir tesadüf…

Levant Company’nın ancak 1826’dan yani
Yeniçeri Ocağı imha edildikten sonra sularımıza girebildiği bilgisine ne
dersiniz? (s. 63)

“Amaca uygun bir geçmiş zaman yoksa her
zaman için yeniden icat edilebilir.”

Eric Hobsbawm

İlk Türk denizaltısı / 1887’de suya indi.

İkincisi (Abdülmecid adıyla) 1888’de suya
indi.

Florence Nightingale

Kırım Harbi İstanbul’u kurtarmak için
yapılmıştır ama sonuçta hiç de hesapta olmayan biçimde Tanzimat’ın getirmek
istediği Batılı insan tipinin kanlı canlı numunelerini İstanbul’un
mahremiyetine sokmak suretiyle ciddi bir kırılma etkisi yaratmış, bir yerde
Tanzimat’ın “Tatlısu Frengi” tiplemesinin ilk örneğini, Türk aydını, Kırım
Harbi yıllarında önünde hazır bulmuştur. (s. 92)

Florence Nightingale, gönüllü hasta bakıcı
olarak 38 hanım yoldaş bulup Üsküdar’a yollanır (24 rahibe + 14 hemşire).

(Aynı dönemde) Jamaikalı Mary Seacole /
gönüllü olarak cepheye gitmek için savunma bakanlığına müracaat eder, ancak
geri çevrilir.

Seacole, Üsküdar’a kadar gelir, Florence
Nightingale ile görüşür. Onun ekibine katılmayı arzu ettiğini söyler ancak ret
cevabı alır.

Seacole, tamamen kendi imkânlarıyla Kırım’a
gitmiş, cephede askerin yanı başında (…) çırpınmıştır.

Florence Nightingale tifo ve dizanteri gibi
öldürücü olmayan hastalıklara uyguladığı yanlış teşhis ve tedavi yüzünden 15
bin İngiliz askerini ölüme yollamıştı. (s. 95)

Cevdet Paşa

Paşa’ya göre din adamları matbaanın
gelmesine karşı çıkmak bir yana aksine onun en büyük destekçileri olmuşlardır.

Vankulu Lügati’nde 11 âlim takriz kaleme
almıştır.

Braudel

Patrona Halil İsyanı

Abdi Tarihi, Patrona İsyanı’nı (…)
başarıyla aktaran bir metindir.

Lâle Devri

Weber

Ona göre ekonomik açıdan şehir, geçimlerini
ziraattan ziyade ticaretten sağlayan insanların yerleşimleriydi.

Şehir / üretici, tüketici, ticarî şehir.

Weber’in şehir hakkındaki incelemesi,
Protestan ahlakı üzerine yazdığı meşhur kitabının mütemmim cüzü mahiyetindedir
ve dikkati hep kapitalizmin nasıl doğduğu üzerinde odaklanmış gibidir.

İslam şehirleri kurumlardan çok insanı esas
almış şehirlerdir.

Gelenek Yayınları

Ekim 2004