Muradiye Medresesi -Tunus- Tarihçe, Mimari, Hakkında Bilgi

33

Muradiye Medresesi. Tunus’ta XVII. yüzyılda inşa edilen medrese.

Başşehir Tunus’un Medine olarak adlan­dırılan ilk yerleşim merkezinde yer alan Muradiye Medresesi, Zeytûne Camii’ni do­ğu yönünden kuşatan Kumaş Çarşısı ile kuzeyden Leffe Çarşısı ve güneyden Ka­vaf Çarşısı’nın çevrelediği alandaki bir ye­niçeri kışlasının yerine inşa ettirilmiştir. Kitabesi bulunmayan medrese, Hammû-de Paşa’nın oğlu Murad Bey tarafından 1084 (1673) yılında yaptırılmıştır. Kuru­mun ilk müderrisliğine Şeyh Muhammed el-Gammâd tayin edilmiştir. Kaynaklarda Tevbe Medresesi olarak da geçen ve 1981 ‘-de önemli bir onarım geçiren yapıda gü­nümüzde belediyeye ait küçük el sanatı atölyeleri faaliyet göstermektedir. Med­rese, revaklı avlu çevresinde sıralanmış ta­lebe hücreleri ve mescidiyle Tunus’taki Os­manlı medreselerinde sıkça rastlanan kla­sik plan şemasına sahiptir.

Şehrin ticarî faaliyetlerinin yoğun oldu­ğu bölümünde yer alan yapının bütün dış cepheleri dar sokaklara açılan tonoz örtü­lü dükkânlarla kapatıldığından dıştan ko­layca algılanamamaktadır. Yapıya Kumaş Çarşısı’na açılan, dıştan sade silmelerle kuşatılmış düz atkılı bir kapı ile girilmekte, dikdörtgen planlı bir hol ile beşik tonoz ör­tülü küçük bir hücre içinden 11,75 x 12,75 m. ölçülerindeki dikdörtgen avluya geçil­mektedir. Açık kahverengi taş sütunlar üzerinde yükselen on altı atnalı kemerli ve düz çatılı zeminden bir seki İle yükselti­len revaklar, düzgün kesme taş malzeme ile döşenmiş avluyu dört yönden çevrele­mektedir. Kare altlıklara oturan sütunla­rın üzerinde Hafsî tipi sütun başlıkları yer almaktadır. Kemerlerin üzerinde iki sade silme ile hareketlendirilen duvarlar ve bu­nun üzerinde ikinci kat revaklan bulun­maktadır. Mescidin atnalı kemerli kapısı ile hücrelerin düz atkılı kapı ve pencere açıklıkları dışında kalan yüzeyler son yıl­larda çinilerle kaplanmıştır. Kapı ve pen­cerelerin üst hizasında alçı kabartmalı ola­rak kûfî hatlı ince bir kuşak bütün cephe­leri dolanmaktadır.

Sadece kuzey ve doğu kenarındaki hüc­relerin alt katta bulunan dokuzu beşik to­nozlarla örtülmüştür. Bugün dolap ve ocak nişi gibi unsurlara rastlanmayan hücreler­den doğudakilerin ara duvarları kaldırı­larak birleştirilmiştir. Avlunun güneyinde daha küçük bir avlu çevresinde ortada bir sütunun taşıdığı, doğu-batı yönünde uza­nan kemerle ayrılan abdest alma yerleri ve helalar bulunmaktadır. Bu kısma doğu duvarına uzanan, üzeri beşik tonozlarla örtülü yaklaşık 8 m. uzunluğundaki bir ho­lün ucundaki kapıdan girilmektedir.