Home Tarih Tarihi Eserler Bayram Paşa Külliyesi Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Bayram Paşa Külliyesi Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
32

Bayram Paşa Külliyesi, İstanbul’da 1044’te (1634-35) Veziriazam Bayram Paşa tarafından yaptırılan külliye.

Fatih ilçesi Haseki semti Keçi Hatun mahallesinde, Haseki Külliyesinin yanın­da yer alan ve medrese, sıbyan mekte­bi, tekke, türbe, sebil, çeşme ile dük­kânlardan oluşan bu külliyenin banisi Veziriazam Bayram Paşa (ö. 1638) oldu­ğundan onun adıyla anılmaktadır. Bün­yesinde cami bulunmayan, XVII. yüzyıla has küçük Ölçüdeki Osmanlı külliyelerin­den birini meydana getiren bu binaların dönemin Hassa Başmiman Kasım Ağa’nın eseri olduğu kabul edilebilir. XVIII. yüzyıldan bu yana birtakım onarımlar geçirmiş olan bu yapılardan sıbyan mek­tebi dışında diğerleri esas biçimlerini ko­ruyarak günümüze ulaşmıştır.

Bayram Paşa Külliyesi’nin kuzey sını­rını Haseki caddesi oluşturmakta, yapı­lar kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve bu caddeye bağlanan Haseki Kadın sokağı tarafından iki parçaya ayrılmakta­dır. Adı geçen sokağın doğusunda med­rese, sıbyan mektebi ve dükkânlar, ba­tısında ise tekke, türbe, sebil ve çeşme yer almaktadır. Arsasının güneyden ku­zeye doğru alçalan meylinden ötürü tek­kenin kuzeyde Haseki caddesine açılan cümle kapısından avluya basamaklarla çıkılmakta, medresenin kuzey kanadının altında da aynı cadde üzerinde sıralanan dükkânlar bulunmaktadır. Malzeme ola­rak medrese, türbe, sebil, çeşme ve tev-hidhânenin duvarlarında kesme köfeki taşı, derviş hücreleriyle diğer bazı tek­ke bölümlerinin duvarlarında moloz kö­feki taşı kullanılmış, sütun, sütun başlı­ğı, kapı ve pencere söğesi gibi ayrıntılar­da beyaz mermer tercih edilmiş, kubbe ve tonozlar ise tuğla ile örülüp içeriden sıva, dışarıdan kurşunla kaplanmıştır.

Osmanlı mimarisinde bilinen en es­ki medrese olan İznik Süleyman Paşa Medresesi’nin tasarım ilkelerini sürdüren Bayram Paşa Medresesi’nde, üstü açık kare pianlı avlu çepeçevre sivri ke­merli revaklarla kuşatılmış, pandantifli kubbelerin örttüğü on altı birimden olu­şan bu revakların arkasına, girişin yer aldığı batı yönü dışında diğer üç yönde on dört adet kare planlı talebe hücresi yerleştirilmiştir. Ortasında basık kemer­li girişin yer aidığı batı cephesi yanlar­da revaklara açılan pencerelerle dona­tılmıştır. Kuzey kanadının ortasında ve girişin ekseni üzerinde yükselen kare planlı, kubbeli dershane, hücrelerin kit­lesinden ileriye ve yukarıya doğru taş­maktadır. Revaklara açılan kapılardan girilen hücrelerde konumlarına göre av­luya ya da dışarı bakan pencereler, ocak­lar, dolap nişleri bulunmaktadır. Bu hüc­reler pandantiflerle basık sekizgen kas­naklara oturan kubbelerle örtülmüştür. Duvarlarında pencerelerin yanı sıra dolap nişlerinin görüldüğü dershanenin kubbe­si ise içeriden tromplara, dışarıdan mo­loz taş örgülü onikigen bir kasnağa otur­maktadır. Kuzeydeki hücre dizisinin al­tına isabet eden ve Haseki caddesi bo­yunca sıralanan dükkânlar beşik tonoz örtülü, dikdörtgen planlı birimlerdir. Son onarımda yıktırılmış olan sıbyan mektebinin ahşap çatılı bir yapı olduğu ve geç devirde iki katlı bir muallim meşrutası ile genişletildiği bilinmektedir.

Vaktiyle Üveys el-Karanî’ye ait oldu­ğu rivayet edilen bir arakıyyenin yanı sı­ra Hz. Muhammed’in ayak izinin muha­faza edildiği Bayram Paşa Tekkesi bu yüzden kaynaklarda Kadem-i Şerif Tek­kesi adıyla da anılmaktadır. Kuruluşun­da Kâdirİyye’ye bağlı iken XVIII. yüzyılın başlarında Bayramiyye- Himmetiyye’ye, aynı yüzyılın sonlarında Halvetiyye-Sün-büliyye’ye, XIX. yüzyılın ortalarında ise tekrar Kadiriyye’ye intikal etmiştir.

Tekke, türbe ve sebili çevresinde top­layan avlunun cümie kapısı kuzey yö­nüne, Haseki caddesine açılır. Basık ke­merli açıklığı, avlu yönündeki iki sütuna oturan sivri kemerli ve kubbeli sayvanı ile dikkati çeken bu esas girişten başka biri doğudaki Haseki Kadın sokağına, diğeri batıda Haseki Camii’nin arsasını tekke arsasından ayıran çıkmaz sokağa açılan iki de tâli giriş mevcuttur. Tekke­ye ait on adet derviş hücresi, arsanın doğu ve güney sınırları boyunca uzanan (L) biçiminde bir kitle teşkil etmekte­dir. Bu birimler gerek ölçüleri gerekse plan ve üst yapı özellikleri bakımından medrese hücrelerine benzemekte, an­cak avluya pencere açmanın imkânsız olduğu köşe hücresi dışında, dışa kapa­lı ve ocaksız olmaları ile onlardan ayrıl­maktadır. Daha önce XVI. yüzyılda Koca Sinan’ın yaptığı Atik Valide ve Sokullu Mehmed Paşa tekkelerinde de karşımı­za çıkan bu özellik, tarikat yapılarında aranan belirli bir içe dönüklüğün işareti olsa gerektir. Derviş hücrelerinin önün­de medresedekine benzeyen sekiz bi­rimli bir revak uzanmakta, batı ucunda da bunlara nisbetle daha büyük ölçülü olduklarından avlu yönünde ileri çıkan meydan odası ile şeyh odası yer almak­tadır. Doğudaki tâli girişten sonraki üs­tü açık geçidi avluya bağlayan beşik to­nozlu bir geçit bu odaları birbirinden ayırmaktadır. Kare planlı ve pandantif­li kubbelerle örtülü olan bu mekânların girişleri de aralarındaki geçide açılır. Tekkenin yegâne ocağının yer aldığı şeyh odasının arkasında, arsanın güneybatı köşesinde su haznesi ile bir dizi hela vardır. Sekizgen planlı ve kubbeli tevhid-hâne avlunun güney kesiminde bağım­sız bir kitle olarak tasarlanmıştır. Bunun basık kemerli girişi kuzeye, cümle kapı­sının karşısına gelecek şekilde yerleşti­rilmiştir. Kemerin üzerinde boş bırakıl­mış bir kitabe yeri, daha yukarıda sonradan örülmüş sivri kemerli bir açıklık vardır. Girişin önündeki basamaklı sa­hanlığın aslında tevhidhâne duvarı ile iki adet sütuna oturan ahşap bir sayvan­la Örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Tevhidhânenin, girişin yer aldığı kuzey ke­narı ve mihrabın bulunduğu güneydoğu kenarı dışındaki diğer kenarlarında alt­lı üstlü ikişer pencere vardır. Alttakiler dikdörtgen açıklıklı ve demir parmak­lıklı, üsttekiler İse sivri kemerli ve alçı pencerelidir. Yarım sekizgen hücresi ve dilimli kavsarası ile mihrap sade görü­nümlüdür. Yapının iç köşeleri mihrap ile aynı biçimde, ancak çok daha ufak bo­yutlu nişlerle hafifletil mistir. Kuzey, kuzeybatı ve batı kenarları boyunca de­vam eden fevkanî kadınlar mahfilini ta­şıyan ahşap eliböğründelerin alt kesim­leri küçük mukarnaslar, alınları da za­manla silikleşmiş, klasik üslûpta kalem işleri ile süslüdür.

Birbirleriyle bağlantılı bir bütün oluş­turan türbe ile sebil, arsanın kuzeydo­ğu köşesinde cadde ile sokağın kavşağında yer alırlar. Türbe, kare planlı, kub­besi tromplarla donatılmış bir merkezî sofa ile girişin bulunduğu kuzeybatı ke­narı dışında, diğer üç kenarın ortasında, bunların üçte biri genişliğinde düz örtü­lü birer eyvandan oluşmaktadır. Türk-İs-lâm mimarisinde sivil mimariden kay­naklanan ve en erken dönemlerden iti­baren medreselere, tarikat yapılarına ve hamamlara da uygulanan bu ünlü tasa­rım şemasının XVII. yüzyılda bir türbe­de karşımıza çıkması, ayrıca söz konu­su türbenin aynı özelliğe sahip Revan ve Bağdat köşklerinin çağdaşı olması dik­kat çekicidir. Sekizgen kasnaklı merke­zî kubbe, kare planlı orta mekânın be­den ve eyvan duvarları farklı yüksekliklerde tutularak türbenin hareketli ve plastik bir dış görünüme sahip olması sağlanmıştır. Tevhi d hanedeki ler gibi iki sıra pencere ile aydınlanan türbenin gi­rişi, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında yeni­lendiği anlaşılan, barok üslûpta kalem işleriyle süslü, ahşap direkli bir revakla donatılmıştır. Buna karşılık içeride dev­rinden kalma kalem işleri dikkati çek­mektedir. Ana yönlerden kaydırılmış ek­senlere oturan türbe ile dogu-batı doğ­rultusunda uzanan ve türbeye iki nok­tada teğet olan çevre duvarı arasında üstü açık üçgen şeklinde bir alan kal­makta, sokaktan buraya açılan geniş bir ziyaret penceresinden türbe pencereleri aracılığı ile iç mekâna bakılabilmekte-dir. Türbenin kuzeydoğu yönündeki ey­vanına bitişen sekizgen planlı ve kub­beli sebilin beş kenarı dışarı açılmakta­dır. Bu kenarların köşelerine yerleştiril­miş olan sütunlar baklavalı başlıklar ve sivri kemerlerle taçlandırılmıştır. Tezgâh­larla donatılmış olan kenarlarda sivri ke­merlerin altında, açıklığı geometrik tak­simatlı tunçtan şebekelerle kapatılmış dilimli kemerler görülmektedir. Sivri ke­merlerin aynaları alternatif olarak rûmîli ve geometrik yıldız motifli mermer şebe­kelerle zenginleştirilmiş, ayrıca kemer­lerin arasındaki alanlar rûmî kabartma­ları ile doldurulmuştur. Mukarnaslı sa­çak silmesinin altında Bayram Paşa Kül­liyesi’nin, 1044 (1634-35) tarihini veren yegâne kitabesi uzanmaktadır. Haseki caddesi üzerinde sebilin biraz batısında yer alan çeşme, türbenin çevre duvarı­na bitiştiği noktada inşa edilmiştir. Ka­val silmeli çerçeve içinde yer alan sivri kemeri, kırık kaş kemerli ayna taşı ve bugün ortadan kalkmış olan kurşun kap­lı ahşap saçağı ile bu çeşme XVII. yüzyı­lın geç klasik üslûbunu yansıtır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi