Lebid bin Rebia Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

23

Ebû Akil Lebîd_b. Rebîa b. Mâlik b. Ca’fer el-Amirîel-Ca’ferî (ö. 40 veya 41/660 veya 661) Câhiliye devrinde de yaşamış olan (muhadram) muallaka sahibi İslâm şairi.

Genç yaşta kabilesi adına Hîre Hüküm­darı Nu’mân b. Münzir’e (580-602) gön­derilen elçi heyeti içinde yer almasından hareketle 550-570 yıllan arasında doğdu­ğu tahmin edilmektedir. Soyu Benî Âmir, Benî Kilâb ve Benî Ca’fer kabilelerine da­yanır. Benî Ca’fer’in ileri gelenlerinden olan babası Rebîa cömertliği sebebiyle “Rebîu(Rebîatü)’-l muktirîn” (fakirlerin ba-fıan) adını almıştı. Rebîa. Benî Ca’fer kabilesiyle Benî Esed arasındaki Yevmü Zî- alâk savaşında ölmüştü. Lebîd genç yaşta şiir yeteneğini kanıtladı. Nu’mân b. Münzir’e elçi olarak gittiğinde okudu­ğu şiirle hükümdarı ve beraberindekile­ri etkiledi. Nu’mân’ı kabilesi Benî Âmir aleyhine tahrik etmiş olan şair Rebî’ b. Ziyâd’a yönelttiği yergisiyle hükümdarın görüşlerinin kabilesi lehine değişmesini sağladı.

Hz. Peygamber’in kalplerini İslâm’a ısındırmak amacıyla zekât verdiği kimse­ler (müellefe-i kulûb) arasında bulunan Le­bîd kuvvetli görüşe göre 9 (631) yılında müslüman olmuştur. Daha sonra gittiği Küfe şehrini kuranlar arasında yer aldı ve oğullarıyla birlikte buraya yerleşti. Uzun bir ömür sürdüğü rivayet edilen Lebîd 40 veya 41 (660 veya 661) yılında Kûfe’de ve­fat etti ve Benî Ca’fer b. Kilâb sahrasına defnedildi. İmam Şafiî’nin “büyük bir şair”, Zürrumme ile Nâbiga ez-Zübyânî’-nin “Araplar’ın veya kabilesi Hevâzin’in en büyük şairi” diye nitelediği Lebîd, kendisi­ni İmruülkays b. Hucr ve Tarafe b. Abd1-den sonra üçüncü şair olarak görür. Cumahî onu üçüncü tabaka Câhiliye şairle­rinden saymaktadır.

İbn Sa’d, İbn Kuteybe ve İbn Hallikân gibi eski müellifler Lebîd’in müslüman ol­duktan sonra şiir söylemediğini kaydet-mişlerse de Brockelmann, Ömer Ferruh ve diğer bazı çağdaş araştırmacılar, şiir-lerindeki İslâmî motiflere dayanarak onun müslüman olduktan sonra da az miktar­da şiir söylediğini ileri sürerler. Hz. Pey­gamber, Lebîd’in, “İyi biliniz ki Allah’tan başka her şey bâtıldır, her nimet de şüp­hesiz zevale mahkûmdur” beytini takdir ederek, “Hiçbir şairin ağzından bundan daha doğru bir söz çıkmadı” demiştir. Le­bîd’in şiirlerinin çoğu fahriye türünde olup bunlarda garib kelimelerle örülmüş sert bir üslûp hâkimdir. Kendisini, kabilesini, atalarını ve ailesini yiğitlik ve cömertlikle övdüğü bu şiirlerinde devesine, çöle ve çöl hayvanlarına, içki ve av tasvirlerine yer vermiştir. Müslüman olduktan sonra yazdığı şiirlerde İslâm’ın ve Kur’an’ın et­kisiyle üslûbunun yumuşadığı ve takva, sâlih amel, ölüm, âhiret hazırlığı, dünya­nın fâniliği gibi mev’iza ve hikemiyat ağır­lıklı temaları işlediği görülmektedir. Yıldırım isabetiyle ölen kardeşi Erbed için yazdığı mersiye onun en güzel şiirlerindendir.