Emirci Sultan Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

30

Emirci Sultan (ö. 637/1240) Babaî isyanına katılan Yesevî-Babaî şeyhi.

Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Arşiv belgelerinde Emirci veya Emirce Sultan, meşhur menkıbesinde Emîr-i Çin Osman diye anılır. Anadolu’da Yesevîli-ğin tarihi bakımından büyük bir önem taşıyan bu şahsiyetten ilk olarak bah­seden M. Fuad Köprülü, Gelibolulu Mus­tafa Âlî ve Evliya Çelebi’ye dayanarak kısaca bilgi vermiş ve Âlî’deki menkıbenin bir özetini yapmıştır. Köprülü, Anado­lu’daki öteki Yesevî şeyhlerinin Bektaşî geleneğine dahil olmasına rağmen Emîr-i Çin Osman’ın bu geleneğin dışında kal­dığını söyler. Köprülü, Vilâyetnâme’de geçen Emircem Sultan ile Âlî ve Evliya Çelebi’de Emîr-i Çin Osman diye anılan şahsın aynı kişi olduğunun farkına var­madığı için bu kanaati ileri sürmüştür. Halbuki Vilâyetname’deki metin, Emir­cem Sultan’ın Emîr-i Çin Osman ile aynı kişi olduğunu açık bir biçimde ortaya koyacak niteliktedir. Hacı Bektaş-ı Velî ile aynı çevreye mensup olan Emirci Sultan’ın önemli bir şahsiyet olduğu bu eser­deki menkıbeden anlaşılmaktadır.

Evliya Çelebi ve Âlî, şifahî geleneğe uya­rak Emîr-i Çin Osman adıyla andıkları Emirci Sultan’ı doğru olarak Ahmed Ye­sevî geleneğine bağlarlar. Evliya Çelebi1-deki bilginin çok kısa olmasına karşılık Âlî, Bozok sancağındaki görevi sırasında ziyaret ettiği za­viyesinde şeyh hakkında dinlediği uzun bir menkıbeyi nakleder. Bu menkıbe Emirci Sultan’ı bir yandan Veysel Karanî soyuna bağladığı gibi, öte yandan Ahmed Yesevî tarafından Çin’de ortaya çıkan bir ejderhayı öl­dürmekle görevlendirildiğini kaydetmek suretiyle ona Emîr-i Çin lakabının veriliş sebebini de İzah eder. Emirci Sultan’ın ne Veysel Karanî soyu ile ne de doğrudan doğruya Ahmed Yesevî ile bir alâ­kası bulunmadığı muhakkak olmakla be­raber bu menkıbe onu hem Üveysîlik geleneğine bağlamakta, hem de bir Yese­vî şeyhi olduğuna işaret etmektedir.

Emirci Sultan hakkında bütün bilgiler yakın zamana kadar adı geçen iki kay­naktaki bu rivayetlerden ibaret iken 1972 yılında, halen zaviyesinin ve türbesinin bulunduğu Yozgat yakınlarındaki Osman Paşa Tekkesi köyünde zaviyeye ait zen­gin bir arşivin bulunduğunun anlaşılma­sıyla kendisinin ve zaviyesinin tarihî kim­liği önemli ölçüde aydınlığa çıkarılmıştır. Örneğine pek az rastlanan bu zaviye arşi­vi, Yıldırım Bayezid devrinden (1389-1403) Cumhuriyet’e kadar muhtelif nitelikte 250’den fazla belgeyi ihtiva etmektedir. Söz konusu belge­lerin bazılarına ve asıl önemlisi, Zilhicce 637 tarihli, süslü Selçuk­lu sülüsüyle yazılmış halen mevcut ori­jinal mezar kitabesine göre şeyhin asıl adı Şerefüddin İsmail b. Muhammed olup Emirci Sultan onun lakabıdır. Bu belgelerden ve menkıbelerinden anlaşıldığına göre Emirci Sultan I. İzzeddin Keykâvus, I. Alâeddin Keykubad ve II. Gıyâseddin Keyhusrev devirlerinde, o zamanki adıy­la Dânişmendiye vilâyeti içinde bulunan şimdiki Yozgat bölgesinde yaşamış Ye­sevî tarikatına mensup bir Türkmen şey­hidir. Osman adı ise gerçekte kendisiy­le değil, belgeler arasında bulunan 794 (1392) tarihli icazetnameye göre amca­sının oğlu Osman Paşa ile ilgilidir. Osman Paşa bir süre zaviyenin mütevelliliğini yü­rütmüş ve bu sebeple zaviye halk arasın­da Osman Paşa Tekkesi olarak onun adıyla anılmaya başlanmıştır. Osman adı zaman içinde Emirci lakabıyla birleşmiş ve menkıbe teşekkül ederken Emîr-i Çin Osman şekline dönüşmüş olmalıdır.

794 (1392) tarihli icazetnameden Emir­ci Sultan’ın büyük bir sûfî ailesinden gel­diği anlaşılmaktadır. Babasının, amcası Hızır Paşa’nın, dedesi Şeyh Kumârî’nin ve kardeşleri Hızır Dede ve İlyas Emir-ci’nin isimleri önünde Emîr unvanı bu­lunduğuna bakılarak onun bir seyyid aile­sine mensup olduğu söylenebilir. Laka-bındaki Emirci (Emirce) kelimesinin de seyyidliğiyle ilgisi olmalıdır. Nitekim ba­zı belgeler, Emirci Sultan Zaviyesi şeyh­lerinin Osmanlı Devleti zamanından Cum­huriyet’e kadar Bozok bölgesindeki bü­tün seyyidlerin kâimmakâmlığı görevini yürüttüklerini göstermektedir.

Gelibolulu Mustafa Âlî, Emirci Sultan’ın 600 (1203-1204) yılında bölgeye geldi­ğini, sonradan kendi adıyla anılacak olan, o zamanlar gayri müslimlerle meskûn köye yerleşerek zaviyesini kurduğunu söyler(XVI. yüzyıla ait belgelerde “Emirci Sultan karyesi” olarak anılan bu köy Hüseyinâbâd Günümüzde Çorumun kazası olan Alacal nahiyesine bağlı iken XIX. yüz­yıldan itibaren bazı belgelerde bugün de kullanılmakta olan “Osman Paşa Tekkesi köyü” şekline dönüşmüştür. Günümüzde Osman Paşa Tekkesi nahiyesi adıyla Yoz­gat iline bağlıdır). Menkıbeye göre Emîr-i Çin Osman {Emirci Sultan) bu köyü şeyhi Ahmed Yesevî’nin talimatı üzerine seç­miş ve gösterdiği kerametlerle köy hal­kını müslüman ederek kendine mürid yapmıştır. Zaviye arşivinde bulunan vak­fiyeler, şeyhin kurduğu zaviyeye otuz üç parça köyün vakfedild iğini göstermek­tedir ki bu vakıflar Cumhuriyefe kadar sürmüştür. Yine arşivde bulunan muh­telif tahrir örneKleri, bu köylerden çoğu­nun XIII. yüzyıldaki Moğol istilâsının ba­kiyesi bazı Moğol oymakları tarafından kışlak olarak kullanılırken XIV. yüzyılda köye dönüştüğünü, bir kısmının da an­cak XVI. yüzyıldan sonra bazı Türkmen oymakları tarafından iskân edildiğini gös­termektedir.

Anadolu’da Yesevîliğin tarihi bakımın­dan taşıdığı önemin yanı sıra Babaîler isyanı olayında da ayrı bir yeri bulunan Emirci Sultan, isyanın lideri olan Baba İlyas’ın torunu Âşık Paşanın oğlu Elvan Çelebi’nin kaleme aldığı Menâkıbü’l-kudsiyye adlı menkıbevî aile tarihinde (s. 153) Emirci yahut Emirce Sultan, Vi­lâyetnâme’de geçtiği şekliyle Emircem Sultan olarak anılmış ve Vefâî şeyhi Ba­ba İlyas’ın ileri gelen halifeleri arasında gösterilmiştir. Böylece gerek XIV. yüz­yıl ortalarında yazılmış bu önemli ese­rin, gerekse Vilâyetnâme’nin ve Âlî’de­ki menkıbelerin bir arada değerlendiril­mesi sonucunda Emirci Sultan’ın, Babaî isyanında yer alan birbirine çok yakın iki tarikat çevresi, yani Yesevîlik ve Ve-fâîlik ile ilişkisi ortaya konulmaktadır. Emirci Sultanın mezar kitâbesindeki Zil­hicce 637(Temmuz 1240) tarihi Babaî is­yanının tarihine uymaktadır. Öte yandan Elvan Çelebi, Babaîler’in Emirci Sultan Zâviyesi’nin bulunduğu Ziyaret (Ziyaret-pazarı) mevkiinde Selçuklu kuvvetleriy­le yaptıkları bir muharebeden bahset­mektedir. Bütün bunlar Emirci Sultan’ın bu muharebede öldürülmüş olabileceği ihtimalini akla getirmektedir. Nitekim 794 (1392) tarihli vakfiyede Emirci Sultan’ın amcası Hızır Paşa’dan “eş-şehîd” diye bahsedilmesi de bunu teyit etmek­tedir.

Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaş­masında katkısı bulunan en eski şeyh sü­lâlelerinden birine ait zaviyelerden olan Emirci Sultan Zaviyesi, bölgenin iskâ­nında önemli bir rol oynamasına rağ­men ana yollar üstünde bulunmadığı için pek fazla gelişme imkânına sahip ola­mamıştır. XIX. yüzyılda Kayseri istikame­tine giden bazı Avrupalı seyyahlar bu za­viyede konaklamışlardır.

Emirci Sultan Zaviyesi, Bektaşîliğin teşekkülüyle birlikte bu tarikatın Orta Anadolu’daki belli başlı merkezlerinden biri haline gelmiş ve bu kimliğini 1826′-da Bektaşîliğin ilgasına kadar korumuş­tur. Bu tarihten sonra Nakşibendîliğin hâkimiyetine geçen zaviye 1925 yılına ka­dar varlığını devam ettirmiş, daha son­ra da yıkılmıştır. Emirci Sultan’ın türbe­si bölge halkı için önemli bir ziyaretgâh olarak günümüze kadar varlığını sürdür­müştür.

TDV İslâm Ansiklopedisi