Julius Friedrich Cohnheim Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

COHNHEIM, Julius Friedrich (1839-1884)

Alman patoloji uzmanı. İltihaplanma mekanizması ve kanserin embriyon kökeni konularındaki çalışmalarıyla deneysel patolojinin öncülerinden sayılır.

20 Temmuz 1839’da Pomeranya’nm Demmin kentinde doğdu, 15 Ağustos 1884’te Leipzig’de öldü. Würzburg, Marburg ve Greifswald üniversitelerinde okuduktan sonra 1861’de Berlin Üniversitesi’nden mezun oldu ve kısa bir aradan sonra bu kurumda Virchow’un asistanlığına getirildi. 1867-1872 arasında Kiel Üniversitesi’nde 1872-1878 arasında da Breslau Üniversitesi’nde pataloji kürsülerinde çalıştı. 1878’de gittiği Leipzig Üniversitesi’nde patolojik anatomi kürsüsündeki çalışmalarını ölümüne değin sürdürdü.

Cohnheim 1867 yılından başlayarak deneysel olarak iltihap olaylarım geliştirdi ve iltihap sırasındaki değişiklikleri mikroskop altında izledi. Bu deneylerini canlı kurbağanın dilinde, parmakları arasındaki deride, canlı tavşanın kulağında ve sıçanın bağırsak damarları üzerinde yürüttü. Böylece cani’, hayvanlardaki bu gözlemleri ile dinamik patolojinin geçerliliğini kanıtladı. 1873’te yayımladığı “Neue Untersuchungen über die EntzündungT’İltihapianma Üzerine Yeni Araştırmalar”)adlı makalesinde Vircnow’ un, iltihap hücrelerinin kandan değil, hastalanan dokulardan çıktığı ve iltihaptaki damar değişikliklerinin ikincil olarak geliştiği yolundaki görüşlerine karşı çıktı. İltihaplanma sürecinin en önemli aşamasının damar değişiklikleri sonucu akyuvarlarının kılca! damar çeperlerinden dışarı çıkarak iltihap bölgesine gitmesi olduğunu kanıtladı, iltihaplanma sürecini izlemek amacıyla canlı kurbağa bağırsağını karından dışarıya doğru sarkıttığında ilk gözlediği şey önce atardamarlarda, sonra toplardamarlarda ve biraz da kılcal damarlarda genişlemeler olmasıydı. Bu genişlemeler 15-20 dakika içinde gelişiyor ve damar normal eninin yaklaşık iki katını buluncaya değin sürüyordu. Bu nedenle damarlardaki kan akım hızı 30-60 dakika süreyle artıyor, daha sonra da normalin altına iniyordu. Kan akım hızı düşünce damarlarda kan hücrelerindeki değişiklikler görülebiliyordu. Kılcal damarlar, çeperlerinde hücrelerin birikmesi nedeniyle daha kırmızı görülüyordu. Toplar damarların çevresinde gittikçe miktarı artarak toplanan renksiz sıvı mikroskop altında gözlenince akyuvarlar görülüyordu. 6-8 saat sonra bölgedeki tüm damarların çeperleri akyuvarlarla kaplanıyor ve böylcce doku da şişmeye başlıyordu. Sonuçta dokuda daha fazla sıvının toplanamayacağı bir nokta geliyor ve bundan sonra bağırsaklarda ve damar çevresinde içinde yoğun halde ölü akyuvar ve az sayıda alyuvar bulunan yapışkan ve zarsı bir yapı toplanıyordu.