Kazancakis – El Greco’ya Mektuplar

El Greco’ya Mektuplar

Duruyor, insanın yüreği gibi direnen ve mücadele eden ışığa son defa bakıyorum.
Gökyüzünü bulutlar kapladı, dudaklarıma ılık bir damla düştü, toprak koktu. Topraktan baştançıkarıcı bir ses yükseliyor; Gel!… Gel!… Gel!…
Benim yolum budur, budur insanın yolu, başka yol yoktur.
Gücünün yetmediği yere git.
Savaştım, yaralandım, tereddüt ettim, ama kaçmadım! Korkudan dişlerim birbirine vuruyor ama, kanlar farkedilmesin diye alnımı kırmızı bir mendille sarıyor ve saldırıya geçiyorum. Ağır, doyurulması imkansız bir görev bu hayatım boyunca savaştım, hala da savaşıyorum, fakat karanlık hep kalıyor, yüreğin içine çöküyor ve mücadele yeniden başlıyor.
Yıldızlı gökyüzüne baktığım zaman, bazen çiçekli bir bahçeyi, bazen karanlık ve tehlikeli bir denizi, bazen sessiz, göz yaşları içinde yüzen bir simayı görür gibi olurum.
Gözlerimi açardım, Tanrı yok olurdu, Tanrı yoklur. Ama oyuncakları ellerimde kalırdı.
Dünyadan henüz ayrılmamıştım ama yavaş yavaş ondan kopuyordum.
Büyüdüm, ihtiyarladım ama asla anlayamadım.
Yeter ki beni hatırlayacak yürekler varolsun.
Ama aklımın nasıl açılıp gerçeğin sınırına yer değiştirttiğini ne kadar hissediyorsam, yüreğime o kadar acı doluyor ve taşıyordu. Hayat bana çok darmış gibi geliyor, beni içine almıyor, ölümü istiyordum, yalnız ölüm sonsuzmuş ve beni içine alabilirmiş gibi geliyordu. Hatırlıyorum, bir gün parlak bir güneş vardı. Ben vücudumu sağlam ve mutlu hissetmekteydim. Uzun, ümitsiz bir de mektup yazmıştım, vasiyetname gibi bir şey: dünya ya veda ediyordum..
Gençlik acıdır, alçalmayacak kadar acı, anlamaz bir insan, anlamnaya başladığı zaman da gençlik çekip gitmiş oluyor.
Hayatıma bir amaç veremezsem nasıl eyleme geçebilirim.
Dünya hiçbir şeye değmezmiş.
İbadet, etten daha fazla besleyicidir.
Bütün dünya yüreğime ağırlık veriyor, nereye gideyim.
Seni yakan ateşleri ışık yap
Sonra üfle
Onları söndür.