Sabanzade Mehmed Efendi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkkında Bilgi

22

Sâbanzâde Mehmed Efendi (ö. 1120/1708) Osmanlı âlimi ve hattatı.

İstanbul’da doğdu. Bostancilar’dan Bosnalı Hürrem Ağa’nın oğludur. Sultan IV. Mehmed’in kazaskerlerinden olan am­cası Şaban Efendi’nin yanında yetiştiği için Sâbanzâde diye tanındı. Eserlerinde bizzat kendisi adını Mehmed Sâbanzâde olarak kaydeder. Bazı kaynaklarda onun “muhteşem” lakabıyla da anıldığı belirtil­mektedir. Hat sanatını Karakız diye meş­hur olan Hocazâde Mehmed Efendi’den öğrenmiş ve ondan sülüs-nesih meşketmiştir. Öğrenimini tamamlayınca Şeyhü­lislâm Zekeriyyâzâde Yahya Efendi’den mülâzım oldu ve 40 akçe yevmiyeli bir medresede müderrisliğe başladı. Bura­dan azledildikten sonra Şaban 1064’te (Haziran 1654) Küseç (Köseç) Ali Bey. Şev­val 1066’da (Ağustos 1656) Tûtî Latif, Mu­harrem 1069’da (Ekim 1658) Hafız Paşa, Safer 1070te (Ekim 1659) İbrahim Pa-şa-yı Atîk ve Şaban 1071’de (Nisan 1661) Murad Paşayı Atîk medreselerine tayin edildi. Receb 1073te (Şubat 1663) Molla-zâde Hasan Efendi’nin yerine Sahn mü­derrisi oldu. Cemâziyelâhir 1074’te (Ocak 1664) Hatice Sultan, 1076’da (1665-66) Ali Paşa-yı Cedîd ve Rebîülevvel 1079’da (Ağustos 1668) Haseki Sultan medresele­rine, 1080’de de (1669) Hâkâniyye-i Vefa Dârülifâdesi’ne tayin edildi. Burada üç yıl müderrislik yaptıktan sonra kadılık mes­leğine geçti ve Rebîülevvel 1083’te (Tem­muz 1672) Yenişehir kadısı, 1089’da (1678) Bursa kadısı, Cemâziyelevvel 1091’de (Haziran 1680) Mekke kadısı, Rebîülevvel 1094’te (Mart 1683) İstanbul ka­dısı, Zilkade 1098’de (Eylül 1687) Şam ka­dısı oldu. 1099’da (1688) emekliye ayrıl­dı. Bilinmeyen bir sebepten dolayı Şaban 1102’de (Mayıs 1691) Kıbrıs adasına sü­rüldü. 1103te (1691-92) affedildi ve İs­tanbul’da Ayasofya Çeşmesi’nin karşı­sında bulunan evine yerleşti. Muharrem 1104te (Eylül 1692) Hocazâde Seyyid Os­man Efendi’nin yerine Anadolu kazaskeri oldu. Risâle-i Tîğ u Kalem adlı eserinin Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki bir nüshasının iç kapa­ğına dostu olan İstanbul kadısı Şeyhzâde Abdülganî Efendi tarafından düşülen notta onun şıkk-ı sânî defterdarlığı yap­tığı, Müstakimzâde’nin Tuhfe’sinde de hayatının sonlarına doğru şıkk-ı sâlis defterdarlığına getirildiği belirtil­miştir.

Sâbanzâde, Muzhirü’l-işkâl adlı ese­rinin girişinde Mevlânâ’nin Mesnevî’si başta olmak üzere meşâyihin eserlerini çokça okuduğunu belirtmişse de bir tari­kata intisabından söz etmemiştir. İstan­bul’daki evine yerleştikten sonra kitabet­le daha çok meşgul olduğu belirtilmek­tedir. Edirne’de vefat eden Sâbanzâde, Selçuk Hatun Mescidi Mezarlığfna def­nedildi. Vefatıyla ilgili olarak kaynakların çoğunda verilen 1104 (1692-93) tarihinin doğru olmadığı anlaşılmaktadır. Zira onun Süleymaniye Kütüphanesinde 1111, 1112, 1113 (1701) yıllarında istinsah et­tiği eserleri bulunmaktadır.[198] Bu durumda Müstakimzâde’nin kaydettiği “kesret” kelimesinin karşılığı olan 1120 (1708) tarihinin doğruluğu ortaya çık­maktadır.