Mondros Ateşkes Antlaşması Maddeleri, Sonuçları, Tarihi

101

Mondros Ateşkes Antlaşması. I. Dünyâ Savaşı sonunda Osmanlı Devletiyle Îtilâf Devletleri arasında imzâlanan mütâreke (30 Ekim 1918).

ABD’nin Ocak 1917’de savaşa katılmasıyla I. Dünya Savaşı’nın sonucu belli oldu.

Bulgaristan, 15 eylül 1918 günü başlayan Fransız saldırısı sonunda Makedonya Cephesi’nde kesin yenilgiye uğrayarak 29 eylül 1918’de Selanik’te, Ateşkes Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı.

Ardından, 4-5 ekim 1918 gecesi Almanya, İsviçre Hükûmeti’nin aracılığıyle ateşkes için ABD’ye başvurdu. Bunu 5 ekimde İsveç aracılığıyle Avusturya-Macaristan’ın ve İspanya aracılığıyle Osmanlı Devleti’nin Başkan Wilson’a başvurmaları izledi.

Osmanlı Hükûmeti’nin bu girişimine karşılık verilmedi. Bunun üzerine İttihat ve Terakki Hükümeti’nin Sadrazamı Talât Paşa istifa etti. Yerine, I.Dünya Savaşı’na girmeyi uygun bulmamış olan Ahmet İzzet Paşa getirildi.

Ateşkesin sağlanması için, 17 Nisan 1916’da Kutül Amare’de esir düştükten sonra Heybeliada’da oturan general Towshend’den yararlanılmak istendi ve general 20 Ekim’de, İngiltere’nin Akdeniz Filosu komutanı ile görüşmek üzere Mondros’a gönderildi. Bir yandan da, Selânik’te bulunan Fransız generali Franchet d’Esperey ile bağlantı kurmağa çalışıldı.

Ancak, ateşkes görüşmelerinin yalnız kendisiyle yapılmasını isteyen İngiltere, Osmanlı’nın yenilgisinden olabildiğince yararlanmak yollarını deniyordu. Bu nedenledir ki, bütün müttefikleri adına ateşkes antlaşması yapabilme yetkisini almış, Suriye ve Irak’ta durumunu sağlamlaştırıncaya kadar da ateşkes önerisine cevap vermemişti.

İngiltere’nin Akdeniz Filosu komutanı tümamiral Calthrope, 23 Ekim tarihli telgrafıyle Osmanlı Devleti temsilcilerinin Mondros’a gönderilmesini bildirdi. Ateşkes görüşmeleri için Bahriye vekili Rauf (Orbay) Bey, Hariciye müsteşarı Reşat Hikmet Bey ve kurmay yarbay Sadullah Bey görevlendirildiler. Heyetin sekreterliği Dışişleri’nden Âli Bey’e verildi; Rauf Bey’in yaveri Sait ve deniz subayı Tevfik beyler de 24 Ekim 1918’de İstanbul’dan “Peyki Şevket” adlı savaş gemisiyle hareket eden heyete katıldılar. Ertesi sabah Bandırma’ya varıldı ve oradan trenle İzmir’e geçildi. İzmir’den “Muzaffer” adlı römorköre binen heyeti, Midilli yakınlarında İngiliz donanmasının Agamemnon savaş gemisi alarak, Limnos (Limni) adasının Mondros (Mudros) limanına götürdü.

Ateşkes görüşmeleri Agamemnon gemisinde yapıldı. 27 Ekim Pazar sabahı başlayan görüşmeler 30 ekim Çarşamba gecesi tamamlandı.

Ateşkes koşulları İngiltere tarafından önerilmekteydi ve bunlar arasında ilk dört maddeye konu olanlarda hiç bir değişikliğin yapılamayacağı amiral Calthrope tarafından, daha başlangıçta açık ve kesin olarak belirtilmişti.

Maddeler
1-Karadeniz’e geçişi sağlamak için Boğazlar açılacak ve geçiş güvenliğini sağlamak üzere Çanakkale
ve İstanbul boğazlarındaki istihkâmlar müttefiklerce işgal edilecektir.

2- Osmanlı sınırındaki bütün mayın tarlaları taranacak ve bunların kaldırılmasına dair bilgi verilip, yardım edilecektir.

3- Karadeniz’deki torpiller (mayınlar) hakkında bilgi verilecektir.

4- İtilâf Devletleri ne mensup savaş esirleriyle Ermeni esirler ve tutuklular İstanbul’da toplanacak ve kayıtsız, koşulsuz İtilâf Devletleri’ne teslim olunacaktır.

Bu maddenin görüşülmesi sırasında Rauf Bey’in Rus, Ermeni esirlerin ülkelerine iade edildiği, tutuklu Ermenilerin salıverilmesi ve haklarında genel af ilân edilmesine ilişkin işlemin yürütülmekte olduğunu belirtmesi üzerine, İngiliz amiralinin verdiği cevap ilginçtir: “Görüşünüzü anlıyorum. Ancak Ermeniler hakkında (antlaşmaya) bir şey geçirmek istiyoruz; çünkü Ateşkes Antlaşması yapıldığı halde (antlaşmaya) Ermeniler hakkında bir şey geçirilmemesinden ötürü İngiliz ve Amerikan kamuoyunun tepkisiyle karşılaşırız”.

5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

6- Osmanlı savaş gemilerinin teslimi ve gösterilecek Osmanlı liman, ya da limanlarında bağlı bulundurulacaktır.

7- İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek durum ortaya çıktığında herhangi stratejik noktayı işgal hakkına sahip olacaklardır.

8- Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.

9- İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.

10-Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.

11- İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.

12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir.

13- Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

14- İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edeceklerdir. (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır.)

15- Bütün demiryolları, İtilaf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacakt

16- Hicaz’da, Asir’de, Yemen’de, Suriye’de ve Irak ta bulunan birliklerin en yakın İtilaf Devletlerinin komutanlarına teslim olunacaktır.

17- Trablus ve Bingazi’de bulunan Osmanlı subaylarının İtalyanlar’a teslim teslim olacaktır.

18- Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.

19- Almanya ve Avusturya kara ve deniz askerleri ile sivil memurları ve bu devletlerin uyrukları Osmanlı ülkesini terk edeceklerdir.

20- Gerek askeri teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.

21- İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecekti

22- Osmanlı savaş esirleri İtilâf Devletleri yanında kalacak; sivil esirlerin salıverilmesi dikkate alınacaktır.

23- Osmanlı Hükûmeti’nin yabancı hükümet merkezleriyle tüm ilişkilerini kesecetir.

24- Vilayât-ı Sitte’de (Altı vilayet: Erzurum, Van, Elazığ, Diyarbekir, Sivas, Bitlis) karışıklık çıkarsa,
İtilâf Devletleri bu illerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdir.

25- Müttefikler’le Osmanlı Hükümeti arasındaki silâhlı çatışmanın 31 ekim 1918 günü, mahalli öğle saatinde sona erecektir.

Monros Sonrası
Bu Ateşkes Antlaşması’yle, aslında, İngiltere Osmanlı Devleti’ne kayıtsız koşulsuz bir teslim belgesi imzalattırıyor ve gizli bir kısımla da sözde bir ödün verilerek antlaşmanın özellikle
1. ve 7. maddeleri yumuşatılıyordu.

Gerçekten de, amiral Calthrope tarafından Rauf Bey’e verilen mektupta, Çanakkale ve İstanbul boğazları istihkâmlannda yalnız İngiliz ve Fransız askerlerinin bulundurulacağı; Osmanlı Devleti’nin asayişi ve Müttefik Devletler vatandaşlarının güvenliğini koruyabildiği sürece de İstanbul’un işgalinin söz konusu olmayacağı hususlarında, İngiltere Hükümeti adına teminat verilmekte idi.

Bir gizli belge de, amiral Calthrope’un Osmanlı Devleti’nin önerilerinden yana olduğunu belirtmek amacıyle kendi hükümetine çektiği telgraftı.

Bu telgrafta da Çanakkale ve İstanbul boğazlarında bir miktar Türk askerinin kalması, Yunan askerlerinin İstanbul ve İzmir’e girmesine izin verilmemesi, Yunan gemilerinin İstanbul’a getirilmemesi, Karadeniz’e çıkması zorunlu olan Yunan gemilerinin ise Boğazlar’dan gece vakti geçirilmesi hususları yer almıştı.

Ayrıca 7. madde ile ilgili olarak, İstanbul’un işgalinin kesinlikle söz konusu olmayacağı, bu telgrafta da belirtiliyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından hemen sonra, İngiltere’nin ilk işi, 7. maddeye dayanarak Musul’u işgal etmek oldu.

Boğazlar’daki torpido ve mayın tarama işleri tamamlandıktan sonra, 13 kasım 1918’da Müttefik Devletler donanması İstanbul’a geldi. Gelen savaş gemileri arasında, İngiltere’nin teminat vermiş olmasına rağmen, Yunan gemileri de bulunuyordu.

Fransızlar, hep aynı 7. maddeyi öne sürerek, İskenderun’u işgal ettiler. 8 ocak 1919’da müttefik ordular başkomutanı general Franchet d’Esperey, Rum azınlığın gösteri ve taşkınlıkları arasında, beyaz bir at üzerinde İstanbul’a girdi.

1918 Mayıs’ında İngilizler Maraş, Antep ve Urfa havalisini; Fransızlar Adana’yı işgal etmişler, İtalyan kuvvetleri de Konya ve Antalya’ya girmişlerdi.

Nihayet, 14 Mayıs 1919’da Yunan birlikleri İzmir’e çıkarıldı: Bu konuda, Osmanlı Hükûmeti’ne verilen notada “İzmir şehrinin yunan askeri tarafından işgaline İtilâf Devletleri’nce karar verilmiş olduğu” açıkça belirtiliyordu.

Kısacası, İtilâf Devletleri ve özellikle İngiltere Ateşkes Antlaşması’nı kendi çıkarlarına alabildiğine kullanıyor; verdikleri sözü ve teminatı hiçe savıyorlardı.