Şemseddin Cüveyni Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed (0.683/1284) İlhanlı devlet adamı.

Ünlü tarihçi ve devlet adamı Alâeddin Atâ Melik Cüveynî’nin kardeşi olup ço­cukluğu, öğrenimi ve gençliği hakkında hiçbir bilgi yoktur. Hülâgû tarafından 661’de (1263) sâhib – dîvânlığa getiril­di. Cüveynî bu görevine Abaka Han döneminde de (1265-1282) devam etti ve ülkeyi büyük bir basan ile yönetti. Karamanoğulları’nın desteğiyle başlayan Cim­ri (Alâeddin Siyavuş) ayaklanmasını bastır­mak, Moğollar’a ait gelirleri gözden geçirmek, yıkılan yerleri onarmak, güven­lik ve huzuru sağlamak üzere Abaka ta­rafından 676da (1277) Anadolu’ya gön­derildi. Büyük yetkilerle donatılan ve ya­nında bir miktar Moğol askeri bulunan Cüveynî, Karaman oğulları’nın sebep ol­duğu ayaklanmayı Selçuklu ordusuyla birlikte bastırdı: Lârende’den Akdeniz’e kadar yayılmış olan, Karamanoğulları’na bağlı Türkler’in çoğunu esir etti ve sü­rülerini ele geçirdi. Ancak kışın bastırması üzerine Niğde yolu üzerinde bulu­nan Kazova kışlağına çekildi. Burada kal­dığı sürece Sinop, Kastamonu gibi şehir­lerin yöneticilerine hediyeler ve mek­tuplar göndererek onları devlete bağlı kalmaya çağırdı. Bu arada halkı ezen ağır vergi ve salmaları kaldırttı, herkes­ten gücüne göre vergi aldı. Saltanat için Erzincan ve yöresinden alınan şer’î his­seyi diğer incü vergileri seviyesine in­dirdi. Başka yerlerden sağladığı gelirle­ri karşılık göstermek suretiyle Selçuklular’ın İlhanlilar’a olan borçlarını hafiflet­ti. Selçuklu Sultanı III. Gıyâseddin Keyhusrev’i (1266-1284) ve Sâhib Ata’yı he­nüz yakalanmamış olan Cimri üzerine gönderdi. Cimri’nin ortadan kaldırılmasındaki önemli rolü sebebiyle Ebû Bekir b. Zekî el-Mutetabbİb onun için uzunca bir Arapça tehniyetnâme (tebrik mektu­bu) yazmıştır.

Anadolu’daki işleri düzene koyan Cüveyni, oğlu Şerefeddin Harun’u nâib ola­rak bırakıp Abaka’nın yanma döndü. Aba­ka, uzun yıllar Cüveynî kardeşlerin hiz­metinde çalışmış olan Mecdülmülk-i Yezdi’yi müşrifü’l-memâlik (devlet müfettişi) tayin etmek suretiyle devlet yönetimin­de bir değişiklik yaptı ve resmî evrakın sol köşesinde Mecdülmülk’ün, sağ köşe­sinde de Cüveynî’nin mühürlerinin yer almasını emretti. Ancak çok geçmeden bu iki devlet adamının arası açıldı. Mecdülmülk Abaka nezdinde Cüveynî aley­hine iftira ve tezvire başvurdu. Cüveyni’yi Mısırlılarla ilişki kurup onları ülkeyi ele geçirmeye davet etmekle, kardeşi Alâeddin Atâ Melik’i de Fırat ve Dicle ara­sında bağımsız bir devlet kurmak niye­tinde olmakla suçladı. Ancak yapılan soruşturma sonunda her iki kardeşin de suçsuzluğu anlaşılarak görevlerinde bı­rakıldılar. Fakat Mecdülmülk çok geçme­den yeniden her iki kardeş aleyhinde if­tiralarda bulundu ve onları hapsettirme­yi başardı. Ancak Abaka’nın ölümü (680/ 1282) onların kurtulmalarını sağladı. Di­ğer taht iddiacısı Argun’u bertaraf edip Abaka’nın yerine geçen ve Müslümanlı­ğı kabul eden ilk Moğol hanı olan Ahmed Teküder Cüveynî kardeşleri eski görevlerine iade etti. Çok geçmeden Ahmed’in devrilip Argun Han’ın tahta geç­mesi üzerine Cüveynî, eski hükümdann yakın adamlarından olduğu için Argun Han tarafından cezalandırılacağı endi­şesiyle Hindistan’a kaçmak üzere İsfahan’dan Kum’a gitti. Oradan da hüküm­dar nezdinde kendisine şefaatte bulun­ması için eski dostu ve hükümdann ya­kını Emîr Buka’nın yanına gitti 1683/ 1284). Argun onu affetti ve Emîr Buka’­nın yanına vezir olarak verdi. Ancak Emîr Buka ve etrafındakiler Cüveynî’nin es­ki gücünü yeniden kazanabileceğinden korktukları için Argun’a, Abaka’yı onun zehirlediğini ve mallarını çaldığını söyle­diler. Bunun üzerine Cüveynî hapse atıl­dı ve kurtulabilmesi için kendisinden hiç­bir zaman sağlayamayacağı miktarda para İstendi. Nihayet Kazvin ve Zencan arasında Ahar kasabası civarında öldü­rüldü. Sa­dece onun Öldürülmesiyle yetinilmeyip bütün Cüveynî ailesinin kökü kazındı. Ni­tekim sonradan Mes’ûd ve Ferecullah ad­lı çocuklarını Tebriz’de (689/1290), ba­basının naibi olarak Rum (Anadolu) emîrliği görevini yürüten Nevruz adlı oğlu­nu da elçiler göndererek Anadolu’da öldürttüler. Cüveynî. kardeşi Alâeddin ve altı çocuğunun mezarları Tebriz civarın­da Çerendâb adı verilen yerdedir. Cimri ayaklanmasından sonra Anadolu’da ba­basının naibi olarak kalan Şerefeddin Harun ise amcası Alâeddin Atâ Melik’in öldürülmesinden sonra Bağdat ve İrâk-ı Arab valisi olmuştur. Halife Müsta’sım -Billâh’ın torunu ile evlenen Harun da düşmanlarının iftiraları sonucunda öldü­rülmüştür (685/1286).

Başta edebiyat olmak üzere çeşitli ilim dallarında çok iyi yetiştiği anlaşılan Şemseddin Cüveynî iyi bir yöneticiydi. Vezir­lik yaptığı süre içinde kapısı daima di­lek sahiplerine açık kalmış, âdil bir ver­gi sistemi uygulamış ve ülkede kanun egemenliğini sağlamıştır. İdareciliği ya­nında din, ilim ve sanat erbabını koru­mada gösterdiği duyarlık ve gelirlerinin büyük bir bölümünü bu yolda harcama­sı ile de ün yapmıştır. Nitekim bu mezi­yetlerinden ötürü Sa’dî-i Şîrâzî ve Hü-mâm-İ Tebrîzî gibi şairler onu öven şiir­ler yazdıkları gibi Nasîrûddîn-i Tûsî, Fah-reddîn-İ İrâkî ve Safiyüddin el-Urmevî de yazdıkları eserleri ona ithaf etmiş­lerdir.

Yüksek seviyede bir münşi olarak ta­nınan Cüveynfnin Münşe’ât’mın bir bö­lümü İstanbul Üniversitesi Kütüphane-si’nde bulunmaktadır. Ay­nı zamanda şair olan Cuveynî’nin şiir­lerinden Arapça bazı parçalar İbn Bîbf-nin el-Evâmirü’l-calâ3iYye’sinüe yer almaktadır (s. 710-714). Gürcistan’daki fetihlerle ilgili olarak Farsça “Fetihnâme-i Elburz” da yine İbn Bîbî tarafından adı geçen eser içinde (s. 714-717) nakle­dilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi