Bekiriyye Camii Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

27

Bekiriyye Camii, Yemen Arap Cumhuriyeti’nin başşehri San’a’da bulunan XVI. yüzyıl sonlarına ait bir Osmanlı camii.

Yemen’deki Osmanlı eserlerinin en gü­zel ve en önemlilerinden biridir. 1597’de Yemen Beylerbeyi Hasan Paşa ta­rafından, burada ölen çok sevdiği kölesi Bekir adına inşa ettirilen cami, uzun kar­gaşalıklardan sonra Osmanlı hâkimiyeti­nin yerleştiği Yemen’de bir bakıma dev­letin otoritesini ve gücünü temsil etmiş­tir. Bu sebeple cami ve ona bağlı olarak teşekkül eden binalar topluluğu Osman­lı mimari anlayışının hâkim özelliklerini gösterir. Bu özellikler yerli Yemen mi­marisinin zevk ve anlayışıyla irtibat halinde olup eser her iki mimari anlayışın bir araya getirilerek inşa edildiği intiba­ını vermektedir.

Cami, mihraba göre uzun bir avlu et­rafında teşekkül etmiş binalardan mey­dana gelen mimari zümreye bütünüyle hâkim olup dışarıdan ihtişamlı bir görü­nüşe sahiptir. Kare planlı harimi örten kubbe, geçişi sağlayan düz pandantifler üzerine bu kısmın önemini belirtecek ve diğer bölümlere hâkim olacak şekilde oturtulmuştur.

Harimin doğusunda yer alan ilâve bir bölümle bir türbe de bu ana mekâna açılmakta ve ilâve kısmın üzerinde iki, türbenin üzerinde bir kubbe bulunmak­tadır. Mihrap ve minber İstanbul’dan ge­tirilen mermerden yapılmış, ayrıca Os­manlı valisi için bir mahfil ve altı porfir sütun tarafından taşınan bir kürsü inşa edilmiştir. Güneyde yer alan son cemaat yeri üç kubbeyle örtülüdür ve ana iba­det mekânı, Osmanlı üslûbunda yapılmış göz alıcı stukko tezyinata sahip olan bu bölüm aracılığıyla avluya açılmaktadır.

Uzun avlunun batısında yer alan mi­mari zümrenin ana girişi tek kubbeli bir mekân teşkil etmekte ve değişik bir özel­liğe sahip bulunan yapısına yerli tesirle­rin hâkim olduğu görülmektedir. Batı cephesine ilâve edilmiş kubbeli iki bina da XIX. yüzyıla ait Osmanlı eseridir. Do­ğu tarafından bir koridor vasıtasıyla ge­çilen minare, yerli anlayışa uygun ve Os­manlı minarelerinden farklı bir görünüm­dedir. Ana duvarlardan dışarı doğru ta­şan kare şeklindeki kaidesiyie aslında genel mimari düzenleme şemasının dı­şında yer almakta ve doğu cephesine bir ilâve olarak planlandığı intibaını vermek­tedir. Minarenin, ana girişin açıldığı ba­tı cephesi esas alınarak özellikle bu şekilde inşa edildiği ve bu sayede ana kub­benin gayet açık bir biçimde gözler önüne konulup son cemaat yeriyle birlikte birinci plana çıkarıldığı, böylece de bina­lar zümresinin bir kat daha ihtişamlı gö­rünmesinin sağlandığı anlaşılmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi