İstolni Belgrad/Szekesfehervar Tarihi, Nüfusu, Hakkında Bilgi

36

İstolni Belgrad. Macaristan’da XVI-XV11. yüzyıllarda Osmanlı sancak merkezi olan bir şehir.

Macarca’sı ilk zamanlarda Fehervâr, daha sonra Szekeşfehervâr, Almanca’sı Stuhlweifienburg, Latince’si Alba Regia olup Osmanlılar tarafından Sırpça “beyaz başşehir” anlamına gelen “stolni belg-racTdan türetilen İstolni (istoni) Belgrad ve Belgrad-ı Üngürüs adıyla anılmıştır. Macaristan’ın batı kısmında Transdanub-ya bölgesinde. Eskiçağ’dan beri meskûn olan düz bir alanda X. yüzyılda kurulan şe­hir. Aziz Istvân döneminde (1000-1038) krallık merkezlerinden biri sıfatını kazan­dı. Burada gömülen Istvân’ın halefleri bütün Ortaçağ boyunca çoğunlukla bu şehirde taç giydi [son defa 1526’da ânos Szapolyai, 1527de bir yıl önce kral seçilen Habsburg hanedanına mensup Ferdinand] ve toprağa verildi. Budin (Buda) ve Estergon (Esztergom) zamanla daha büyük önem kazandıysa da burası kutsal bir merkez olarak saygınlığını korudu. Kral Mâtyâs’ın 1490’daki ölümünden az son­ra oldukça bakımsız durumda olan kale Habsburg Maximilian’m kuvvetleri ta­rafından zaptedildi. Ancak 1491 yılında Istvân Bâthori ile Pal Kinizsi burayı geri aldı.

Buda- Esztergom Szekesfehervâr üç­geni, stratejik ve manevî önemi dolayısıy­la Osmanlılar’ın başlıca hedefini teşkil et­ti. Budin’in 948’de (1541) ele geçirilme­sinden sonra asıl yönü Viyana olan 950 (1543) seferi sırasında Estergon’un kuşa­tılmasının ardından başında Kanunî Sul­tan Süleyman’ın bulunduğu 35-40.000 kişilik Osmanlı ordusu, hemen hemen her taraftan bataklıklarla çevrili ve kısmen yeniden tahkim edildiği için savunma gü­cü yüksek Szekesfehervâr’ı kuşatma altı­na aldı. Bu tarihte Ferdinand’ın kontro­lünde bulunan kalede, kumandan György Varkocs (VVarkoch) ile tahminen 6000 ka­dar değişik milletlere mensup muhafız vardı. Bazı kaynaklara göre şehir halkı sa­vaşsız teslim olmadan yana idi. Kuşatma sürerken dış kaleden iç kaleye dönmek isteyen müdafilere şehir halkı kapıyı aç­madı ve bunun neticesinde Varkocs ve yanındakiler hendeklerde can verdiler. 3 Cemâziyelâhir 950’de (3 Eylül 1543) ahali ve geri kalan askerler Osmanlılar’la anla­şarak Szekesfehervâr’ı onlara teslim et­tiler. Bazı tarihçilere göre Ferdinand’a baş eğdikleri ve silâh sakladıkları için önde gelen sivillerin bir kısmı idam edildi, as­kerler ise serbestçe ayrılabildi.

XVI. yüzyılın sonuna kadar buraya yöne­lik olarak ciddi bir askerî faaliyete girişil­medi. 1565’te şehrin Macar hâkimi, Györ (Yanık) kumandanına teslim olmaya hazır olduklarını bildirdiyse de Viyana bu pla­nı durdurdu. Muharrem-Safer 1002’de (Ekim-Kasım 1593) Kont Hardegg’in bir­likleri şehri kuşattılar: ancak kalenin yar­dımına gelen Osmanlı kuvvetlerinin 3 Kasım’da Pâkozd ve İstolni Belgrad arasın­da yenilgiye uğratıldığı sırada yarıda bı­raktıkları kuşatmayı hâlâ belli olmayan sebeplerle sürdürmediler. Şevval 1007′-de (Mayıs 1599) şehrin varoş kısmı Macar ve Avusturyalı birliklerin beklenmedik hü­cumu neticesinde geçici olarak alındıysa da direnen kale ele geçirilemedi. 1010′-da (1601) buraya 28.000 kişilik kuvvet sevkedilmesine rağmen başkumandan Prens Henri Mercoeur kaleyi eîe geçirmek­te zorlandı. General Russvvorm’un birlik­lerinin hiç kimsenin geçemeyeceği sanı­lan bataklıkları aşarak Sziget mahallesi­ni ele geçirmesinin ardından diğer dış semtler kısa sürede alındı. 22 Rebîülev-vel’de (20 Eylül) kanlı bir savaştan sonra Avusturyalılar kaleyi zaptettiler. Bir ay sonra şehrin yakınında on altı gün süren meydan savaşı, burayı geri almak için gelen Osmanlı kuvvetlerinin yenilgisiyle neticelendi. Ancak ertesi yıl Vezîriâzam Yemişçi Hasan Paşa şehri tekrar Osman­lı topraklarına kattı.[11 Ramazan 1011 / 22 Şubat 1603] Bu ikinci zaptından son­ra seksen altı yıl daha Osmanlı idaresin­de kalan şehir, Budin’in 1097’de (1686) düşmesiyle kısa bir süre için Budin bey-lerbeyiliğinin merkezi rolünü üstlendi. Ancak 1687 yılında Avusturyalılar tarafından başlatılan ablukanın giderek daha sı­kı uygulanması sonucu 8 Receb 1099’da (9 Mayıs 1688) bir heyet kaleyi teslim şart­larını görüşmek üzere Kral Leopold’ün ya­nına gitti. Nihayet hükümdarın tasdikiyle 14 Mayısta anlaşma imzalandı ve 19 Mayıs’ta yürürlüğe girdi. Böylece Osmanlı idaresi sona ermiş oldu.