Adnan Kimdir, Hayatı, Soyu, Hakkında Bilgi

32

Adnân. Arapların iki ana kolundan birini teşkil eden Adnânîler’in atası.

Ensâb âlimleri Araplar’ı Adnânîler ve Kahtânîler olmak üzere iki kola ayırır­lar. “Arab-ı mütearribe” veya “Arab-ı müsta’ribe” denilen Adnânîler’in ced­di Adnan b. Üded’dir. Bütün İslâm kay­naklan Adnan’ın Hz. İbrahim’in oğlu İs­mail’in soyundan geldiği konusunda birleşmekte, ancak hayatı hakkında fazla bilgi vermemektedirler. Onun Hz. İbra­him’e ve ondan da Hz. Âdem’e kadar uzanan nesebine dair çok farklı rivayetler vardır. Adnan’ın Hz. İsmail’e kadar uzanan cedlerinin kırk, yirmi veya on beş kişi olduğu ileri sürülmüştür. Atala­rının adları ve bunların okunuşları hak­kındaki ihtilâflar, bu konudaki bilgilerin yahudi âlimlerinden alınmış ve Arapça’­ya çevrilirken değişikliklere uğramış ol­masından kaynaklanmaktadır. Bu ihti­lâf Hz. Peygamber zamanında da söz konusu olduğu için Resülullah kendi nesebinin Adnan’a kadar zikredilmesi­ne izin vermiş, ondan sonrasını ise yasaklamıştır. Hz. Peygamberin yirmi bi­rinci göbekten dedesi olan Adnan’ın ba­bası Üded, annesi Belhâ bint Ya’rub’dur. Bâbil kralı meşhur Buhtunnasr zamanında Mek­ke’de yaşadığı rivayet edilen Adnan’ın doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekte­dir. Milâttan önce 604-561 yılları ara­sında yaşamış olan Buhtunnasr, Filis­tin’de yahudileri yenilgiye uğratıp dağıttıktan sonra Arabistan’ı işgal ve tah­rip etmiş, sonra da Mekke’ye saldırmış­tı. Adnan kendisine karşı koyduysa da mağlûp olmuş ve Buhtunnasr’ın Bâbil’e dönmesinden sonra ölmüştür. Adnan’ın Nebt ve Amr adında iki kardeşi vardı. Kaynaklarda, üzerinde ihtilâf edilmeyen Mead adlı oğlundan başka Dîs, Dahhâk, Übey, Ud, Ay’ ve Udeyn (veya Aden) ad­larında altı çocuğundan daha bahsedil­mektedir.

Adnânîler’in Adnan’dan Hz. Muhammed’e kadar gelen ve bizzat Peygam­ber tarafından kabul edilmiş olan soy kütüğü ise şöyledir: Adnan-Mead-Nizâr-Mudar-İlyâs-Müdrike-Huzeyme-Kinâne-Nadr-Mâlik-Fihr (Kureyş)- Gâlib-Lüey-Kâ’b-Mürre-Kilâb-Kusay-Abdümenâf-Hâşim-Şeybe (Abdülmuttalib)-Abdullah-Muhammed.

Mekke Adnânîler’in ana yurdu kabul edilmektedir. Bu soydan gelen ve Mek­ke’de yerleşik bir hayat yaşayan Kureyş kabilesi dışındaki diğer Adnânî kabilele­ri Arabistan’ın Necid, Tihâme ve Hicaz bölgelerinde göçebe veya yarı göçebe olarak yaşıyorlardı. Bazı Adnânî kabile­lerinin güneyde Yemen’e, kuzeyde Suri­ye, İrak ve el-Cezîre’ye yerleşmiş olma­ları, kendilerine Hicaz veya Kuzey Arap­ları denilmesine engel teşkil etmez. Ad­nan’ın soyundan gelen Araplar’a daha önceleri “Meaddîler” veya “Nizâriler” de deniliyordu. Nitekim Câhiliye devri şiir­lerinde. Lebîd’in bir şiiri nariç tutulursa, Adnan adının hemen hemen hiç geçmediği görülür. İslâmiyet’in doğuşuna ya­kın tarihlerden itibaren ise bunlar “Adnânîler” diye anılmaya başlanmış, bu ge­lenek İslâmî devirde de devam etmiştir.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi