H. C. Armstrong – Bozkurt

H. C.
Armstrong – Bozkurt

Bozkurt, Mustafa Kemal’in sağlığında
yayınlanan ilk Mustafa Kemal biyografisidir.

1932’de yayınlandığında (…) İsmet İnönü
başkanlığındaki bakanlar kurulu kararıyla yurda girişi yasaklanmıştı.

Kitapla ilgili olarak Mustafa Kemal’in:

“Bunun ithalini menetmekle hükûmet hataya
düşmüş. Adamcağız yaptığımız sefahati yazmış, bu eksikliklerini ben ikmal
edeyim de kitaba müsaade edilsin ve memlekette okunsun” demiştir (Kılıç Ali,
Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955).

Süleyman Şah’ın önderliğindeki askerlerin
sancağın Bozkurt başı yer alıyormuş, kitabın ismi bu figüre gönderme yapıyor.

Ali Rıza ve Zübeyde

Evleri Yahudilerle dolu küçük bir ticaret
kenti olan Selanik’e tepeden bakan Türk mahallesinde yer alıyordu.

Ali Rıza Bey, Selanik Limanı’ndaki Osmanlı
Düyun-u Umumiye İdaresi’nde kâtip olarak çalışıyordu.

(Zübeyde Hanım) babası Arnavutluk’un
güneyinden küçük bir çiftçi, annesi de bir Makedon idi.

Ali Rıza memuriyetten ayrılıp kereste
ticareti yapmaya başladı.

Mustafa’nın tüccar olmasını istiyordu.

Zübeyde Hanım ise onun bir din adamı
olmasından yanaydı.

Ali Rıza Bey ölünce, Zübeyde Hanım evini
kapatıp Lazasan adlı bir köyde çiftçilik yapan erkek kardeşinin yanına sığındı.

Mustafa Selanik’teki bir okula gönderildi.

Diğer çocuklarla olan ilişkilerinde
sevilmiyordu.

Büyük bir kavgaya karıştı. Öğretmeninden
sıkı bir dayak yedi.

Okuldan kaçtı ve bir daha oraya dönmeyi
kesinlikle reddetti. (s. 3)

Dayısı onu asker yapmayı önerdi.

Sınava girdi ve başarılı oldu.

Okuldaki (Selanik’te Askeri Mektep) ikinci
yılında öğretmenlerinden Yüzbaşı Mustafa ona Kemal ismini yakıştırdı.

Gölgede kalmaktan hoşlanmıyordu. Herhangi
biri onunla rekabete girişse, hemen kabalaşıyordu. O en çok dikkat çeken kişi
olmalıydı. (sansürlenen bölümde komşusunun kızıyla seks yaptığı yazılmış).

On yedisinde Askeri Rüşdiye’yi bitirdi ve
Manastır’daki Askeri İdadi’ye gönderildi.

II

Annesi Rodoslu hali vaktinde yerinde bir
tüccarla evlendi.

Mustafa, üvey babasını reddetti.

Selanik’teyken zamanının çoğunu ona
Fransızca öğreten bir Dominiken keşişiyle geçiriyordu. O sıralar Ohrili
Fethi’yle arkadaşlık kurdu.

Dosyasına “Zeki fakat asabi ve samimi
olunması imkânsız bir genç” notu düşülmüştü. (s. 7)

Cinsel iştahını doyurmak dışında, yaşamında
kadının yeri yoktu.

(sansürlenen bölümde seksüel mesaisi
hakkında malumat veriliyor)

1905’te yüzbaşı oldu.

Erkan-ı Harbiye Mektebi’nde Vatan adlı
devrimci bir cemiyet vardı.

Vatan’a katıldı.

Vatan’ın yayınlanması işini üstlendi.

…tüm üyelerin bir arada olduğu bir akşam,
polis baskınına uğradılar.

Vatan’ın diğer üyeleriyle birlikte Kızıl
Zindan’a kapatıldı (tahminen Bekirağa Bölüğü).

Tutsak olduğu bir gün İsmail Hakkı Paşa’nın
bürosuna götürüldü.

“Şam’daki bir süvari alayına
gönderileceksiniz. (…) artık bütün bu saçmalıkları bir yana bırakıp askeri
görevinizle maşgul olacaksınız…”

Alayını (…) devamlı isyan halindeki
Dürziler’e karşı bir sefer hazırlığı içinde buldu.

Seferden döner dönmez Vatan’ın bir şubesini
kurmak için işe koyuldu. (s. 12)

Şiir yazmayı ve edebiyatı bırakmıştı. Eylem
ve edebiyatın bir arada yürümeyeceğine karar vermişti.

Kurduğu örgüt sayıca çabuk büyüdü ve
Suriye’deki tüm karargâhlara yayıldı.

İzin alıp Yafa’ya gitti.

Tüccar kılığına girerek Mısır’a giden bir
gemiye bindi. Atine üzerinden Selanik’e geçti.

Yakalanması için çıkarıldı.

Yafa’ya geri döndü.

Görevi emirleri uygulamak olan Ahmed Bey
onu Gazze’ye gönderdi. Temasta olduğu bazı subaylarla birlikte tutuklama emrini
hasıraltı etti.

Selanik’e nakli için gerekli emirleri
çıkarttı. Üçüncü Ordu kurmay heyetine gönderildi. (s. 15)

Mustafa Kemal’in çoğunu tanıdığı bir gurup
subay Mason olmuştu. Mason localarının kanatları altına sığınan bu gurup
İttihat ve Terakki adlı cemiyeti kurmuştu.

Mustafa Kemal de Vedata Locası’nda bir
birader olarak örgüte katıldı.

Liderlere saygı duymuyordu. Enver, aceleci
ve savruk bir adamdı. Cavid Selanikli bir Yahudi, Niyazi vahşi, dengesiz bir
Arnavut, posta memuru olan Talat ise hantal bir ayıydı. (s. 17)

Devrim, hiçbir uyarı işareti vermeksizin
patlayıverdi.

Niyazi, birkaç adamını toplayıp Resne
dışına çıkarak hükûmete meydan okudu. Doğu Makedonya’da aynı eylemi tekrarladı.

Çılgınca serüven başarıya ulaştı.

Padişahın kudreti rüzgâr önünde sürüklenen
yapraklar gibi yok olmuştu. (s. 19)

Din elden gidiyor kışkırtmasıyla
taşkınlaşan İstanbul’daki asker ayaklandı. İstanbul’u ele geçirdiler. Cemiyet
üyelerini yakalamaya başladılar.

Cemiyet, Makedonya’daki ordunun yardımına
başvurdu.

Ordu kumandanı Mahmut Şevket Paşa’ydı.

İkinci ve üçüncü orduları İstanbul üzerine
harekete geçirdi. Öncü kuvvet Birinci Birleşik Fırka’dan oluşuyordu.

Fırkada Enver ve kurmay başkanı olarak
Mustafa Kemal de yer alıyordu.

Karşı devrimi ezip Abdülhamid’i tahttan
indirdiler. (s. 21)

Mustafa Kemal Makedonya’da Üçüncü Ordu’nun
kurmay başkanı oldu.

1910’da Ali Rıza Paşa’nın yaveri olarak
Paris’e gitti.

Dönüşünde Selanik’teki subay okulunun
başına getirildi.

1911’de İtalyanlar Trablusgarp’a saldırdı.

Bölgeye gitti.

Karargâhta çok iyi karşılandı.

Binbaşı rütbesine yükseltildi.

Enver’le sürekli temas halindeydi.
Enver’den bir yaş büyüktü ancak rütbe olarak astıydı.

İkisi bir türlü geçinemiyordu.

1912 Ekimi

Balkan devletleri tarihlerinde ilk kez
birleşti ve Osmanlı’ya saldırdılar.

Yunanlılar Selanik’i ele geçirdi.

Yakaladıkları tüm sivilleri öldürüp, tüm
köy ve kasabaları yağmaladılar.

Ailesini alıp İstanbul’a yerleştirdi.

Bolayır önlerindeki bir tümenin kurmay
başkanlığına atandı.

Enver, Trablusgarp’tan dönünce yanına genç
subayları alarak Bâb-ı Ali’yi bastı. Harbiye Nazırını vurdu. Kontrolü ele
geçirdi.

Kendisine muhalif olan politikacıları
yakalayıp astırdı. (s. 33)

Bulgarlara karşı yapılan başarısız bir
harekât sonucunda Edirne kaybedildi.

Balkan devletleri kendi aralarında toprak
paylaşımı kavgasına girince Enver, Edirne’yi geri aldı.

Mustafa Kemal, Sofya’ya askeri ateşe olarak
atandı (bu aslında bir nevi sürgündü). Burada balo danslarını öğrendi.

(sansürlü yerlere bakacak olursak; alkol,
kumar ve kadınlardan müteşekkil bir hayat sürmeye devam etti).

Hakkı Paşa, Mustafa Kemal’i (…) Liman von
Sanders’e tavsiye etti. General de Mustafa Kemal’e Gelibolu’nun güneyindeki
birliklerin komutasını verdi.

25 Nisan günü İngilizler Bolayır’a
saldırdı.

Ancak asıl hücum merkeze geldi.

Anzaklar, yanlışlıkla Arıburnu’na çıktılar,
sarp kıyı şeridinde kalakaldılar.

Mustafa Kemal, emrindeki tüm birlikleri
cepheye sürdü.

26 Haziran’da Enver Paşa birlikleri teftişe
geldi.

Mustafa Kemal öfkelendi ve istifa etti.
Sanders, onu ikna etti ve istifasını geri çekti.

Enver Paşa’nın emriyle 18. Alay hücuma
geçip tümden yok oldu.

Enver Paşa bu başarısızlıktan Mustafa
Kemal’i sorumlu tuttu. Mustafa Kemal bir kez daha istifa etti. Sanders de onu
bir kez daha ikna etmek zorunda kaldı.

Çanakkale Savaşları sona erdiğinde Mustafa
Kemal askeri bir üne kavuştu.

Enver, Mustafa Kemal’i Kafkaslardaki 16.
Kolordu Komutanlığına, ardında da Diyarbekir’de bulunan 2. Ordu kumandan
vekilliğine tayin etti.

Ruslar (…) Van, Bitlis ve Muş’la birlikte
Erzurum kalesini ele geçirdiler.

Mustafa Kemal işe koyuldu. Kurmay başkanı
Albay İsmet, kumandan muavini de Kazım Karabekir idi.

1917 boyunca Rus kuvvetleri dağılmaya
başladı.

Bu sırada İngilizler güneyde saldırı
hazırlığı içindeydiler.

Mustafa Kemal acil bir emirle Suriye
cephesine gönderildi. (s. 59)

Mustafa Kemal, 7. Ordu kumandanlığına
atandı.

General von Falkenhein, itaatsizliği
yüzünden Mustafa Kemal’i cezalandırmak istiyordu. Enver Paşa, Mustafa Kemal’i
Diyarbekir’deki eski kumandanlığına atadı. Mustafa Kemal gitmeyi reddetti.
Enver Paşa, durumu kurtarmak için ona hastalık izni verdi. Mustafa Kemal,
İstanbul’a hareket etti.

İstanbul’da Akaretler 76 numaralı evde
kaldı bir süre.

1918’de veliaht Vehideddin’in Almanya’ya
yapacağı resmi ziyaret heyetine katıldı. (s. 61)

Almanya gezisi boyunca dikkatli şekilde eleştiri
yaptı.

Vahideddin, Mustafa Kemal’den, onun
şiddetli, ısrarcı kişiliğinden ürkmüştü. Enver’e karşı kullanmak için ondan
yararlanabilirdi. (s. 66)

Dönüş yolunda Mustafa Kemal ciddi biçimde
hastalandı.

İyileşince tekrar güney cephesine gitti. 7.
Ordu kumandanlığını Fevzi Paşa’dan devraldı.

İngilizler, Türklerin tam karşısında bir
siper hattı kurmuşlardı.

Mekke Emiri Hüseyin’in oğlu Emir Faysal’a
bağlı Araplar, İngilizlere katılmıştı.

…yerel halkı da isyana kışkırtıyorlardı.

Halep’e doğru geri çekilme emrini verdi.

Padişaha, Enver ve avanelerinin
uzaklaştırılması, yeni bir hükûmet kurulması ve kendisinin de Harbiye Nazırı
yapılması taleplerini içeren bir telgraf yazdı.

Telgrafa karşılık gelmedi. (s. 75)

Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı.

Bütün Almanların derhal Almanya’ya dönme
talimatı geldi.

Mustafa Kemal, İstanbul’a vardığında,
Enver, Cemal ve Talat başka ülkelere kaçmışlardı. (s. 78)

Şişli’de küçük bir ev kirladı.

Bu dönemde tek dostu Miralay Arif’tir.

Bu yakınlık (Mustafa Kemal – Miralay Arif)
Mustafa Kemal’in düşmanlarının ikisinin birer sevgili olduğunu iddia etmesine
yol açtı.

Şişli’deki evinden ayrılıp Pera Palas’a
taşındı.

Padişah ve İngilizler Anadolu’daki ilk
direniş hareketlerinin bir an önce kontrol altına alınmasına karar verdiler.

Padişah, Mustafa Kemal’i görevlendirmek
istiyordu.

Milli mücadele dönemi ve sonrasında yeni
kurulan rejim, ilk icraatlar vs. devam ediyor kitap.

Özel hayatıyla ilgili ifadelerin bir kısmı
yine sansürlenmiş, bu bölümlerde alkol, kadınlara düşkünlük vs. anlatılıyor.

Sonsöz

Kemal dümenin başına geçtiğinde (…) yüzden
fazla işçi çalıştıran kuruluş sayısı yalnızca üçtü. (s. 249)

Arba Yayınları

Altıncı Baskı, Mayıs 1998