Dîvân-ı Lügati’t-Türk Yazılması, Konuları, Edebi Değeri (Türk Edebiyatı)

25

Filolog, etnograf, ilk Türk haritacısı ve toponimisti (muhtemelen Karahanlı Hanedanı’na mensup bir şehzade) olan Kaşgarlı Mahmûd’un meşhur eseri Dîvânü Lügati’t-Türk’ü, kendisinin verdiği bilgilere göre bu eserini 25 Ocak 1072’de yazmaya başlamış, 10 Şubat 1074’de bitirmiştir. 1076-1077 arasında son şeklini vererek, Dîvân’ını Halîfe Ebü’l-Kâsım Abdullah bin Muhammedü’l-Muktedi bi-Emrillah’a sunmuştur. Eseri Bağdat’ta bulunduğu yıllarda yazmış olduğu sanılmaktadır.

Tek Orijinal Nüshanın Bulunuşu
Kilisli Rifat’ın anlattığına göre: “Meşrutiyet’in ilk yıllarında ve Emrullah Efendi’nin maarif nazırlığı ettiği sıralarda, eski maliye nazırlarından Nazif Paşa’nın akrabası olan bir hanım günlerden birinde Sahaflar Çarşısı’na satılık bir kitap getirmiş; kitapçı Burhan Efendi de bunu satmak üzere Maarif Nezareti’ne götürmüştür. Ne var ki, Nezaret yani o zamanki Milli Eğitim Bakanlığı kitap için istenen 30 sarı lirayı çok pahallı bulduğu için kitabi almaktan vazgeçmiştir. Bunun üzerine kitapçı bir de Ali Emiri Efendi’ye uğramayı uygun bulmuştur. Ali Emiri, kitabı şöyle bir inceledikten sonra değerini takdir ederek istenen 30 sarı lirayi ödeyip hemen satın almıştır. Ancak, bundan sonra da Ali Emiri Efendi herkese bu eserin öneminden bahsettigi halde, kaybolur korkusu ile kitabı kimseere göstermez olmuştur. Onu görmek isteyip de göremeyenler arasında devrin ünlü sosyolog ve fikir adami Ziya Gökalp’te vardı. Daha sonraki yıllarda harcanan uzun çabalar ve Sadrazam Talat Paşa’nın araya girmesi ile bu değerli eser Maarif Nezareti’ne devredilerek ve Kilisli Rifat Bey’in denetimi altında 1915-1917 yillari arasında üç cilt hainde bastırılarak kaybolmaktan kurtarılabilmiştir.

dvn lgatit-trk.jpg” border=”0 Yazılma Amacı, Muhteva, Eserin Sağladıkları
Dîvânü Lügati’t-Türk Araplar’a Türkçe’yi öğretmek ve Türkçe’nin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu kanıtlamak gayesiyle yazılmıştır. Madde başı olan sözcükler ve örnekleri Türkçe, açıklamalar Arapça’dır. Alfabetik sırayla yedi bin beşyüz sözcüğü kapsar. Türk lehçelerinin ses bilgisi (fonetik) biçim bilimi, morfoloji ve söz dizimi (sentaks) üzerine geniş bilgi içerir. Sözlükteki başlıca edebi lehçeler Kaşgar ve dolaylarında kullanılan Hakaniye Türkçesi ve Oğuz Türkçesi’dir. 

Kaşgarlı Mahmûd, Dîvânü Lügati’t-Türk’te yaşadığı dönemdeki Türk illerinin ve boylarının ağızlarını canlı olarak tesbit etmiş, böylece Türk kültür ve geleneklerine âit malzemeyi toplamış ve anonim malzemenin kayda geçmesini sağlamıştır.

Türk dil ve kültürünün Arap dünyâsına tanıtılmasında büyük rol oynayan ve Arapça yazılan bu eser, yazıldığı zamandan beri Türk dünyâsının en kıymetli ve ana eseri durumunda olup, Türk dil ve kültürünün hazînesidir. Dîvân, bu yönü ile sâdece bir kâmus değildir. Türk tarihi, coğrafyası, mitolojisi, atasözleri, folkloru, halk edebiyatı, ve müziği üzerine, kısacası eski Türk kültürüne ilişikin zengin bilgiler içeren ansiklopedik bir eserdir. Bu bakımdan dünyâ edebiyatında emsali görülmemiş bir eserdir. Eserde Türk dilinin Arapça olarak açıklaması da yapılmıştır. Dilbilgisi terimleri de hâliyle Arapça verilmiştir. Bulundurduğu malzeme bakımından ise eser, Türk şîve ve ağızlarından metinlere yer vermiştir. Bu bakımdan Kaşgarlı Mahmûd için karşılaştırmalı Türk Dili Araştırma Mektebinin kurucusu dense yeri vardır. Eserde Çu-Çi adlı halk arasında ünlü bir şâirden de haber verilmiştir.

İmlâ sistemi bakımından Divânü Lügati’t-Türk, kendisine has bâzı imlâ hususiyetlerine yer vermiştir. Daha çok fonetik yönden bâzı düzenlemeler yapan Kaşgarlı Mahmûd, başta iki elifle başlayan “a” sesine de yer vererek, sonraları Macar Türkoloğu Ligeti tarafından ortaya atılacak olan Türkçede uzun sesli (vokal) meselesini de eserinde ele almıştır. Meselâ aaçlık, aat, aak, aaş, aaz, aay gibi kelimeleri başta iki elifle yazılmışlardır. Ayrıca tek elifle yazılan aç, at, ak, aş, az, ay gibi kelimeler de Dîvân’da yer almıştır. Buna ilâveten f ile be arasında bir ses olan f üstünde üç nokta ile gösterilen “w” sesi Kaşgarlı’nın kendi eklemesidir.

Bir haritayı da ihtivâ eden Dîvân, Türk toponimi (yer adları) sine de gereken değeri vermiştir. Damgaları ile birlikte Türk uluslarının verilmesi, eserin dikkat çeken bir yönüdür. Yalnız burada Oğuz boyuna mensup yirmi iki ulusun damgaları yer almıştır. Ali Emiri Efendinin gayretleri ile bulunan eser üzerinde Kilisli Rıfat, Konyalı Abdullah Atıf Türüner ve Besim Atalay çalışmalar yapmıştır. Eser T.C. Kültür Bakanlığı tarafından 1990 yılında aslına uygun olarak tıpkı basım hâlinde neşredilmiştir.

Önceki İçerikEğilim Nedir, Ne Demektir, Felsefi, Sözlük vs. Anlamları
Sonraki İçerikHalid bin Velid Kimdir, Kısaca Hayatı, Dönemi, Hakkında Özet Bilgi