Mesih Mehmed Paşa Camii, Külliyesi Tarihçe, Mimari, Hakkında Bilgi

25

Mesih Mehmed Paşa Külliyesi. İstanbul’da XVI. yüzyılın sonlarında inşa edilen bir külliye.

Fatih’te Hırka-i Şerif Camii’ne yakın bir konumda yer alır. III. Murad’ın veziriazam­larından Hadım Mesih Mehmed Paşa ta­rafından 994 (1586) yılında inşa edilmiş­tir. Cami, türbe, çeşmeler, dükkânlar ve küçük bir hazîreden oluşan yapı, zama­nında çevresinde yer alan bazı vakıf bi­naların Ali Paşa’ya ait olmasından dolayı halk arasında Mesih Ali Paşa Camii ola­rak da anılır. Caminin, Hadım Mesih Meh­med Paşa’nın isteği üzerine Hasan Paşa adlı bir vezirin mescidinin yıktırılarak ye­rine yaptırıldığı Hadîkaıtü’l-cevâmi’den öğrenilmektedir. Mimar Sinan’ın mimarbaşılığı zamanında ele alınmış olmakla birlikte onun çırağı Dâvud Ağa’nın da bu yapıda çalışmış olabileceği düşünülmek­tedir. 1894 depreminde zarar gören cami 1936-1939 ve 1955-1957 yıllarında onarılmıştır.

Kesme taş malzemeyle inşa edilen se­kiz dayanaklı cami revaklı bir avluya sa­hiptir. Doğu-batı İstikametinde eğimli bir arsa üzerinde yükselen yapı batı yöne yerleştirilen dükkânlarla elde edilen düz bir platforma oturur. Camiye giriş batı ve güney yönlerinde açılan birer kapı ile sağlanır. Batıda yer alan görevliler odası­nın altına denk gelen basık kemerli kapı cephenin iki yanındaki sivri kemerli birer nişle zenginleştirilmiştir. Bu kapıdan ön­celikle çapraz tonozlu bir mekâna, ardın­dan birkaç basamakla avluya ulaşılır. Güney kapısı basık kemerlidir. Avlu. sivri ke­merlerin köşeleri hafifçe pahlt dörtgen payelere oturduğu on iki kubbeli bir re-vakla kuşatılmıştır. Kuzey duvarında bu revakların gerisinde sivri kemerli nişler içerisinde abdest muslukları yer alır. Re-vaklar avlunun doğu ve batı ucunda yer alan, kaynaklarda kayyım ve müezzine ait olduğu belirtilen dörtgen planlı, kubbeli, dikdörtgen formlu pencerelere sahip bi­rer oda ile son bulur. Revakiı avlunun or­tasında Mesih Mehmed Paşa’nın sekiz­gen açık türbesi yer alır. Caminin iki sıra halindeki son cemaat yerinin ahşap çatılı dış revakı baklavalı başlıklara sahip dört adet mermer sütunla biçimlenmiştir. Son cemaat yerinin beş gözlü iç revakı ise yan­larda kubbe, ortada aynalı tonozla örtü­lüdür. Kemerleri taşıyan altı adet granit sütundan batıdaki mukarnaslı, diğerleri köşeleri pahlı başlıklara sahiptir. Ancak bu başlıkların taşıdıkları mukarnas izleri yangında hasar görmüş olabileceklerini akla getirir. Bu çift kuruluşlu son cemaat yeri doğu ve batı yönlerine üçer kemerle açılır. Caminin kuzey cephesini ortada taçkapı, yanlarda kaş kemerli levhaların iki bölüme ayırdığı ince uzun birer niş, dörder dikdörtgen formlu pencere ve mukarnas kavsaralı birer mihrapçık oluş­turur. Cephenin batı ucunda minareye ve mahfile, doğu ucunda merdiven kulesine çıkışı sağlayan birer kapı yer alır. Mukar­nas kavsaralı, basık bir kemerle geçişin sağlandığı taçkapı iki yanda kum saati tezyinatıyla değerlendirilmiştir. Taçkapı-nın iki tarafındaki birer niş üzerinde ca­minin inşa kitabesi yer alır.