Ebu İshak İsmail Efendi Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi -Şeyhülislam-

26

Ebu İshak İsmail Efendi (ö. 1137/1725) Osmanlı şeyhülislâmı.

1645’te İstanbul Çarşamba’da doğdu. Birçok şeyhülislâm, kazasker, kadı, mü­derris, âlim ve şair yetiştiren bir aileye mensuptur. Babası. Alâiye’den (Alanya) İstanbul’a gelip medrese tahsilinden son­ra müderrislik ve kadılıklarda bulunan, 1657’de Kahire kadı nâibliği yapan Ka­ra İbrahim Efendi’dir. Tahsilini tamam­ladıktan sonra Kazasker Kara Kadri Efendi’den mülâzım oldu; ardından İstan­bul’un çeşitli medreselerinde müderris­lik yaptı. 1662’de Cafer Paşa Medresesi’ne, buradan 1673’te ibtidâ-i hâriç de­recesiyle Yûsuf Paşa, 167S’te de Abdul­lah Ağa medreselerine tayin edildi. Mü­derrisliği sırasında mektupçuluk, tezkirecilik ve kassâmlık görevlerinde de bu­lundu. 1676’da ibtidâ-i dâhi! derecesiy­le Şah Hûban Medresesi’ne geçti, ora­dan da 1678’de hareket-i dâhil derece­siyle İmâdzâde Esseyyid Mehmed Ebüs-suûd Efendi’nin yerine Beşiktaş’ta Si­nan Paşa Medresesi’ne getirildi. 1681′-de müsıle-i Sahn derecesiyle yine Beşik­taş’taki Hayreddin Paşa Medresesi mü­derrisliğine yükseltildi. 1683’te Sahn-ı Semân medreselerinin birine müderris olduktan sonra kendisine ibtidâ-i altmış­lı derecesi lâyık görülerek Önce Kılıç Ali Paşa Medresesi’ne, dört yıl sonra da mû-sıle-İ Süleymâniyye rütbesiyle Mahmud Paşa Medresesi’ne tayin edildi. Aynı de­rece ile 1689’da Eyüp’teki İsmihan Sul­tan ve Ebû Eyyûb el-Ensârî Medresesi’n-de bu görevine devam etti. Bir yıl sonra hâmis-i Süleymâniyye derecesiyle Galata Medresesi müderrisi, 1691’de ise müder­risliğin en yüksek derecesi olan Süleymaniye Dârüfhadisi müderrisliğine yükselerek reîsü’l-müderrisin oldu.

1692’de kadılık mesleğine geçen İs­mail Efendi önce Halep’e gitti; burada­ki görevinden sonra 1698’de Mekke-i Mükerreme pâyesiyle taltif edildi; ardın­dan Kahire, 1706’da da Mekke kadılığı görevine getirildi. Ertesi yıl kendisine Edirne payesi, Bolu ve Edincik kadılıkları ihsan edilerek İstanbul’a döndü; 1708′-de İstanbul kadısı oldu. 1710’da Anado­lu payesini elde eden İsmail Efendi bir yıl sonra Anadolu kazaskerliği. Ocak 1712’de de Rumeli kazaskerliği görev­lerine getirildi. Aynı yıl azledilerek üç yıl sonra tekrar Rumeli kazaskeri oldu. 1716’da selefi Menteşzâde Abdürrahim Efendi’nin azliyle boşalan şeyhülislâm­lığa tayin edildi. Yaklaşık bir buçuk yıl şeyhülislâmlık makamında kalan İsmail Efendi’nin bazı davranışları, çocukları­nın ve yakınlarının onun mevkii ile uy­gun olmayan tutumları, kendisinin vazi­fesiyle bağdaşmayacak şekilde azil ve tayin işlerine karışması gibi sebepler göz­den düşmesine yol açtı; 1718’de şeyhül­islâmlıktan azledilip Sinop’a sürüldü. Üç yıl sonra affedilerek İstanbul’a döndü ve Bebek ile Rumelihisarı arasındaki ya­lısında oturmasına izin verildi. Burada vaktini ilim ve ibadetle geçiren İsmail Efendi 1723’te hastalandı ve 28 Zilkade 1137 tarihinde vefat et­ti. Ertesi günü, İstanbul-Çarşamba’da inşası bir yıl önce tamamlanan kendi yap­tırdığı caminin hazîresine defnedildi.

İsmail Efendi’nin, şeyhülislâmlıktan azledildiği sırada yaptırdığı ve bugün de kendi adıyla anılan bu cami Kabe’nin öl­çülerine göre inşa edilmiştir. Mescidin kapısı üstünde oğlu Ebûishakzâde Meh­med Esad Efendi’nin bir tarih manzu­mesi bulunmaktadır. Caminin batısın­daki medrese ile doğusundaki dârülhadis oğlu Esad Efendi tarafından yaptırıl­mıştır. İsmail Efendi bu camiyi inşa etti­rirken doğduğu hücrenin yerini kendisi­ne mezar olarak seçmişti. Oğulları olan Şeyhülislâm İshak, Şeyhülislâm Mehmed Esad, Lutfullah, Şeyh Mehmed ve Mesud efendilerin mezarları da buradadır.

Kaynaklar İsmail Efendi’nin ilim ve fa­zilet sahibi, güler yüzlü, hoşsohbet bir kimse olduğunu; hak ve hukuka düşkün, dalkavukluktan uzak bir şahsiyete sahip bulunduğunu kaydederler. Naîm mahlasıyla şiirleri de bulunan İsmail Efendi’nin bazı önemli ve nâdir meseleleri izah eden bir mecmua bıraktığı kaydedilmektedir.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi