Sefih Nedir, Ne Demektir, Anlamı, İslam Hukukunda Sefih

0
35

Sefih (ar.s.)

Aklî melekesi yerinde ve temyiz kudretine kâmilen sahip olmakla birlikte, mallarını, akıl, mantık ve iktisat prensipleriyle asla bağdaşmaz bir biçimde harcayan kimseye “sefîh” denir. (Mecelle’nin tarifi için bk. madde 946).

Bazı kimselerin, yersiz harcamalar veya yerinde olmakla birlikte aşırı tarzda yapılan harcamalarla, kendisini ve ailesini topluma yük haline getirmesine hukuk nizammca engel olunması düşüncesi, İslâm hukukunda da ağır basmıştır. İslâm hukukçularının büyük çoğunluğu, Kur’an-ı Kerim deki bir çok ayete (Bakara suresi 2/282., Nisa suresi 4/5., İsra suresi 17/26-27. ayetler) ve kimsenin hacrine (kısıtlılığına) hükmetmişlerdir. Bu görüşte olanların çoğunluğuna göre, hacr kararını hakim verir; bazı hukukçulara göre ise, sefih kendiliğinden (“li-zâtihi”) hacir altındadır. Sefih, mal varlığında eksiltme meydana getirici nitelikteki hukuki muameleleri, vasisinin muvafakati olsa bile yapamaz. Mal varlığında artış meydana getirici nitelikteki muameleliyi, vasisinin muvafakati olmasa bile yapabilir. Sefihin, her iki duruma ihtimali olan (alım-satım, kira sözleşmesi gibi) hukuki muameleleri ise, vasisinin mavafakati halinde geçerli olur; aksi takdirde geçersiz hale gelir. İmam Ebu Hanife ise, “hürriyet ve kişilik onurunun korunması malın korunmasından daha önemlidir” gerekçesiyle hacr hükmünü kabul etmemiştir.