Hayreti Hayatı, Kimdir, Eserleri, Hakkında Bilgi

23

Hayretî (ö. 941/1534) Divan şairi.

Vardar Yenicesi’nde doğdu. Asıl adı Mehmed’dir. Kaynaklarda Mehmed Şah, Mehmed Çelebi ve Baba Hayreti olarak da geçer. Hayatı hakkında fazla bilgi yok­tur. Mevlevi şeyhi Yûsuf-ı Sîneçâk’in kar­deşi olan Hayretî mutasavvıf bir şairdir. Kardeşi gibi kendisi de önce Şeyh İbrahim Gülşenî’ye intisap etti, daha sonra Ru­meli abdalları arasına karışarak Bektaşî­liği benimsedi. Sehî Bey ve Âşık Çelebi-nin belirttiklerine göre Hayretî, Rumeli akıncı ocaklarında bir sipahi olarak ömür sürmüştür. Divanındaki “Kılıç Kasidesi” ile “Yahyalılarız” redifli murabbaı da bu hususu doğrulamaktadır. Şairin tahsil du­rumuna dair kesin bilgi mevcut değildir.

Hayretî Vardar Yenicesi, Üsküp ve Bel-grad gibi döneminin küttür merkezlerin­de çağdaşları olan Hayalî Bey, Usûlî ve Ga-rîbî ile dost meclislerinde bulunmuştur. Bir ara İstanbul’a da giden şairin burada ne zamana kadar kaldığı bilinmemekte­dir. İstanbul’da bazı devlet büyüklerine kasideler sunan Hayretî, Kanûnî’nin sad­razamı Makbul İbrahim Paşa’nın dikka­tini çeker. Onun için bir bahâriyye yazıp kendisine sununca İbrahim Paşa şairden hoşlanıp büyükçe bir ihsanda bulunmak İstemişse de sadrazama daha yakın olan Hayalî Bey’in, Hayretî’yi tok gözlü ve kim­seye baş eğmeyen biri olarak tanıtması yüzünden caizeden vazgeçerek küçük bir timar vermeyi kâfi görür. Bunun üzerine Hayretî. “Dil-i bîmâr bu denlü merhem ile tîmâr olmaz” diyerek İstanbul’dan Var­dar Yenicesi’ne geri döner.

Yenice’ye geldiğinde Mihaioğlu ve Yah­yalı akıncı ocaklarına sığınan Hayretî, öm­rünün sonuna kadar hizmetinde bulun­duğu bu beylerin desteğiyle geçinmiştir. Biryerde durmayıp değişik yerlere giden akıncı ocaklarıyla beraber Yenice, Bel-grad ve Üsküp gibi merkezlerde bulunan şair gezip dolaştığı yerleri şiirlerine de ak­setti rmiştir. Onun Belgrad ve Yenice için yazdığı müstakil şehrengizler bu devre­nin mahsulüdür. Son zamanlarında göz­leri artık görmeyen Hayretî, dost ve şair­ler meclisine kardeşi Yûsuf-ı Sîneçâk’in yetiştirmesi olan şair Günâhî’nin yardı­mıyla gidip gelmekteydi. Nitekim şair ih­tiyarladığını ve gözlerinin artık görmedi­ğini birkaç beytinde ifade etmiştir. Latîfî ve Âlî’nin kaydettiğine göre Hayretî, ve-

fatında vasiyeti üzerine Vardar Yenicesi’n-de daha önce inşa ettirdiği zaviyesine defnedildi. Sicill-i Osmûnî ve Osmanlı Müellifleri’nde ise Hayretî’nin kardeşi Yûsuf-ı Sîneçâk ile beraber İstanbul’da Sütlüce’deki hazîrede medfun olduğu ve orada Hayretî adına bir mezar taşının bu­lunduğu kaydedilmektedir. Buna karşılık Hayretî’nin yakın dostu olan Âşık Çelebi, Hayalî Bey’i anlatırken Vardar’a gittiğin­de vefat etmiş bulunan Hayretî’nin ruhu İÇin Fatiha okuduğunu yazar ki bu Hay­retî’nin mezarının Vardar Yenicesi’nde ol­duğuna bir delil teşkil eder. Bu takdirde Sütlüce’deki kabir bir makam olarak dü­şünülebilir. Künhü’l-ahbâf da ayrıca şa­irin Yenice’deki mezarının bir ziyaret yeri olduğu belirtilir.

“Ca’feri-mezheb safâyî canlarız” diye­rek mezhebini açıklayan Hayretî’nin Ca’­ferî ve Alevî olduğunu Âşık Çelebi ile La­tîfî de belirtmektedir. Şair Hz. Ali, Hüse­yin ve on iki imamı methetmekle bera­ber Hz. Ebû Bekir, Ömer ve Osman’a da hürmetkardır. Bu husus Rumeli’de yeti­şen Bektaşî şairlerinin çoğunda görülür. Rumeli abdalları da Hayretî’nin şiirlerine bütün Özellikleriyle aksetmiştir. Hayretî’­nin divanı abdalların yaşayış, düşünüş ve giyinişlerini anlatan birçok malzemeye sahiptir.

Hayretî samimi ve sade üslûbu, rindâ-ne edası, zengin kelime hazinesi, çeşitli deyimler kullanması, mahallî tasvirlere ve müşahhas unsurlara yer verişiyle dik­kati çeken bir şairdir. Onun âşıkane, halk zevkine uygun, sade ve hoşa giden gazel­leri bulunduğu tezkire yazarlarınca or­taklaşa kabul edilmektedir. M. Fuad Köp-rülü’ye göre de Hayretî, şiirlerinde Rume­li şehirlerinin hususiyetlerini ve aşklarını açık ve laubali bir tarzda terennüm eden orijinal bir şairdir. Ayrıca tasavvuf terim­lerini kullanmada oldukça maharetlidir. Şiirde âhenge dikkat eden ve aruza hâ­kim olan şair edebî sanatlarda da başarı­lıdır. Onun asıl şahsiyetini ise sanatlı ve mazmunlarla yüklü şiirlerinden çok der­vişane ve rindâne yolda samimi şiirleri ak­settirir. Bu özellikleriyle Hayretî derviş, rindmeşrep, mustarip ve bazan da zevk-perest bir şairdir.