Home Kimdir Cornelius Heinrich Agrippa kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

Cornelius Heinrich Agrippa kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

0
27

Cornelius Heinrich Agrippa kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1486-1535) Alman Bilge. Kabalacılık’la Yeni-Platonculuk’u uzlaştırıp, bunlarla Hıris­tiyan inançları arasında bağ kurmaya çalışmıştır. Köln’de doğdu. Kimi kaynaklara göre Lyon’da, kimilerine göre de Grenoble’da öldü. Yaşamı serü­venlerle doludur. Katıldığı 7 Yıl Savaşları’nda gös­terdiği yararlılıktan dolayı kendisine şövalye nişanı verildi. Bir süre sonra askerlikten ayrıldı. Tıp öğreni­mi görerek doktor oldu, bir yandan da simya deneyleri yaptı. Fransa ve İspanya’ya giderek gizli bir dernek kurmaya çalıştı. Başarı sağlayamayınca Dol’e geçti. İbranice öğretmenliği yaptığı sırada dinsizlikle suçlandı. Pavia’ya (İtalya) giderek yıldızların devinimleriyle insanların yazgıları arasındaki ilişki üzeri­ne konferanslar verdi. Burada büyücülükle suçlanınca Torino’ya sığındı. 1518’de dostlarının yardımıyla değişik görevler üstlendi. Halkın yerleşmiş gelenekle­rine aykırı düşünceleri büyücülükle suçlanmasına yol açtığından Pavia’da da çok kalamadı. Yeniden gezile­re başladı ve sırasıyla Köln, Cenevre, Freiburg ve Lyon’a gitti.

1524’te Kral I. François’nın annesi Louise de Savoie’nin başdoktoru oldu. O sırada Fransa’ya karşı savaş açan Bourbon Krah’nm başarısını önceden yıldızlara bakıp haber verişi büyük ilgi uyandırdı. , Kimi İngiliz, İtalyan ve Alman soyluları ülkelerine çağırdılarsa da Agrippa, Hollanda’ca giderek İmpara­tor V. Charles’ın tarihçiliğini üstlendi. Anvers’te yayımlanan bir yapıtı nedeniyle yakalanıp Brüksel’e getirildi ve bir yıl tutuklu kaldı. Çıkınca Köln’e ve Lyon’a gitti. Yaşamının son yıllarında I. François’nın annesiyle ilgili bir yazısı yüzünden uzun süre tutuklu kaldı. Bağı konusundaki çalışmalarının yanlış anlaşıl­masından dolayı yaşamı boyunca suçlanan Agrippa, bağıyı tanrıbilimden ayırarak bağımsız bir bilim durumuna getirmek istemiştir.

Agrippa’ya göre bilginin doğa, vahiy ve vahiyde Bilginin üç bulunan gizli anlam gibi üç kaynağı vardır. Doğa, kaynağı kabalacılık adı verilen, evrenin ve insan soyunun yaratılışını, öteki varlık türleriyle insan arasındaki bağlantıyı konu edinen felsefenin kaynağıdır. Vahiy ise Tevrat ve incil gibi kutsal kitaplarda bulunan tanrısal bildirilerdir. Bu kurallarda iki anlam vardır: Biri herkesin kavrayabileceği “doğal anlam”, öteki ise ancak seçkin kurulların anlayabileceği “gizli anlam”, işte bağı, bu üç kaynağın tümüne dayanarak, doğanın gizli anlamlarını bulup evreni açıklamak amacıyla onları egemenliği altına alır. Bağının Tanrı’yı ve özü bütünüyle kavratma yeteneği vardır. Bu yüce bilgiye ancak tüm kişisel ilişkilerden ve dünya bağlarından sıyrılmakla ulaşılır. Bağının en yüce amacı olan bu duruma ulaşmak çeşitli araçların incelenmesini gerek­tirir.

De Occulta Phılosophia (“Gizli Felsefe”) adlı yapıtında belirttiğine göre evreni oluşturan üç küre ve ona izdüşen üç bağı vardır:

1- Öğesel ve Fiziksel Küre: Fizik bağı, öğeleri ve bunların nasıl kullanılacağını araştırır.

2- Göksel Küre: Göksel bağı, yıldızlararası olay­ları ve geleceği inceler.

3- Kavranabilir Küre: Dinsel bağı, ruhları incele­yip egemenliği altına almaya çalışır.

Agrippa’nın gökbilimle ilgili görüşlerinin kayna­ğı Aristoteles’tir. Ruh ve meleklerle ilgili düşünceleri de kabalacılıktan etkilenmiştir.

Evreni oluşturan iki tür öğe vardır: Ateş ile hava. Ateş, biri “göksel” öteki de birincinin gölgesi “yersel” olmak üzere iki türlüdür. İkinci önemli öğe ise, ince olduğu için gövdeden ruha sokulur ve dıştaki olayları düş biçiminde insana aktarır. Bu iki öğe, başta tutkular olmak üzere, her şeyi açıklayabilir. Tutkular ikiye ayrılır. Ruha bağlı olmayan duyusal tutkular ve mıknatısın çekim gücü gibi insanın kavrayamayacağı gizli nitelikler. Bunlar, Tanrı tarafından insana veril­miştir.

Madde ile ruh birbirinden ayrı özlerdir. Gövde­sel olmayanın ruhsal olanla ilişkisi söz konusu değil-, dir. Bu nedenle, ruhun özdeğe doğrudan doğruya dirilik vereceği düşünülemez. Ruh töz olması nedeniy­le kendi kendine devinir. Her insanın ruhu, evrensel ruhun bir bölümüdür. Kendi ruhunun yasalarını kavrayabilen kişi evrenin ruhunu da kavramış olur, böylece dünya için daha iyi şeyler yapabilir.

Evrensel ruh her maddede değişik ölçüde vardır. Bu nedenle alşimi, ruhu çok olan nesnelerden az olanlara aktarabilir. Bu yöntemle her maddeyi başka bir nesneye, örneğin altına dönüştürme olanağı vardır.

Yaşamının son yıllarında yazdığı De Incertitudine et Sanitate Scientiarum adlı yapıtında daha önce söylediklerinin büyük bir bölümünü yadsıdı. ‘Bütün sorunların tek çözüm yolu bulunduğunu, bunun da Tanrı’dan kaynaklandığım ileri sürdü.

YAPITLAR:

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 2. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983