Dırar bin Hattab Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi -Sahabi-

23

Dırâr b. Hattâb b. Mirdâs el-Kureşî (ö. 12/633[?]) Şair sahâbî.

Babası Hattâb, Kureyş kabilesinin bir kolu olan Benî Fihr”in reisiydi. Kendisi de Kureyş’in en iyi şairi ve cengâveri sa­yılırdı. İslâmiyet’ten önce meydana ge­len Fİcâr Savaşı’nda Benî Fıhr’in bayrak­tarlığını yapmıştı. Uhud, Hendek gibi muharebelerde müslümanlara karşı sa­vaştı. Hendek Gazvesinde müslümanlar tarafından açılan hendeğin üzerinden atıyla atlayıp geçen dört kişiden biri de o idi. Mekke fethinde müslüman oldu.

Hâlid b. Velîd’in kardeşi Hişâm b. Ve-lîd Devs kabilesinden birini öldürmüş, Dırâr bu kabileye gittiğinde Devsliler ona hücum ederek öldürülen adamın intika­mını almak istemişlerdi. Zor durumda kalan Dırâr, Ümmü Cemîl adlı bir kadı­nın evine sığınarak hayatını kurtarabil­mişti. Bu olay üzerine “Ümmü Cemil’den bile vefalı” sözüyle şöhrete kavuşan ka­dın, hayatını kurtardığı Dırâr b. Hattâb’ın Hz. Ömer’in (Ömer b. Hattâb) kardeşi ol­duğunu zannederek Medine’ye gitmişti. Hz. Ömer, “Ben onun sadece din karde­şiyim. Kendisi gazidir. Onu nasılhimaye ettiğini biliyoruz” diyerek Ümmü Cemil’e yardımda bulunmuştu.

Kureyş’in en iyi şairi sayılan Dırâr’ın şi­irlerinden 100 kadar beyit, çoğu İbn Hişâm’ın es-Sfre’sinde olmak üzere günü­müze kadar gelmiştir. Hz. Ömer devrin­de Hassan b. Sâbit’le karşılıklı şiir söyle­dikleri ve Hz. Ömer’in onun şiirlerinden hoşlandığı rivayet edilmektedir. Şairliği yanında nüktedan bir kişiliğe sahip ol­duğu da anlaşılmaktadır. İslâmiyet’i ka­bul etmeden önce müslümanlarla yap­tıkları savaşlardan bahisle Hz. Ebû Be­kir’e “Biz Kureyş’e sizden faydalı olduk, çünkü biz onları cennete gönderdik, siz ise cehenneme” dediği bilinmektedir.

Hadis rivayet edip etmediği kesin ola­rak bilinmeyen Dırâr’ın Yemâme’de şe­hid düştüğü kabul edilmektedir. Ancak bu görüşü benimsemeyen Hatîb el-Bağdâdî onun Medâin fethine katıldığını ve Dımaşk’ta yaşadığını söylemekte, fakat ne zaman öldüğünü zikretmemektedir. İbnü’l-Esîr ise bir taraftan 12’de (633) şehid olduğunu söylerken diğer taraftan 18 (639) yılına kadar çeşitli İrak şehirlerinin fethinde bulunduğunu kaydetmek suretiyle çelişkiye düşmektedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi