İsmail Hatip Erzen Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

54

İsmail Hatip Erzen (1882-1968) Son devir din âlimlerinden.

13 Nisan 1882’de Siirt’te doğdu. Ba­bası ulemâdan Şeyh İbrahim Efendi, an­nesi Halime Hanım’dır. Molla Hasan Hatipzâdeler diye tanınan ve birçok âlim ve şeyh yetiştiren bir aileden gelmektedir. Nesebinin Şeyh Abdülkâdir-i Geylâni’ye ulaştığı söylenir. Siirt’te mahalle mek­tebinden sonra rüşdiyede, ayrıca Halefiyye, Rahîmiyye ve Sâlihiyye medre­selerinde tahsil gördü. Babası İbrahim Efendi ve Müderris Hasan Efendi ile Siirt müftüsü ve Millî Meclis âzası Halil Hulki Efendi onun ilk hocalarıdır. Daha sonra Erzurum müftüsü Lutfullah Efendi, Ye­tim Hoca Efendi ve Taşkesanlı Ziyâed-din Efendi’den ders aldı. Ardından Mı­sır’a giderek Ezher Üniversitesi’nde yedi yıl İslâmî ilimleri tahsil etti. Bu sıra­da Türk talebe yurdunda kalan öğren­cilere hadis ve fıkıh usulü ile akaid ders­leri okuttu. Ayrıca biri Matbaatü’s-saâde olmak üzere iki matbaanın başmusahhihliğinde bulundu. Sevkânî’nin h-şâdü’l-fuhûl’ü ile Celâleddin es-Süyûtî’nin Hüsnü’l-makşıd îî cameh’I-mevîid adlı risalesi onun tashihiyle basılmıştır.

1909 yılında Mısır’dan dönen İsmail Hatip 1916’ya kadar Ma’mûretülazîz Sul­tanîsi, bu tarihten 1921 “e kadar da Si­vas Sultânîsi’nde Arapça muallimliği yap­tı. Ayrıca Sivas Dârülhilâfe Medresesi’nde Arapça dersleri verdi ve Osman Paşa Camii hatipliğini üstlendi. 1921-1960 yıl­ları arasında sırasıyla Yaylak (Urfa). Çer­mik, Gümüşhane, Sivas, Antakya, Eyüp (İstanbul), Konya ve Malatya müftülük­lerinde bulundu.

İsmail Hatip Erzen hayatının son dö­nemlerinde hastalanmış, tedavi masraf­larını karşılayabilmek için kütüphanesini Elazığ’da satışa çıkarmış ve 1968 yı­lında Ankara’da vefat etmiştir.

Şafiî mezhebinden olan İsmail Erzen Selef yolunu takibe çalışmış, dinin bid’at ve hurafelerden ayıklanması hususun­da gayret göstermiştir. Takva sahibi, ça­lışkan ve sert mizaçlı bir âlimdi. Namaz­ların farzlarından önce İhlâs sûresinin okunmasının caiz olmadığı, mevlid okut­ma masraflarının fakirlere sadaka ola­rak verilmesinin daha hayırlı olacağı ve Allah’ın huzurunda tevazu maksadıyla baş açık namaz kılmanın müstahap ol­duğu görüşündeydi. Erzen bu fikirlerin­den dolayı itham edilmiş ve hakkında toplu şikâyetlerde bulunulmuştu. Dinî konularda zamanının âlimleriyle yaptığı Türkçe, Arapça manzum ve mensur ya­zışmalarında dinî bilgisinin yanında mütevazi, ağır başlı ve saygılı oluşu dikkati çeker.