KANTÇILIK

220

 

KANTÇILIK

 

Genel olarak XVIII.
yüzyıldan günümü­ze kadar bir kısım düşünürlerin, Kant’in felsefe öğretisini
kendilerine çıkış noktası olarak alan düşünce eğilimlerine bu ad ve­rilir.
Kant’m aşkın idealizmiyle eleştirici bilgi teorisi bu eğilimlerin aldığı temel
ola­rak ortaya çıkmaktadır. Kant’ın felsefe öğretisini iki alan çerçevesinde
temel alanları üç ana akım içinde toplamak mümkündür: Klasik Kantçılar,
Kant-son-rası ve Yeni-Kantçılar.

1786’dan sonra Kant’m
felsefesini be­nimseyen gerek öğrencileri, gerekse yo­rumcuları şunlardır:
C.E.Schimid, L.H. Jakob, Tittel, S.Beck, Vaihinger. Aynı dönem içinde bazı
düşünürler Kant’a karşı eleştiriler yöneltirken, onun felsefi öğreti­sini aşma
çabasını da gösterdiler. Weisha-upt, K.L.Reinhold, SalamonMaimon, Sc-hulze,
F.H.Jacobi, Bardili, Herder bun­lar arasında yer alır. Bu filozoflar klasik
Kantçılık çerçevesinde kabul edilirler.

Kant’a karşı çıkma,
onun eleştirici felse­fesini aşma eğilimi, özellikle nesnenin a priori olarak
kurulmasına yönelme, Kant-sonrasi Fichte, Schelling ve He-gel’in büyük ve köklü
metafiziklerinin ku­rulmasını hazırlamıştır. Schelling’in “tabi­at
felsefesinin Alman romantizmini etki­lemesi bu bakımdan önemlidir. Roman­tizm,
kapsayıcı ve tanımlanması pek ko­lay olmayan, fakat temelde mekanikçi gö­rüşlere
karşı şiddetle karşı çıkan, hayat ve ruhu yücelten bir akımdı. Kant bu akımla­rın
ulaşacakları hedefleri aklî yollarla or­tadan kaldırmaya giriştiyse de, yine de
ge­riye başka bir araç, yani akıldan vazgeç­me kalıyordu. Kuşkusuz akıldan vazge­çen
kişiler, yani dünyanın bilimsel yön­den tasvirinin kuruluğundan sıkılmış olan­lar,
akla dayanan bilime karşı duyguyu, hayatı dinî temel alan hakikate ulaşmada
bilimin yönteminden başka yolların da bu­lunduğunu ileri süren şairler,
sanatçılar ve yazarlardı.

Yine Kant-sonrası
düşünce akışı içinde Hegel’in “diyalektik idealizmi”, Hegelcili-ği
etkilemesi yanında, tam karşıtı olan Marksizmin meydana çıkmasına da or­tam
hazırladı. Hegel, gerçekliği tez ve an-ti-tez ile senteze giden salt aklın
diyalek­tik gelişimi olarak tasarlar. Hegelci felse­fe temelde tümel bir
akılcılık yanında ro­mantik bir nitelik taşır. Fakat kısa bir sü­re sonra bu
idealizmin yerini, bilimi te­mel alan farklı sistemler alacaklardır. Söz­gelimi
Alman maddeciliğiyle birlikte Feu-erbach, J.Moleschott, L.Buchner, Kari Vog
gibi düşünürler ruhun varlığını bile inkar ederlerken, radikal bir determiniz­mi
savunuyorlardı.

XIX. yüzyılın İkinci
yarısıyla XX. yüzyı­lın başlarında gerçek Kantçı kritİzme yö­nelim başladı. Bu
hareket içinde Fran­sa’da C.Renouvier Cournot’dan başka, özellikle Fransa’da
Comte tarafından ku­rulup İngiltere’de J.S. Mili, Almanya’da E.Laas ve Jodl’un
temsil ettikleri poziti­vizm etkili olacaklardır.

Öte yandan bu dönemde
izafiyetçilik ve idealizmi temel alan Yeni-Kantçılık akı­mı ortaya çıktı. Bu
akımın Almanya’da temsilcileri Otto Lîebmann, F.A.Lange, A.Riehl’dir.
Yeni-Kantçılık İngiltere’de Thomas Hill Green tarafından yayılır­ken,
F.H.Bradley, B.Bosanquet ve J.Mc Taggart gibi idealistler de bu akımın etki­sinde
kaldılar. İtalya’da C.Cantoni, G.-Barzelotti, A.Chiappeli, Danimarka’da
Höffding bu akımın temsilcileri arasında sayılır. Ayrıca R.Avenarius ve
E.Mach’ın amprio-kritisizmİ, Fransa’da “bilimlerin eleştirisi” akımı
temsilcileri olan J.Lache-lier, E.Boutroux, H.Bergson, H.Poinca-re, P.Duhem de
farklı biçimlerde Yeni— Kantçılığın etkisini felsefelerinde yansıtır­lar.

XIX. yüzyılın
sonlarıyla XX. yüzyılda Al­man felsefesinin en etkili akımı olan
Ye-ni-Kantçüık, temsilcilerinin geliştirdiği felsefi öğretiler içinde ortaya
konulmuş­tur. Tek tek bilim dallarıyla dinin etkileri­nin yoğunlaştığı
Yeni-Kantçılığm bu aşa­masında temsilciler, birçok başka filozof­tan yararlanma
yolunu izleyerek kendi sis-temlerini oluşturmaya çalışmışlardır. Böy­lece
nesnel idealizme daha çok yaklaşa­rak, pozitivizm, deneysel eleştiricilik, ha­yat
felsefesi, fenomenoloji, Yeni-Hegelci-

Uk, varoluşçuluk ve
yeni-ontoloji gibi fel­sefi öğretileri hazırlamışlardır.

Yeni-Kantçılık
sistematik bakımdan iki okula ayrılır: “Marburg Okulu”, “Baden
Okulu” ya da “Güneybatı Freiburg Oku­lu” . Bu iki okulun dışında
ortaya çıkan, fa­kat sınırlı bir etki doğuran yeni-eleştirici-lik adıyla
bilinen bir akımı daha saymak gerekir. A.Riehl, Paulsen, Maier’in tem­sil
ettiği bu akım gerçekçi bir yaklaşımla Kant’ı tarihsel olarak doğrulamayı amaç­lamış,
öteki Yeni-Kantçılardakİ öznel-İ-dealist yorumları bir tarafa bırakarak
“kendinde şey”i Kant felsefesinin Özü ola­rak  almışlardır.  
G.Simmel,  J.Volkelt, L.Klages
gibi düşünürler de Yeni-Kantçı akım içinde sayılmaktadırlar. XX. yüzyı­lın
başlarında siyasi ideoloji üzerinde Bernstein, Adler, Vorlander gibi Yeni—
Kantçılar etkili olmuşlardır,

Yeni-Kantçıhğın okul
düzeyinde temsil­cisi olan “Marburg Okulu”mın başlıca
fi-zolofları  Hermann  Cohen,  
P.Natorp, Ernst Cassirer, K.Vorlander’dif. Bu okul Kant’in öğretisindeki
maddeci eğilimleri bir tarafa atarak, öznel idealizme bağla­nırlar. Felsefe,
öznel bilimlerdeki gibi bir yöntem ve mantıktır. Bilgiyi kavramsal ya da
matematiksel olarak tanımlayan Mar­burg Okulu, dış dünyaya verin bir şey ola­rak
değil, bilinç yoluyla kurulacak bir şey olarak bakarlar. Dolayısıyla felsefenin
ko­nusu bilimdir, bilime ilişkin düşünce de­ğil, bilim düşüncesidir. Bilgiyi
duyu verile­rinden ayırmaya ve bilmeyi sadece man­tıksal kavramlar üretmeye
dayandırırlar. Bu nedenle “Marburg Okulu”, “mantıkçı
idealizm” olarak da nitelenir.

“Marburg
Okulu”nun bilgi teorisinde Yeni-Kantçı önermeleri benimsemeyen “Baden
Okulu”, değer sorunu üzerinde durur.  
“Baden Okulu”nun temsilcileri

Wilheİm Windelband, Heinrich
Rîckert, E.Tröltsch ve B.Bauch’dur. Bunlara göre felsefenin temel sorusu
varlığa ya da nes­nel olana ilişkin değil, olması gerekene ilişkin bir sorudur:
“Dünya sorunundan Önce değer sorunu gelir”. Doğa bilimi yöntemi
yerine tarihsel yöntemi koyarak kültürel değerlerin ferdi gelişmesinin bili­mi
olarak tarih bilimini ele alırlar.

(SBA)

Bk. Diyalektik
Materyalizm; Hegelcilik; İdealizm.