Beş Hececiler Kimlerdir, Şairleri, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Beş Hececiler, 1908 yılından sonra Milli Edebiyat akımını benimseyerek şiirlerini hece vezniyle yazan şairlere verilen addır. Bu şairler Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon’dan meydana gelen ve hece veznini güzel, sade, açık bir Türkçe ve milli zevkle birleştirmeyi en iyi şekilde başarmış bu beş şaire “Hecenin Beş Şairi” de denmiştir.

Hece vezni Türk şiirinin tabii olarak kabul edilir. İslam öncesi şiirinde ve halk şiirinde bu vezin asırlar boyu kullanılmıştır. Tanzimat devri edebiyatında özellikle Namık Kemal, aruz vezni yerine hece vezni kullanılmasını ister. Namık Kemal kendisi de hece ile bir kaç şiir yazar. Abdülhak Hamid’e bu vezinle tiyatro eserleri yazmasını tavsiye eder. Anca Recaizade Mahmud Ekrem’de dahil olmak üzere Tanzimat devri edebiyatçıları deneyimlerinden sonra,hece vezni ile ahenkli şiir yazılamayacağı fikrinde birleşirler. Ancak hece vezni artık bir edebiyat meselesi olarak varlığını kabul ettirmiştir. Ara Nesil’den Menemenlizade Mehmed Tahir ve Ali Ferruh bu vezni savunurlar. Daha sonra Mehmed Emin Yurdakul hece vezni ile şiirler yazıp “Türkçe Şiirler” başlığı altında yayınlar. 1892’de Rıza Tevfik Âşık edebiyatının  tesirinde hece vezniyle manzumeler yazar.

1908’den sonra II.Meşrutiyet ortamı içinde sosyolog, edib Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin’in öncülüğünü yaptığı “yeni lisan” ve Milli Edebiyat akımı başlar. Hece vezni asıl bu dönemde önem kazanır. Beş Hececiler olarak bilinen şairlerin yanısıra Ziya Gökalp, İbrahim Alaattin (Gövsa), Şukufe Nihal (Başar), Halide Nusret (Zorlutuna), Kemalettin Kâmî (Kamu) ve daha bir çok şair de hece vezni ile şiir yazarlar.

yusufziya-ortac.jpg” border=”0 II.Meşrutiyet’ten itibaren hece veznine alaka 1930’lu yıllara dek sürmüştür. Pek çok şair hece ile şiirler yazarken bunlar arasında zaman zaman bir arada  bazenda ayrı olarak milli dil ve edebiyat davasını benimsemiş ve bu değerlere bağlı kalarak şiirler yazmış beş şaire  “Beş Hececiler” adıyla tanınmışlardır.
Beş Hececiler, şiire Balkan Savaşı sırasında ve Servet-i Fünuncuların etkisi ile, ayrı ayrı yayınlarda başladılar. Orhan Seyfi, Hiyâban’da (1910), Halit Fahri Rübâb’da (1912), Enis Behiç Şehbâl’da (1912), Faruk Nafiz Peyâm-ı Edebî’de (1913), Yusuf Ziya Kehkeşân’da (1914) aruz vezniyle yazdıkları ilk şiirlerini yayınladılar. Beş Hececiler şairlerini hece ile yazmaya teşvik eden Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin olmuştur. Yine söz konusu şairlerin Ziya Gökalp ile tanışmaları da, döneminin adeta kültür merkezi haline dönüşmüş olan Bilgi Derneği’nde Ziya Gökalp’in verdiği bir konferans sırasında olmuştur.

Aruzu terkeden bu şairlerden Orhan Seyfi, Halit Fahri ve Faruk Nafiz, hece vezni yazdıkları ilk şiirlerini Ziya Gökalp, Ömer Seyfeddin ve Fuad Köprülü’nün birlikte çıkardıkları Yeni Mecmua’da (Temmuz 1917,Temmuz-1918 66 sayı) yayınladılar. Bu derginin kapanmasından sonra Yusuf Ziya Şâir (15 sayı 12 Aralık-1918, 20 Mart 1919), Halit Fahri Nedîm (18 sayı Ocak-Mayıs 1919) dergilerini çıkardılar. Bu tarihten sonra Beş Hececi şair arasında bazı görüş ayrılıkları oldu. Halit Fahri tekrar aruz şiirler yazmaya başladı. Ardı sıra Faruk Nafiz geldi. Faruk Nafiz aruzla yazdığı şiirlerini Nedîm, hece ile yazdıklarını ise Büyük Mecmua’da yayınladı(1919). Faruk Nafiz’in hece karşısındaki bu tavrına karşın Yusuf Ziya aynı dergide hece ile şiirler yazmaya devam etti. Orhan Seyfi’nin de ona katılması ile Büyük Mecmua’da hece şiiri meselesi yeniden alevlendi. Dergilerinin 1920’de kapanması üzerine Beş Hececilerden Faruk Nafiz, Orhan Seyfi ve Halit Fahri Yarın (1921-1922) dergisinde yazmaya başladılar. Cumhuriyet döneminde Beş Hececiler yine zaman zaman bir araya geldiler, zaman zaman da dağıldılar. Millî dil davası fikrinde birleşen bu sanatçılar hece veznini tek vezin olarak kabul etmediler; hece ve aruzu birlikte kullandılar. Milli Mecmua’da, Hayat, Güneş, Aydabir, Çınaraltı, Varlık gibi dergilerde yeni hececilerden Halide Nusret, Necmeddin Halil, Ahmet Kutsi, Necip Fazıl, Ömer Bedreddin, Ali Mümtaz’la birlikte hem hece, hem de aruzla yazılmış şiirlerini yayınladılar. Ancak aruz veznine, kullandıkları sade ve berrak dille daha ince kıvrak şekil verdiler. Onunla Türkçenin, dönemlerinin en güzel şiirleri olarak kabul gören eserleri ortaya çıkardılar. Mehmed Emin’in kuru ve tatsız şiirleri yanına, ince duygulu, kıvrak, anlatılmak istenen hisse bağlı ses zenginlikleriyle dolu şiirler yazdılar. Bu şairlerin hece vezni ile yazdıkları şiirlerde bireysel hislerinin yanında, tarihi zenginliklerini, korsan hikayelerini, memleket güzelliklerini, tarihi kahramanlıkları, Anadolu gerçeklerini ve istiklal mücadelesinin heyecanını dile getirdiler. Milli, tarihi konuları işlediler, ayrıca bir memleket edebiyatı ortaya çıkarmaya çalıştılar.

Daha çok hecenin klasik kalıbı olan onbirli heceyi kullandılar. Ondörtlü kalıpla da şiirler yazdılar. Hecenin duraklarında bazı değişiklikler yaptılar. Hece vezninin klasik nazım şekli olan dörtlüğe sadık kalmadılar. Yeni şekiller aradılar. Düz kafiyeli ya da beşli, altılı, yedili bendlerden meydana gelen şiirler yazdılar. Değişik hece kalıpları kullanarak serbest müstezat şeklini denediler. Yeni biçimler arayarak bir olayı bir hikayeyi anlatmak için uzun şiirler yazdılar. Nazmı, nesre yaklaştırdılar.
Beş Hececiler, hece veznini tiyatro eserlerinde de kullandılar Yusuf Ziya Binnaz’ı (1919), Faruk Nafiz Cenyır’ı (1925), Halit Fahri Sönen Kandiller’i (1929) vb. birçok eseri hece vezniyle yazdılar.
Beş Hececiler şairleri şiirlerini şu kitaplarda topladılar: Akından Akına (Yusuf Ziya,1916), Dinle Neyden (Faruk Nafiz, 1919), Bulutlara Yakın (Halit Fahri, 1920), Gönülden Sesler (Orhan Seyfi, 1922), Miras (Enis Behiç, 1927)

Filozof.net

Beş Hececiler