Georg Simmel Kimdir, Hayatı, Felsefesi, Kitapları, Hakkında Bilgi

37

Simmel’in ilgileri felsefe, ahlak, sosyoloji, hukuk, psikoloji ve tarih gibi geniş bir alanı kapsar. Bir yandan da Dilthey’in düşünce yöntemlerinden esinlenerek Yararcılık’m görüşlerini eleştirip, onlardan sosyoloji ve psikolojiye dayalı yeni bir öğreti geliştirmeye çalışır. Özellikle sanatçı ve düşünürlerin yaşamöykülerini konu edinen araştırmalarında, onların görüşlerindeki gelişim aşamalarım, başarı oranlarını, yaratıcı girişimlerini doğuran etkenleri açıklamayı amaçlar. Ona göre bir düşünürün görüşleriyle yaşama biçimi, düşünme yöntemi arasında bağlantı vardır. Felsefe, sosyoloji ve psikolojinin görevi bu bağlantıyı açıklayarak, ondan kaynaklanan öğretiyi anlamaktır. Ona göre felsefenin kaynağı filozofun varlığını kapsayan, yansıtan evren karşısında duyduğu sezgidir. Bu sezginin önceden kazanılmış bilgilerle ilgisi yoktur. Bilge kişi, önyargısı olmadan, kurallaşarak geçerlik kazanmış birtakım verilere bağlanmadan, düşünebilendir. Felsefenin ilgilendiği bilgi, her türlü önyargıdan bağımsız, birbirine eklenen ve dayanan yargıların bağlaşımıdır. Bu bilgide, önceden kazanılmış, önsel ve biçimlendirici bir ilke yoktur. Bu nedenle felsefede geçerli olan bilgi bir süreç özelliği taşır. Simmel’e göre anlıkta bir takım önsel ilkeler bulunduğunu ileri süren Kant, tinle doğa arasındaki birliği arayan, doğada tinle, tinde doğa ile bağlantılı nesneleri kavramaya çalışan Goethe’den daha bilge değildir. Çünkü bilge verilere değil, araştırarak ortaya koyduğuna, önsel sayılan nesnelerden bağımsız olarak, sezdiğine inanır. Bu durum bilgenin sanatçı bir nitelik taşıdığını gösterir. Onun anladığı bilgi de bir bağlaşım (coordinatio) demektir.

Tarihle ilgili düşüncelerini Die Probleme der Geschichts Philosophie, (“Tarih Felsefesinin Sorunları”) adlı yapıtında ele alan Simmel’e göre bütün tarih olayları belli zaman kesimlerine bağlıdır ve onların niteliğiyle biçimlenir. Tarihte kesin, değişmeyen, yasallaşmış ve evrensel ilkeler yoktur. Yalnız duygular ve düşünceler tarihsel gerçeklerdir. Tarih olaylarında tinsel güçlerin etkisi önemlidir, bunu da tarihçinin duyguları ortaya koyabilir. Üretim-tüketim ilişkileri, toprağın niteliği ve başka doğal nedenler tinsel durumlarla birlikte değişirse etkili olabilir. Bütün bunlar tarihçinin bir takım önsel düşünce biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle tarihte de gerçeklik aramak boşunadır. Simmel için tarih olaylarının kaynağı bireysel istençtir, bunu da ancak psikoloji açıklayabilir. Çünkü tarihsel olgu, gerçekte psikolojik bir olaydır, bu olayda en büyük etken bireysel istenç ve yönelişler arasında onaya çıkan karşılıklı etkileşmelerdir. Yaşama biçimi, toplumsal evrim güçlü bireylerle bağlantılı olaylar da tarihsel oluşumda etkilidir.

Sosyoloji konusunu tarihle eş düzeyde ele alan Simmel için önemli olan toplumu iyi tanımak, onun yapısını kuran öğeleri bütün ayrıntılarına değin ortaya koymaktır. Ona göre, toplumlarm temel öğesi bireydir. Bu gerçeği açıklayabilmek için, sosyolojinin çözmesi gereken belli sorunlar vardır: A- Toplumsal üstünlüğün kökeni. B- Gizli topluluğun ilkeleri. C-Toplumsal bölünmeler. Ç- Komşuluk. D- Tinsel bağlaşımlar. Bu sorunların çözümünde yaşamdan ve tinsel niteliklerden yararlanma gereği vardır, çünkü her toplum olayının temelinde yaşamın ve tinsel niteliklerin etkisi vardır, olay bunlardan soyutlanarak açıklanamaz. Toplumun yapısında değerlerin, birer erek niteliği taşıyan kimi tasarımların katkısı vardır, bunlar doğa kurumlan ve mantık dizgeleri gibi nesnel bir özellik taşır. Bunlar bireysel olanı aşar, toplumun bütününü kapsar.

Simmel, felsefe sorunlarının çözümünde psikoloji, sosyoloji ve iktisat verilerinin yardımcı olacağı görüşüne dayanan yöntemiyle çağdaş düşünceyi etkilemiş, özellikle sosyolojinin bir toplumsal bilim olarak gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. Onun önerdiği yöntem Durkheim, Le Play ve Pareto gibi sosyologların geliştirdikleri öğreti karşısında özgün bir çığır olarak nitelenmektedir.