Haydarpaşa Semti, Garı, Tarihi/Tarihçesi, Hakkında Geniş Bilgi

27

İstanbul’un Anadolu yakasında semt.

Kadıköy-Haydarpaşa koyunun kuzey tarafında, Kadıköy ile Üsküdar ilçelerinin arasında yer alır. Osmanlılar döneminde önce bir mesire yeri olarak tanınmış. XX. yüzyılın başlarından itibaren de Anadolu demiryolu şebekesinin başlangıcına ait tesislerin kurulduğu bir semt olarak önem kazanmıştır. Haydarpaşa semti. Kadıköy’ün en yüksek yerinde Yeldeğir-meni mahallesinin bulunduğu tepe ile Numune ve Askerî hastahanelerinin iş­gal ettiği yüksekliğin arasında kalmak­tadır. Burada çok yakın tarihlere gelince­ye kadar geniş bir çayır ile gerilerden iki kol halinde inen bir dere bulunuyordu. İlk-çağ’da Himerios adıyla anılan Haydarpa­şa deresinin bazı eski haritalarda Ayrılık Çeşmesi deresi olarak adlandırıldığı gö­rülür. Kıyıda ise evvelce şimdiki duruma nisbetle çok daha içerilere kadar giren bir koy bulunmaktadır. Bölgenin yeni ya­pılaşması İle Haydarpaşa semtinin tabii topografyası çok değişmiştir. İlkçağ’da herhangi bir şekilde tanınmayan Haydar­paşa semti, şimdiki Kadıköy’ün yerinde kurulan Khalkedon’un kenarında ve bü­yük ihtimalle surlarının dışındaki araziyi teşkil ediyordu. Ayrıca destekleyici bir bilgi olmasa da Khalkedon’un nekropolü-nün surların dışında Haydarpaşa bölge­sine doğru yayıldığı düşünülebilir. Yalnız altmış yetmiş yıl kadar önce Kadıköy’den Selimiye’ye çıkan yol, Haydarpaşa garına yakın bir yerden demiryollarının üstün­den geçerdi. Burada tren ve kara nakil va­sıtalarının geçişlerini ayarlayan bariyerli geçidin yanındaki küçük yeşil sahada yek­pare taştan yontulmuş, üstünde akroter-li kapağı da olan sağlam durumda bir İlk­çağ lahdi dururdu. Bu lahit, eğer burada demiryollarının kurulması sırasında mey­dana çıkarılmışsa Haydarpaşa’daki nek-ropolün bir hâtırası olmalıdır. Fakat Bağ­dat demiryolunun yapımı sırasında tren hattının Anadolu içlerindeki güzergâhı üzerinde bir yerde bulunup buraya taşın­mış da olabilir. Khalkedon’un limanı da koyda olmalıydı. Bunun, İlkçağ’ın liman­larının hepsinde tesbit edildiği gibi iri ka­ba kayaların üst üste yığılması suretiyle yapılmış mendireği herhalde lodos dalga­larına karşı daha muhafazalı Haydarpa­şa tarafında uzanıyordu. Ancak burada gar binası ve önündeki rıhtımların inşası ile bütün izler kaybolmuştur.

Bizans çağında Haydarpaşa ile ilgili ol­ması muhtemel önemli bir yapı, Khalkedonlu Azize Euphemia için inşa edilmiş büyük kilise ile bunun yanında bulunan azizenin mezarıdır. IV. Ekümenik Konsil bu kilisede toplanmıştı (451). Bazilika ti­pindeki kilise, kaynaklardan öğrenildiği­ne göre kıyıdan 370 m. kadar içeride bir tepede yer aldığından günümüzdeki Yeİ-değirmeni mahallesinde bulunan Duate-pe sokağı civarında bir yerde olmalıdır. A. M. Schneider’in buranın Yeldeğirmeni tarafında olduğunu İleri sürmesine kar­şılık R. Janin Ayrılık Çeşmesi’nin yukarı­sında bulunabileceğini söylemiştir. Fakat bunları destekleyecek herhangi bir kalın­tı bulunmadığından kesin bir kanaat be­lirtmek mümkün değildir.

Haydarpaşa çevresinde Erken hıristi-yan döneminde kurulan dinî tesislerden biri de Azize Bassa adına V. yüzyıl içinde inşa edilen kilisedir. 536’da bunun yanı­na bir manastır yapılmış, ancak VI. yüz­yıldan itibaren bu manastıra dair hiçbir belge kalmamıştır. Himerios mahallesin­de ve deniz kıyısında bulunduğu kayde­dilen manastırın Haydarpaşa deresi çev­resinde bir yerde olduğu tahmin edilmek­tedir.

Dördüncü Haçlı ordusu 1203 yazında İstanbul önlerine geldiğinde gemiler ön­ce Khalkedon karşısında demirlemiş ve ileri gelenler buradaki saraya yerleşirken çadırlı bir ordugâh kurulmuştur. Böyle bir ordugâh için en uygun yerin Haydar­paşa çayırı olacağı açıktır. Haçlı kuvvetle­ri birkaç gün sonra buradan ayrılarak Üs­küdar’a geçmiştir.