Marquis de Sade Kimdir, Hayatı, Kitapları, Hakkında Bilgi

36

SADE, Marquis de (1740-1814) Fransız, yazar. Sadizm olarak adlandırılan görüşleriyle, psikanalizin öncülerinden ve erotik edebiyatın en büyük adlanndandır.

Sade Markisi Donatien Alphonse François 2 Haziran 1740’ta Paris’te Conde Malikânesi’nde doğdu, 2 Aralık 1814’te Charenton’da öldü. Annesi, Conde prensesinin akrabası ve nedimesi, babası diplomattı. Sade 1744-1750 arasında Saumane’da, papaz olan amcasının yanında kaldı. Ardından Paris’te, bir Cizvit okulu olan College d’Harcourt’da öğrenim gördü. 1754’te süvari birliğine girdi. Yüzbaşı rütbesiyle Yedi Yıl Savaşlan’na katıldı. 1763’te ailesinin isteği üzerine Paris Parlamentosu başkanının kızıyla evlendi. Birkaç ay sonra sık sık gittiği bir genelevde gerçekleştirmeye çalıştığı zorbaca isteklerinden ötürü, kralın emriyle hapse atıldı. 1768’de bir sokak kadınına, içinde işkencenin de yer aldığı cinsel fantezilerini uygulamaya kalkıştı. Kurtulmayı başaran kadının olayı herkese anlatması üzerine, Sade ikinci kez hapse girdi. Hapisten çıkınca La Coste’daki şatosuna çekildi. Bir süre normal bir evlilik yaşamı sürdüğü sanıldı. Ancak, şatosuna topladığı insanlarla kendi düş dünyasına uygun bir düzen kurmaya çalışıyordu. Çevresindeki kadınlara, cinsel gücü artıracağını ileri sürerek içirdiği haplar, zehirlenmeye benzer belirtiler ortaya çıkarınca, kaçmak zorunda kaldı. Yakalanarak yeniden hapsedildi. Hapisten karısının yardımıyla kurtuldu ve gene şatosuna sığındı. Burada, bir rahibe olan baldızıyla ilişki kurması ve neden olduğu daha birçok olay, 1777’de Vincennes Kalesi’ne kapatılmasına yol açtı. Kalede düşüncelerini yazıya döktü. 1789 Fransız Devrimi sırasında Charenton Şifayurdu’na gönderildi. Ertesi yıl birçok tutukluyla birlikte serbest bırakıldı.

Kendisi de bir soylu olmakla birlikte, soylu sınıfın değerlerine karşı olması, Devrim yöneticilerince 1792’de Paris’te bir bölgenin sorgu yargıçlığına getirilmesine neden oldu. Ancak erdem adına insanların giyotine gönderilmesine şiddetle karşı çıkıyordu. Ayrıca yargıçlık kurumunu da benimsemiyordu. 1793’te Terör Dönemi sırasında “ılımlı” olmakla suçlanarak hapsedildi. 1794’te hapisten çıkınca yoksul bir yaşam sürmeye başladı. 1801’de Napoleon’a karşı yazılar yazdığı gerekçesiyle yeniden hapsedildi. 1803’te de Charenton’ da bir tımarhaneye yollandı. Burada birkaç yıl boyunca oyunlar sahneledi. Ölümünden sonra adı unutturulmak istendi, ancak yapıtları gizlice okunuyordu. Gene de ülkesinde ilk kez 20. yy’da, Apollinaire’in çabalarıyla edebiyat alanında ciddi biçimde ele alındı.