Cebbar Nedir, Ne Demek, Esmaül Hüsna’dan Cebbar İsminin Anlamı

0
95

Cebbar, Allah’ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri.

“Bozuk olan bir şeyi ıslah edip düzelt­mek, birine zor kullanarak iş yaptırmak” anlamındaki cebr kökünden mübalağa ifade eden bir sıfattır. Râgıb el-İsfahâni’ye göre cebr kelimesinin asıl mânası “herhangi bir şekilde zor kullanarak bir şeyi ıslah etmek’tir; bununla beraber kelime bazan zor kullanmaksızın düzelt­me, bazan da düzeltme söz konusu ol­madan zor kullanmayı da ifade eder. Bu sözlük anlamlarına göre cebbar “kırık dökük ve bozuk olan şeyleri düzeltip onaran, her şeyi tasarrufu altına alan ve iradesini her durumda yürüten” demek­tir. Cebbar, “alabildiğine boy verip yük­selen hurma ağacı” anlamındaki “nahletün cebbâre” kullanımından hareketle “ulaşılamayacak derecede azamet (cebe­rut) sahibi” mânasında da kullanılmıştır. Keli­me beşerî bir sıfat olarak kullanıldığın­da “başkasına hak tanımayan, bencil, ki­birli, zorba, Allah’a karşı boyun eğmek istemeyen, fizyolojik ve ruhî yapısı bakı­mından kaba insan” anlamlarına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de cebbar, ikisi çoğul (cebbârîn) şeklinde olmak üzere on âyet­te geçmektedir. Bir grup esmâ-i hüsnâ-yı ihtiva eden bir âyette(Haşr 59/ 23) cebbar ismi azız ve mütekebbir isimle­ri arasında yer almış, doksan dokuz is­mi ihtiva eden hadiste de aynı tertip içinde zikredilmiştir. Hasan Basri Çantay Kur’an tercümesinde, “el-azfzü’l-cebbârü’l-mütekebbir” diye sıralanan bu ilâhî isimlen “gâlib-i mutlak, halkın ha­lini kemâl-i salâha götüren, büyüklükte eşi olmayan” şeklinde tercüme etmek suretiyle cebbara “ıslah” mânası ver­meyi uygun bulmuştur. Cebbar kelime­si diğer dokuz âyette yergi ifade eden beşerî mânalar taşır. Bunların bir kıs­mında Hz. Muhammed ile Hz. İsa’nın, beşerî anlamda kötü olan bu sıfattan münezzeh oldukları ifade edilir. Cebbar hadislerde de sözlük ve terim mânalarıyla geçmekte, esmâ-i hüsnâdan biri olarak Allah’a nisbet edilmektedir.

Cebbarın asıl mânası, Râgıb el-İsfahânî’nin de belirttiği üzere, bozulan, ni­zamından çıkan her şeyi yerine göre zor kullanarak ıslah etmektir. Gerçekten Al­lah, “yaratılmışların halini iyileştiren, hakkı galip getiren, her güçlüğü kolay­laştıran, her kırığı onarandır”. Abdullah b. Abbas’ın rivayetine gö­re Hz. Peygamber namazın iki secdesi arasında okuduğu duada cebr kökünden türeyen emir sigasını kullanarak, “Allahım!… Dağınıklığımı toparla, bana dirlik düzenlik ihsan et!…” şeklinde niyazda bulunurdu. Hz. Ali’ye nisbet edilen bir duada da, “Ey her kırılanı onaran (câbir) ve her güçlüğü kolaylaştıran!…” yaka­rışı yer almaktadır. Cebbar bu muhteva ile birlikte cebir anlamı taşıyan bir un­suru da ihtiva etmektedir. Ancak bura­daki cebir haksızlık ve zulüm gibi beşe­rî özellikler taşımaz. Aksine haksızlıkla­rı, zulmü ve zorbalığı ortadan kaldırma­yı hedef alan bir niteliğe sahiptir.

Cebbar ismi bu mânalarıyla Allah’ın kâinat ve insanla ilgili isimlerinden ve fiilî sıfatlarından biri olarak kabul edilir. Cebbarın kapsadığı azamet ve aşkınlık (müteâl oluş) anlamı göz önünde bulun­durulduğu takdirde ise Allah’ı niteleyen zâtı isim ve tenzîhî sıfatlar grubuna gi­rer. Çünkü zât-ı ilâhiyyeyi duyularla id­rak etmek, mahiyetini akıl yoluyla kav­ramak veya O’nu hayalde canlandırmak mümkün değildir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi