Mizah ve İroni (Günlükler, Kierkegaard)

Her ikisi de kişinin dünya ile geçinememesine bağlıdırlar. Bu dünya ile geçinememe ilk olarak kişinin dünyaya önem vermemesiyle mizah yoluyla, sonra da kişinin, aksine dünyayı etkilemeye çalışması, ancak aynı nedenle dünya tarafından hor görülmesiyle hafifletilir.

İroni ve tevekkül, birbirine zıt kutuplar

Kadim insanlara göre kutsal sürekli olarak dünyaya karışıyor, onunla birleşiyordu, bu nedenle ironi yoktu.

Schleiermacher Hıristiyanlıkta stoacılık olarak yeniden doğar.

“İstiyorum -ki- hayır, hiçbir şey istemiyorum. Amin”

Trajik ile komiği de birleştirdim; espri yapıyorum, insanlar gülüyor, ben ağlıyorum. 14.07.1837

Bütün dünyayı yarattığında tanrı ona baktı ve iyi olduğunu gördü. İsa çarmıhtaki ruhunu teslim ederken, şu sözler duyuldu; “Tamamlandı” 09.06.1837

Birey bir şeyin üzerine çıktığı ve aşağıya baktığı zaman ironiyi geride bırakır. Çünkü sonunda kendisinin üzerine yükselmiştir. Ve o yükseklikte kendisinin hiçliğini görebilir ve böylelikle kendi gerçek yüksekliğini bulabilir. 02.06.1837

İnsan sahip olduğu özgürlüklerden pak yararlanmıyor; örneğin düşünce özgürlüğünden yararlanmayıp, onun yerine konuşma özgürlüğü talep ediyor.

Paradoks, entelektüel yaşamın otantik pathos’udur ve ancak büyük ruhların tutkulara eğilimli olması gibi, yalnızca büyük düşünürler paradokslara eğilimlidirler. Bu paradokslar (aslında) henüz tamamlanmamış büyük düşüncelerdir.

Hegel, felsefesinin yakın geçmişinin neredeyse dilin düşünceyi gizlemek için varolduğu (çünkü düşünce das ding an sich’i ifade etmez) fikrine gerçeklik kazandırdığı bir dönemde, en azından düşüncenin dilde içkin olduğu ve dilde geliştiğini gösterdiği için itibar görmeyi hak etmektedir. Öteki düşünceler sürekli olarak şey’le uğraşıp duruyordu.

Gözyaşı dökmeksizin bir günüm bile geçmedi.

Beni teselli eden tek şey; ölmek üzere yattığımda, son saatimde, yaşadığım sürece yapmayacağım bir şeyi, aşkın beni mutlu ettiği kadar mutsuz da ettiğini itiraf etme cesaretini bulacağımı bilmek.

Hıristiyanlığın kavramı paradokstur.

Dost, filozofların gerekli öteki olarak adlandırdıkları şey değil, gereksiz ötekilerdir.

Her şeyden önce birisini mutsuz etmek çok ağır ve onu mutsuz etmenin, onu mutlu etmek için neredeyse umut olduğunu bilmek çok daha ağır geliyor.

Çelişki, komiğin bir kategorisidir.

Ölümünden sonra hiç kimse yazdıklarımda (bu benim tesellimdir) gerçekten yaşamımı neyin doldurduğuna ilişkin en küçük bir bilgi bile bulamayacak, en iç benliğimdeki her şeyi açıklayan yazıtı bulamayacak; Halbuki bu yazıt, sıklıkla dünyanın önemsiz şeyler olarak adlandırdığı şeyleri benim için muazzam önemli olaylar haline getirmekte ve bu olayların içinde saklı, onları açıklayan gizli notu aldığım zaman o olay benim içinde önemsiz hale dönüşmektedir.

Melankoli uyandı, kahraman geri çekildi.

Çünkü bütün dünya ile mücadele edebilirdi; fakat kendisiyle değil. Aşkı onu ilk anda tarif edilemez derecede mutlu etti; ama zamanı düşündüğü anda mutsuzluğa düştü.

Neden Kant nicelikle başlarken, Hegel nitelikle başlar.

Çünkü eğer dünya tarihinde bir hareket varsa, bu ilahi takdire aittir ve insanın bu konudaki bilgisi son derece eksiktir.

Filozof olmak bir şair olmak kadar iyi bir farklılıktır.

Bilgi imandan yüksek midir?
Hiçbir zaman.

Düşünce tamamıyla tüketildiği anda iman başlar.

Yunanlılar benim teselli kaynağım olmaya devam edecek. Lanetli yalancılık, bitmek bilmeyen imalar ve ihanetler vu Yunan felsefesinden şu ya da bu tekil pasajın alınarak sergilenmesi ve çarpıtılması, Hegel’le birlikte felsefeye girdi.

Bir yarayı açık tutmak daha sağlıklı olabilir. Sağlıklı ve açık bir yaranın kapatılması zaman zaman daha kötü olabilir.

İroni, içe doğruluğun sonsuz derecede kişinin kendi benin vurguladığı etik tutku ile dışsal olarak (kişinin kişisel ilişkilerinde) sonsuz derecede kişinin kendi benini soyutladığı eğitimin kombinasyonudur.
(Eğitim kelimesinin etik tutkuya dikkat etmemesini sağlar ve sanatın yattığı yer burasıdır; etik tutkunun gerçek sonsuzlaştırılmasının dayalı olduğu yer burasıdır)

Aslında varoluş, saf mantığın akışını önleyen ayrımın ta kendisidir.

Yalnızca okuyarak yaşamdan bıktım.

1846/47
Kasım 1847’de Regine, F. Schlegel ile evlendi.
Bu dönem 28 Aralık 1847 tarihinde bir esere “The Sicknes unto Death” Ölüme Götüren Hastalık adını verme fikrine göndermeyle sona erer.

Günümüzde yazar ne kadar bayağı ise geliri o kadar yüksek oluyor.

Spinoza, teolojik varoluş görüşünü reddeder.
…Şu sonucu çıkarır; bir şey hakkında bilgi yoksa, o halde o şey vardır.

Bir başlangıcı teşvik eden meraktır.
Kişinin sahip olduğı şey ise kararlılıktır.