James Hopwood Jeans Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

27

Başlangıçta bilimsel çalışmalarına konu olarak moleküler fiziğin kimi problemlerini seçen Jeans, çabalarını özellikle enerjinin eşit dağılımı ilkesinin özgül ısılara ve siyah cisim ışımasına uygulanmasında karşılaşılan sorunları çözmeye yöneltti. İçine dışarıdan hiçbir ışımanın girmesine izin verilmeyen ve iç yüzeyi hiçbir ışımayı soğurmayan bir boşluğa yerleştirilen sıcak bir cismin bütün enerjisini yüksek frekanslı bir ışıma biçiminde salacağını öne süren Rayleigh yasasında bazı hesap hataları bulmayı ve bunları düzelterek, bu yasaya kendi adının da eklenmesini sağlamayı başardı. Ancak aynı dönemde Planck, siyah cisim ışımasının küçük bir bölümünün yüksek frekanslı olacağını öne süren ve fiziksel gerçekliğe uygunluk açısından Rayleigh-Jeans yasasına oranla daha başarılı olan bir kuram geliştirmişti. Planck’m çağdaş fiziğin en önemli kavramlarından olan kuvantalara dayandırdığı kurama karşı önceleri klasik fizik kavramlarını savunmaya girişen Jeans bir süre sonra çabasından vazgeçti ve kuvantum kuramının üstünlüğünü kabul etti.

İlk kez 1902’de ilgilendiği büzülen ve dönen sıvı kütlelerin biçim ve kararlılığı problemine 1914’te yeniden eğilen ve bu konuda önemli araştırmaları bulunan George Darvvin’in (1845-1912) çalışmalarından yola çıkarak ulaştığı sonuçları Problems of Cosmogony and Stellar Dynamics’de toplayan Jeans, büzülen ya da açısal momentumu artan sıvı kütlelerin, Darwin’in de belirttiği gibi önce bir elipsoit, giderek bir iğ biçimini alacağını ancak bu biçimin Danvin’in savının tersine kararsız olacağını ve kütlenin iki parçaya ayrılacağını, kütlesi merkezinde yoğunlaşmış; olan gaz kütlesinin ise aynı etkiler altında, keskin kenarından madde salan bir mercimek biçimi kazanacağını öne sürdü. Bu sonuçlardan birincisini çiftyıl-dızların ikincisiniyse sarmal gökadaların oluşumunu açıklamakta kullandı.

Jeans aynı sonuçları gezegen dinamiğine uygulamaya girişince Laplace’m, patlamalar sonucunda ve merkezkaç kuvvetinin etkisiyle Güneş’ten kopan gaz kütlelerinin gezegenlere dönüştüğü görüşüne dayanan kozmogonisinin yanlış olduğu kanısına vardı. Laplace’ın gezegenlerin oluşumuna ilişkin kuramı daha önce de, özellikle Güneş sistemindeki açısal momentumun dağılımını açıklamaktaki başarısızlığı yüzünden eleştirilmeye başlanmıştı. Güneş sisteminin açısal momentumunun yaklaşık yüzde 98’ine gezegenlerin sahip olduğu, daha açık bir deyişle, sistemin merkezindeki Güneş’in, gezegenlere oranla çok küçük bir hızla döndüğü anlaşılmıştı. Açısal momentumun dağılımındaki bu olağandışılığı açıklamak yönünde en başarılı adımları atan astronom Chamberlin (1843-1928) olmuştu. Chamberlin, açısal momentumun dağılımındaki düzensizliğin nedeninin sistemin dışında olması gerektiğini düşünmüş ve gezegenlerin luşumuna yol açan etkinin Güneş’in oldukça yakınından geçen bir yıldızın kütleçekimi olabileceği sonucuna ulaşmıştı. Chamberlin’in görüşlerini yetkinleştirmeyi başaran Jeans, Güneş’in yakınından geçen bir yıldızın etkisiyle kopan parçanın iğ biçimini aldığını, daha sonra parçalandığını ve ikinci yıldızın çekim etkisi azalınca güneş sisteminin son biçimini aldığını öne sürdü. Jeans’ın astronomi dünyasında uzun süre etkili olabilen ve iki yıldızın birbirlerine yaklaşma olasılığının azlığı yüzünden evrendeki gezegen sistemlerinin çok az belki de tek olduğuna inanılmasını gerektiren bu kuramı bir süre sonra terkedildi.

Yıldızların iç yapılarına ilişkin araştırmaları da bulunan ancak, o günlerdeki gözlem olanaklarının kısıtlılığı yüzünden yalnızca varsayımlara dayanan kuramlar geliştirebilen Jeans’ın savlarının hemen hemen hiçbirisi kalıcı olmayı başaramamıştır.

• YAPITLAR (başlıca): The Dynamical Theory of Gases, 1904, (“Dinamik Gazlar Kuramı”); Problems of Cosmogony and Stellar Dynamics, 1919, (“Kozmogoni ve Yıldız Dinamiğine İlişkin Problemler”); Astronomy and Cosmogony, 1928, (“Astronomi ve Kozmogoni”); The Universe Around Us, 1929, (“Çevremizdeki Evren”).

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi