Berlin Antlaşması’ndan Sonra Samsun ve Çevresinde Ermeni Olayları

Pelin
İskender –
Berlin Antlaşması’ndan Sonra Samsun ve Çevresinde Ermeni
Olayları

Ermeniler tarih boyunca Pers, Roma, Arap,
Bizans ve Rus hakimiyeti altında yaşamışlardır. Türklerin batıya doğru
ilerlemesiyle birlikte, Selçuklular, Safevîler ve Osmanlıların egemenliği
altına girmişlerdir. Dağınık halde Kafkasya, İran ve Anadolu’da yaşayan Ermeniler,
daha ziyade ticaret ve zanaatla meşgul olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin
Hıristiyan tebaasından olan Ermeniler, Ortodoks ve Katolik mezheplerinden ayrı
Gregoryen mezhebine bağlı bağımsız bir kiliseye ve dini düşünceye sahiptirler.

1913-1915’te gerçekleştirilen ilk sanayi “sayım”ında
sanayi kuruluşlarına yatırılmış sermayenin %50’si Rumların, %20’si Ermenilerin,
%5’i Yahudilerin geri kalanı yabancılar (%10) ve Türklerin (%15) elindeydi.

Osmanlı Devleti’nde kendi dillerini unutan ve
Türkçe konuşan Ermeniler, Avrupa kamuoyunda, “Hıristiyan Türkler” olarak
tanınıyorlardı (s. 99).

Coğrafî yer ismi olarak Ermenistan, tarihin
en eski devirlerinden beri belirli bir bölgenin ismi olmuştur. Ancak Ermeni
denilen topluluk bu bölgeye ismini vermemiş, bu bölgeden ismini almıştır.

1895 / Vambery’in “etnik ve coğrafî açıdan
bir Ermenistan yoktur” yargısı…

…tarih boyunca ne bağımsız bir Ermenistan ne
de müttehid bir Ermeni milletinin varlığından bahsetmek tarihi bir hakikat
olarak mümkün görülmemektedir (s. 100).

XVIII. yüzyıldan itibaren (…) Gregoryen
olmakla birlikte, bu yüzyıldan sonra Katolik ve Protestanlığı kabul eden
Ermeniler de oldukça fazlaydı.

XIX. yüzyılda (…) Ermeni Protestan kilisesi
doğu vilayetlerinde ayrı bir örgüt ve millet grubu oldu.

Çarşamba ve Terme’de faaliyetlerde bulunan
bir papazın daha sonra Ermeni eşkıya çetelerine katıldığı görülmüştür (s. 101).

Rusya ve İngiltere’nin menfaatleri, Doğu
Anadolu bölgesinde çakışınca bir “Ermeni Sorunu”ndan söz edilmeye başlandı.

1860

Bu tarihte sosyal amaçla kurulmaya başlayan
dernekler, sonradan kurulan ve dış kışkırtma ve yardımlarla Türk Ermenilerini
devlete karşı ayaklandıran

komitelerin ilk belirtileri ve çekirdekleri
olmuştur.

Ermeni Meselesi, Osmanlı-Rus Harbinden sonra
imzalanan Ayastafanos (Yeşilköy) Antlaşmasının 16. ve Berlin Antlaşmasının 61. maddeleriyle
ortaya çıkarılmıştır (s. 103).

…derneklerin çalışmaları sonucunda, 1890
yılından itibaren yurdun çeşitli yerlerinde isyan hareketleri meydana gelmeye
başlamıştır.

(1309) Trabzon sancağı dahilinde 22.681
Ermeni mevcuttur ve bunun 6.000’i Trabzon şehrinde oturmaktadır. Canik
sancağında 18.174 Ermeni ve Gümüşhane sancağında 1.494 Ermeni olmak üzere toplam
Ermeni nüfusu 42.349’dur.

1319 tarihli Trabzon Vilâyeti Salnamesine
göre ise Trabzon sancağında 28.499 Ermeni mevcuttu. Canik sancağında toplam
22.002 Ermeni’den 1.215’i Samsun Kazasında idi. Gümüşhane sancağında ise 1.712
Ermeni vardı.

Savaş süresince, Ermeni ayaklanmaları artarak
devam etmiş, işgalci kuvvetlerle birlikte hareket ederek, Türk halkına katliamlarda
bulunmuşlardır. Özellikle 15 Nisan 1915 Van isyanı, Osmanlı hükümeti tarafından
27 Mayıs 1915 tarihli sevkıyâtla ilgili geçici kanunun çıkarılmasının en önemli
nedenlerinden biri olmuştur (s. 104).

İskender, Pelin. (2006), “Berlin Antlaşması’ndan Sonra Samsun ve
Çevresinde Ermeni Olayları
,” Geçmişten
Geleceğe Samsun
, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 99-114), Samsun