Kefevi Hüseyin Efendi Kimdir, Hayatı, Eserleri, hakkında Bilgi

30

Kefevî Hüseyin Efendi (ö. 1010/1601) Osmanlı kadısı, müderris ve edip.

Kırım’ın liman şehri Kefe’de doğup büyüdüğünden Kefevî nisbesiyle tanındı. Babasının adı İbrahim olup Bağdatlı İs­mail Paşa’nm Rüstem olarak kaydetmesi yanlıştır. Risale fî tefsiri kavlihî tecâlâ “yevme ye’tî âyâtü rabbike” adını ta­şıyan bir risalenin yazarı olan İb­rahim b. Yûsuf b. Mustafa el-Kefevî ile aynı şahıs olup olmadığını tayin etmek güçtür.

İlk tahsilini Kefe’de yaptığı anlaşılan Hüseyin Efendi eserlerinde çeşitli vesile­lerle kendi hayatının önemli safhaların­dan bahseder: Kefe’de emlâk sahibi ta­nınmış bir tacir iken dünyadan el çekip ilim tahsili için İstanbul’a gitmiş Kanunî Sultan Süleyman devrinin sonla­rında İstanbul’daki medreselerde dinî ve aklî ilimleri okumuştur. Mülâzemetini Karadâvudzâde Mustafa Efendi’den tamam­ladıktan sonra II. Selim zamanında Miftah Medresesi’ne müderris olmuştur. Hocası Sahn-ı Semân müderrisi iken 974 Cemâziyelâhirinde (Ocak 1567) Medine ka­dısı olduğuna göre Kefevî bu tarihten ön­ce mülâzemetini tamamlamış olmalıdır. 977’de (1569) döndüğü Kefe’de şehrin kadısı Mahmûd Çelebi’den riyâziyyât ve mûsiki öğrenmiş ayrıca Nakşibendî şeyhi Hâce Ah­med Sâdık Taşkendî’ye intisap ederek ta­savvuf terbiyesi almıştır.

Kefevî 985 (1577) yılında 40 akçeli bir medreseye tayinini istemiş bu isteği gerçekleşmeyince bir müddet sıkıntı çekmiş ve memleketine dönmek zorunda kalmıştır. Bu sırada tamam­ladığı Seyânihu’t-teîe’ül adlı eserini Bahçesaray’da ziyaret ettiği Kırım Hanı II. Gazi Giray’a ithaf etmiştir. Onun Gazi Giray’la yakınlığının devamlı ol­duğu, 1003’te (1594) Tuna boylarındaki seferlere ve Yanık Kalesi fethine katılan hanın bu seferleri anlattığı bir mektubu Kefevî’ye göndermesinden anlaşılmakta­dır. 98S (1577) yılı sonlarında annesiyle birlikte İstanbul’a dönen Hüseyin Kefevî’­nin tekrar mü­derrisliğe başlayıncaya kadar ne yaptığı bilinmemektedir. Atâî’ye göre 990’da (1582) derecesi 40 akçeliye indirilen Fâtıma Sultan Medresesi’ne müderris tayin edilmiş, 993 Saferinde (Şubat 1585) 50 akçeli Şah Hûban Medresesi’ne nakledil­miştir.