İşlevselcilik Teorisi

0
1654

 

VVeber, en ünlü çalışmalarından birisi olan Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı eserinde kapitalizm gibi bir ekonomik düzenleme biçiminin oluşumunda düşünsel ve dinsel nitelikte faktörlerin nasıl önemli bir rol oynadığını göstermeye çalışır.

İşlevselcilik olarak adlandırılan yaklaşım modern sosyolojide oldukça önemli bir yere sahiptir. Yukarıda görüldüğü gibi, işlevselcilik sosyolojide ilk olarak 19 yüz¬yılda Durkheim’ın çalışmalarında şekillenmiştir. Bu açıdan işlevselcilik toplumsal yaşamın incelenmesinde pozitivist sosyal bilim anlayışına dayalı bir yöntem benimsemiştir. Yirminci yüzyılda önce sosyal antropolojide A. R. Radcliffe-Brown (1881-1955) ile Bronislaw Malinowski (1884-1942) tarafından geliştirilen işlevselci¬lik, daha sonra Amerikan sosyolojisinde, özellikle Talcott Parsons ve Robert K. Merton tarafından geliştirilmiştir. 

İşlevselcilik toplumu birbiri ile bağlantılı parçalardan oluşan bir sistem olarak ele alır. Durkheim’ın toplumu biyolojik benzeşmeye dayanarak açıklamaya çalıştı¬ğını hatırlayalım. Modern sosyolojideki işlevselcilik de toplumu öz-düzenlemeye (self-regulation) sahip olan bir sistem olarak ele alır. Bu ise, biyolojik bir sistem gi¬bi, toplumun kendini koruma ve dengede olma gibi doğal bir eğilime sahip olma¬sı demektir. Bir başka ifadeyle özdiizenleme topluma çevredeki değişime karşı kurumlarını yeniden düzenleyerek dengesini koruma ve tekrar etkin şekilde işleme imkânı sağlar.

İşlevselciler biyolojik sistem gibi toplumsal sistemin de hayata kalabilmesi için karşılanması gereken bazı temel gereksinimleri olduğunu düşünürler. Bu gereksi¬nimler modern sosyolojide işlevselciliğe sistem yaklaşımı çerçevesinde önemli kat¬kılar sağlayan ve bir bakıma işlevselciliğin yapısal-işlevselcilik olarak da anılması¬na yol açan Talcott Parsons (1902-1979) tarafından sınıflandırılarak tanımlanır.

Parsons’un bir toplumsal sistemin hayata kalabilmesi için karşılanması gereken temel ge-reksinimlerini nasıl sınıflandırarak tanımladığını araştırınız.

Genellikle işlevsel ön-gereklilikler olarak adlandırılan bu gereksinimler top¬lumsal sistem içindeki parçalar tarafından karşılanır. Bu noktada işlevselciler sis¬tem içinde bütün parçaların uyum halinde bir araya gelerek bütünün hayatta kal¬masını sağlayacak bu gereksinimlerini karşılamak durumunda kaldıklarını savu¬nurlar. Böylece işlevselciler toplumu oluşturan her bir toplumsal öğe/parça/kurum ve pratiğin ancak toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasında bir role sahip olması durumunda sürekliliğini koruyabileceğini öne sürerler. Toplumu oluşturan kurum¬ları da söz konusu bu gereksinimlerin karşılanmasına yönelik olan katkıları açısın¬dan analiz ederler. Örneğin, işlevselci analiz açısından aile toplumda üreme ve toplumsallaşma, yani topluma yeni çocuklar kazandırma ve onları topluma uygun şekilde sosyalleştirme gibi temel bir işlevi yerine getirmektedir. Bu temel işlev açı¬sından ailenin vazgeçilmez bir toplumsal öğe olduğu varsayılır.

İşlevselciliğe göre toplumsal sistem hayatta kalabilmek için değişen çevre ko-şullarına uyum (adaptasyon) sağlamak zorundadır. Bu süreç içinde toplumsal sis¬tem adaptasyonun sağlanabilmesi için kendi içinde çok defa bölünerek çoğalma yoluyla farklılaşarak yeni öğeler ve işlevler geliştirir. Örneğin, toplumda devamlı olarak artan iş bölümü ve uzmanlaşma bu ihtiyaç sonucu ortaya çıkmaktadır.

İşlevselci sosyologlar toplumu işlevsel birlik hâlinde bütünleşmiş bir sistem ola¬rak ele aldıklarından dolayı daha çok düzen, denge, uyum, istikrar ve iş birliği öğelerine ilgi duyarlar. Modern işlevselci sosyologlar Durkheim gibi toplumun ha¬yatta kalması açısından zorunlu gördükleri düzen, denge ve uyumun toplumun geneli tarafından paylaşılan merkezi bir değerler sisteminden kaynaklandığını sa¬vunurlar.

Ancak işlevselciliğin toplumu gerçekte olmadığı kadar işlevsel bir birlik ve uyum hâlinde bütünleşmiş, çatışmanın da neredeyse hiç olmadığı bir sistem gibi sunması önemli eleştiriler almasına yol açmıştır. Bu eleştirileri dikkate alan bazı iş¬levselci sosyologlar işlevselci yaklaşımı daha esnek bir yaklaşım olarak geliştirmeye çalışmışlardır.

işlevselcilik evrimci bir toplumsal değişme teorisi sunar.

Parsons’un makro-boy teorisinin aksine sosyolojide kendi adlandırdığı şekliyle orta-boy bir teori geliştirmeyi amaçlayan Robert K. Merton (1910-2003) işlevselciliğin de en önemli olarak gördüğü açmazlarını aşmaya çalışmıştır. 

Merton’a göre işlevselci analizin en önemli açmazlarından birisi toplumu işlev¬sel birlik hâlinde bütünleşmiş bir sistem olarak ele alması ve dolayısıyla sistemde bozuk işlevsel olan öge yokmuş gibi hep olumlu işlevler üzerinde yoğunlaşması- dır. Bir başka ifadeyle Metron toplumların her zaman işlevsel bir bütünlük hâlinde işlemeyebildiklerini kabul ediyor.

Merton’a göre sistem içerisindeki herhangi bir öğenin olumlu olduğu gibi olum¬suz veya. bozuk bir işlevi de olabilir. Örneğin, dinin tüm toplumlarda birlik ve bü¬tünleşme yaratmak gibi olumlu bir işlevin yanı sıra, din savaşları örneğinde oldu¬ğu gibi, bölünme yaratma şeklinde bozuk bir işlevi de söz konusu olabilmektedir. Benzer şekilde bir toplumsal öğenin veya pratiğin bireyler tarafından bilinen ve amaçlanmış cıçık. bir işlevi olduğu gibi bireyler tarafından bilinmeyen ve açıkça amaçlanmamış gizil bir işlevi de olabilir. Örneğin, yağmur duasına çıkmış bir grup açısından yağmur duasının yağmurun yağmasını sağlama şeklinde açık bir işlevi vardır ancak aynı zamanda grup üyeleri arasında dayanışma yaratma şeklinde amaçlanmamış ve bilinmeyen gizil bir işlevi de vardır. Bunun dışında bir öğenin, örneğin yoksulluğun, toplumun hangi kesimleri için olumlu hangi kesimleri içinse olumsuz ya da bozuk işlevsel olduğunun analizi de oldukça önemlidir.

Amerikan sosyolojisinde özellikle 1940 ve 1950’li yıllarda oldukça etkili olan iş- levselcilik 1960’larin ortalarından itibaren Merton’un katkılarına rağmen yeni gelişen sosyolojik yaklaşımlar karşısında yeterince ikna edici bir toplum analizi yapamadığı gerekçesiyle etkisini yitirmeye başlamıştır. Bununla birlikte günümüzde işlevselcilik geliştirilmiş yeni biçimler altında etkisini görece sürdürmeye devam etmektedir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here