Johan Georg Sulzer Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

40

SULZER, Johan Georg (1720-1779)

İsviçreli estetik eğitimi uzmanı ve tanrıbilimci. Sanatların ahlak duygusundan doğduğu görüşünü savunmuştur.

16 Ekim 1720’de Winterthur’da doğdu,’27 Şubat 1799’da bir yolculuk sırasında öldü. Zürich Koleji’n-de tanrıbilim öğrenimi gördükten sonra, bir süre, Argnovie’de papaz yardımcısı oldu. Bu arada felsefe, tanrıbilim, matematik ve estetik konularında çalışmalar yaptı. 1747’de Joachimsthaler Gymnasium’unda matematik okutmakla görevlendirildi. 1763’te Berlin Akademisi’ne üye seçildi. Berlin liselerinde felsefe öğretmeni oldu.

Sulzer’in çalışmaları estetik, matematik, tanrıbi-lim, yazın ve felsefe gibi geniş bir alanı kapsar. Konuları değişik olmasına karşın, hepsine bir felsefeci tutumuyla yaklaşır, özellikle sanat sorunları üzerinde durarak, onlara estetik ilkelerine göre çözüm bulmaya çalışır. Ona göre, sanatın incelenmesi, araştırılması gereken iç yapısı ve tinsel özelliğidir. Çünkü sanatın kaynağı, öteki deney ve gözlem bilimlerinde olduğu gibi usa dayalı bir varlık alanı değil, ahlak duygularının oluşturduğu ortamdır. Bu nedenle sanatı us ilkelerine bağlanarak açıklamaya kalkmak yanıltıcıdır. Ahlak duygusunun biri iyi, öteki güzel olmak üzere iki öğesi vardır. Sanatı yaratan duygu, düşünme yetisi ve anlığı bulunan her varlıkta bulunur. Yapılması gereken onu verimli bir duruma getirmektir. Bunu başarınca sanatın ereği ve oluşumunu sağlayan ilkeler ortaya çıkar.

Sulzer’e göre bu ilkelerden biri insanın, bulunduğu evrende, aradığı yüce mutluluk, öteki de sanatı verimli kılacak-ilkelerin saptanarak, sanatçının yetiş-
mesine uygun bir düzeyde uygulama alanına koymaktır. Bunlar sağlanınca konusu nesneleri güzelleştirerek doğayı ideal bir varlık biçiminde göstermek olan sanata gelişme yolu açılır. Bunu başarmak için psikolojiden yararlanmak gerekir. Felsefenin de temelini oluşturan psikoloji tinsel çalışmanın anlaşılmasını sağlar. Burada biri gerçeği kavrama, algılama, öteki de duygudan kaynaklanan iyi ile güzeli konu edinen sanata açıklık getirme söz konusudur. Güzellik birliğin, türlülüğün, düzenin uyumuyla gerçekleşen bir bütünlüktür. Sanatçı bunu belli bir biçim içinde tasarlayarak ortaya koyar. Özdek sanatın dışındadır, ancak sağlıklı bir sağduyu ve us onu iyi seçerek, sanatın nesnesi durumuna getirebilir. Bunu da en iyi başaran kişi bilge olan sanatçıdır. Sanatı içeriğinden soyutlayarak, yoğun bir biçim olarak göstermek de doğru değildir, çünkü sanat ürününde, kendine göre, bir anlam derinliği vardır. Bu da ölçü, oran ve uyumla sağlanan bir yetkinlik demektir.

• YAPITLAR (başlıca): Theorie der angenehmen Empfin-dungen, 1762, (“İnce Duygular Kuramı”); Allgemeine Theorie der schönen Künste, 3 cilt, 1771-1774, (“Güzel Sanatların Genel Kuramı”).

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi