Heşt Behişt Nedir, Yazarı, Kitabı, Konuları, Özellikleri, Hakkında Bilgi

54

Heşt Bihişt. Sehî Bey (ö. 955/1548) tarafından yazılan ilk Osmanlı şuarâ tezkiresi.

Osmanlı Türkçesi’nde tezkiretü’ş-şuarâ türü, Sehî Bey’in 945 (1538) yılında tamamladığı bu eserle başlar. Tezkire-i Sehî olarak da bilinen Heşt Bihişt bir önsöz, her birine “bihişt” (cennet) adı verilen sekiz tabaka ile bir hatimeden meydana gelmiştir. Sehî’nin önsözünde bizzat be­lirttiği üzere eser Abdurrahman-ı Câmi’nin sekiz ravzaya ayrılmış Bahâristân’ından, Devletşah’ın Tezkiretü’ş-şuarâ’sından Ali Şîr Nevâî’nin sekiz “meclis”ten oluşan Mecâlisü’n-nefâis’inden örnek alınarak yazılmış ve sekiz tabakaya ayrıl­mıştır. Heşt Bihişt’in her tabakasının ba­şında o tabaka için giriş mahiyetinde bir açıklama, sonunda da bir “tetimme” kıs­mı bulunmaktadır. Arap edebiyatındaki geleneğin bir devamı olan bu sistemde tabakalar Farsça sayılarla adlandırılmış­tır. Eserdeki sekiz tabakanın muhtevası şöyledir:
1. tabaka Kanunî Sultan Süley­man’a ayrılmıştır.
2. tabakada başlangıç­tan Kanunî Sultan Süleyman’a gelinceye kadar şiir yazmış divan sahibi padişahlar­la şehzadeler anlatılmıştır. Bunların top­lam sayısı altıdır.
3. tabakada vezir, ka­zasker, defterdar, nişancı ve sancak be­yi gibi devlet ricali arasında şiir yazanlar yer alır. Bu tabakadaki şair sayısı, eserin bilinen on sekiz nüshasında yirmi altı ile yirmi sekiz arasında değişmektedir. 4. tabaka ulemâ sınıfından olan şairlere ay­rılmıştır. Ulemânın rütbesinin yüksek ol­ması dolayısıyla bunların ayrı bir tabaka­da ele alınması gerektiğini söyleyen Se­hî, bu hususta Hz. Peygamber’in, “Üm­metimin ulemâsı Benî İsrail’in peygam­berleri gibidir” hadisine dayanır. Bu taba­kadaki şair sayısı yazma nüshalarda on yedi ile on sekiz arasında değişmektedir.
5. tabakada, Sehî’nin tezkiresini yazdığı sırada hayatta bulunmayan otuz üç şair anlatılmaktadır.
6. tabaka tezkirenin en geniş bölümüdür. Sehî, bu tabakada yer alan ve çeşitli nüshalara göre sayılan elli altı ile altmış arasında değişen şairlerin bir kısmı ile bizzat görüşmüştür.
7. taba­kayı müellif çoğunu şahsen tanıdığı çağ­daşlarına ayırmış, ayrıca “Zikrü’n-nisâ” başlığı altında Zeyneb Hatun ve Mihrî Ha­tun adlı iki kadın şaire de yer vermiştir. Bu tabakadaki şair sayısı da nüshalarda otuz yedi ile otuz dokuz arasında değiş­mektedir.
8. tabakayı adları yeni yeni du­yulmaya başlayan, Sehi’nin kabiliyetli bul­duğu “nevheves” genç şairler oluştur­maktadır. Bu kısımdaki şair sayısı nüs­halara göre kırk üç ile kırk dokuz arasın­da değişir. Tabakalarda şairlerin sıralan­masında herhangi bir tertip gözetilmemiştir. Sehî Bey’i takip eden Latîfî’den iti­baren ise tezkirelerin çoğunda şairlerin mahlasları esas alınarak alfabetik sıraya uyulmuştur.

Heşt Bihişt’te sırasıyla bir şairin önce adı, babası tanınan bir kimse ise babası­nın adı, bazılarında kimin öğrencisi oldu­ğu, varsa mensup bulunduğu tarikat. tahsili ve mesleği belirtildikten sonra ki­şiliği ve şiirleri üzerinde değerlendirme­de bulunulur, bazan eserlerinin isimleri de verilir. Şairlerin doğum ve ölüm tarih­leri kaydedilmeyip, sadece bir kısmının genç veya ihtiyar yaşta öldüğü belirtil­mekle yetinilmiş, daha sonra her şairin şiirlerinden birkaç beyit örnek verilmiş­tir.