Zümrüdü Anka Kuşu, Edebiyatta Kullanımı Hakkında Bilgi

0
59

Edebiyatta Anka

Anka, sahip olduğu hemen bütün özellikleriyle ve etrafında gelişen çeşitli efsane, inanış ve telakkilerle Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında yer almıştır. Bu üç edebiyat ve kültür çevresinde yukarıdaki bölümlerde başlıcaları verilen efsanevî özellikleriyle ve değişik adlarıyla çeşitli teşbih, mecaz ve mazmunlar halinde geniş bir kullanıma sahip olmuştur. Bilhassa divan ede­biyatının manzum ve mensur metinle­rinde müsbet özellikleriyle zikredildiğinde renkli tüyleriyle bir cennet kuşu kabul edilerek zümrüdüanka diye ad­landırılmış ve bazan devlet kuşu hümâ ile karıştırılarak aynı özelliklere sahip kabul edilmiştir. Kafdağında yaşaması, yük seklerden uçması ve kolay avlanamayışı gibi özellikleri sebebiyle ulaşıl­ması çok zor durumları ifade etmek için de kullanılmıştır. Sevgili, adı herkesçe çok iyi bilindiği halde kendisini görenin olmaması veya gözle görülemeyişi se­bebiyle ankaya benzetilmiştir. Onun âşı­ğa iltifat etmesi ve yakınlık göstermesi ise âşığın başına devlet kuşu konması olarak kabul edilmiştir.

Ankanın en yaygın özelliği, kimseye muhtaç olmadan kendi başına yaşadığı için kanaati temsil etmesidir. Bundan kinaye olarak kanaat sahiplerine “Ankâmeşrep”, “Ankâtabiat” denir. Kafdağı gibi efsanevî bir yerde yaşadığı için bu kelimeyle birlikte çeşitli şekiller­de kullanılır. “Kâf-ı kanâat beklemek” tabirinde görüldüğü üzere kanaat sahi­bi ve alçak gönüllü, herşeye ve herkese eğilmeyen, kimseye minnet etmeyen, uzlete çekilmiş kişileri ifade eder: “Cîfe-i dünyâ değil kerkes gibi matlûbu­muz / Bir bölük ankâlarız Kâf-ı kanâat bekleriz” İsmi var cismi yok ol­duğu için bu sıfatla anılmak istenen şey­ler için de kullanılmıştır: “Bî-vücûd ol­mak gibi yoktur cihanın rahatı /Gör ki sîmurgun ne damı var ne de sayyâdı var” ine bu özelliği sebe­biyle kimseden bir şey beklemeden dar­da kalan herkese yardım eden bir var­lık hüviyeti kazanmıştır.

Firdevsî’nin Şehname’sinde Zâl’i ye­tiştiren ve besleyip terbiye ettiği oğlu Rüstem’in yaralarını iyileştiren, ona yar­dım eden kuş olarak tanıtıldığından ede­bî metinlerde Zâl-anka-Rüstem müna­sebetiyle ele alınır. Ayrıca şairler övün­mek istedikleri vakit kendilerini, sanat­taki üstün ve ulaşılması güç kudretlerini şiir ve hikmetin Kafdağı gibi erişilmesi imkânsız zirvelerinde yaşayan ankaya, velinimetlerini ise Zâl’e benzetirler.

Tasavvufî muhtevalı tekke edebiyatın­da çeşitli mazmunlar halinde geniş ola­rak yer verilen ankaya halk hikâye ve masallarında zümrüdüanka adıyla ma­sal kahramanlarına yardım eden, onları gitmek istedikleri uzak diyarlara kanat­ları üzerinde süratle ulaştıran ve Keloğlan’ın yardımcısı bir kuş olarak rastlan­maktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi