Cihangir Camii Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

38

Cihangir Camii, İstanbul’un Beyoğlu yakasında bir semte adını veren cami.

Fındıklı Yokuşu’nun kuzeyindeki Pürtelâş mahallesinde olup adını verdiği semt­te Marmara’ya ve Boğaziçi’ne hâkim bir tepede yer alır. Caminin adı, Kanunî Sul­tan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan do­ğan ve yirmi iki yaşında ölerek (960/ 1553) Şehzade Mehmed ile birlikte Şehzade Camii’ndeki türbeye gömülen oğlu Cihangir’den gelmektedir. Mimar Sinan’a yap­tırılan ilk cami 967’de (1559-60) tamam­lanmıştır. Vakfiyesine göre yanında bir de sıbyan mektebi bulunuyordu. Evliya Çelebi’den bu yapının kare planlı, tek kubbeli ve tek minareli olduğu öğrenil­mektedir. Cami, tarihi içinde beş yangın geçirmiş ve her seferinde yenilenmiştir.

1307’de (1890) II. Abdülhamid tara­fından yeniden yaptırılan bugünkü cami de genel hatları ile tek kubbeli ve kare planlıdır. Üç bölümlü son cemaat yeri­nin İki köşesinde iki minaresi vardır. Mi­mar Sinan’ın Edirnekapı Mihrimah Sul­tan Camii’nde başlattığı bir mimari ta­sarım ve strüktür, XIX. yüzyılın sonların­da bu yapıda yeniden uygulanmıştır. Bu tasarımda kubbe dört köşeye oturtul­muş olduğundan duvarlar taşıyıcı özel­liklerini kısmen kaybetmiş, böylece çok sayıda pencere açılabilmiş ve özellikle üst kısımlarda yelpaze biçimi yayılan pen­cere düzeni gerçekleştirilebilmiştir. Bu­günkü yapının mimarının kim olduğu hakkında kesin bilgi yoktur. Son yıllar­da yazılmış bir kitapta Sarkis Balyan adı verilmekteyse de 1295 (1878) yılında devlet başmimarı unva­nını alan Sarkis’in ve mensubu olduğu mimar ailesinin eserlerini içeren liste­lerde Cihangir Camii adına rastlanma­ması bu bilginin ihtiyatla karşılanması­nı gerektirmektedir.

Cihangir Camii gerek planlanması ge­rekse süslemeleriyle gayet ölçülü bir eser­dir. İçerideki kalem işleri büyük ölçüde devrinin özelliklerini korumaktadır. Buna ek olarak 1285-1307 (1868-1890) yılları arasında Mustafa İzzet, Hafız Ahmed Sünbülî, Sami. Rakım. Hasan Rızâ. Sabri. Şefik. Muhammed Fehmi, Muhammed Nazif, Nazif, Arif. Mehmed Tâhir, Seyyid Ali, Alâeddin, Hasenî, Cerî, Mısrîzâde Ali Rızâ Üsküdârî, Şevki gibi hattatlar tara­fından yazılmış otuz dokuz levha cami iç mekânına ayrı bir özellik katmaktadır.

Evliya Çelebi ile diğer kaynaklarda sö­zü edilen ve 1281’de (1864-65) yandığı bilinen avlunun köşesindeki zaviye-tek­kenin banisi ve ilk şeyhi, Halvetiyye ta­rikatının Cihangîriyye şubesinin kurucu­su Hasan Burhâneddin Cihangiri’dir (ö 1074/1663-64).

Caminin çevresinde 1048 (1638-39) ta­rihli bir çeşme, 1120 (1708) tarihli bir sarnıçla musluklar, hazîresindeki 1312′-de (1894-95) açtırılan ve 1318’de (1900-1901) Gazi Osman Paşa tarafından bir tulumba monte ettirilen kuyu ile şadır­van ve günümüzde beton olarak yenilen­miş Hasan Burhâneddin Cihangirî tür­besi dikkati çeker. Hazîre ve türbede en eskisi 997 (1588-89). en yenisi 1923 ta­rihli yirmi sekiz adet önemli kabir ve me­zar taşı tesbit edilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi