Mizah Nedir -Türk Edebiyatında- Özellikleri, Hakkında Bilgi

36

Daha çok İslâ­miyet öncesi sözlü edebiyat ürünlerinin yer aldığı Dîvânü lugati’t-Türk ile İslâmî değerler üzerine kurulu Kutadgu Bilig’de ve Dede Korkut Kitabı’nda ve bir­çok mizahî unsur vardır. Bilhassa Dede Korkut Kitobı’mn başında, “Kadınlar dört türlüdür” cümlesiyle başlayan kadın tasnif ve tasviriyle Deli Dumrul hikâyesi­nin bu açıdan ayn bir önem taşıdığı söyle­nebilir. İslâmî dönem Türk edebiyatında kavram ve terim olarak günümüzdeki an­layışa yakın mizaha daha çok halk edebi­yatı ile yeni edebiyatın çeşitli türlerinde rastlanmakta, divan nesrinde latife, şii­rinde ise hiciv ve hezlin öne çıktığı görül­mektedir.

Divan Edebiyatı. Mizahî anekdotlar içe­ren en eski eserler olan Risâletü’n-nushiyye ve Ganbnâme gibi kitaplarda mi­zahın “nükte ve latife” karşılığında kulla­nıldığı görülür. Nâbî’nin, “Eyleme hezl ü mizahı pîşe / Düşürür dostlarını endîşe  Dostu etme latîfeyle feda Hakk-ı nân u nemegi etme heba” ve Sünbülzâde Veh­bî’nin, “Hûbdur gerçi letafetle mizah Ol­maya lîk müeddî-i silâh” beyitlerinde mi­zahın aşırıya kaçmayan latife özelliğinde olması tavsiye edilirse de uygulamada bu çizgiden epeyce uzaklaşıldığını söylemek mümkündür. “Mizah-gû, mizah-nüvîs, mizah-perver, mizah-âmîz” gibi terkip­ler de onun hezl ve hicivden ayrı düşünül­düğünü gösterir. Osmanlı döneminde zen­gin bir mizah anlayışı varsa da yazıya ge­çirilen örnekler fazla değildir. Bunda, baş­ka sebepler yanında dinî anlayış gereği vakar ve ciddiyetin şakaya tercih edilme­sinin de payı büyüktür.