Kara Davud Paşa Camii Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

30

Dâvud Paşa Camii. Üsküdar’da XVI. yüzyıl başında yapılan cami.

Genellikle Kara Dâvud Paşa Camii ola­rak tanınan bu eser, Üsküdar’da iskele­den Kadıköy’e giden Hâkimiyet-i Milliye caddesinin kenarında Mimar Sinan Çarşısı’nın biraz ilerisinde bulunmaktadır. Sultan II. Bayezid döneminde Kara Ni­şancı lakabıyla tanınan Dâvud Paşa ta­rafından yaptırılmıştır. Ayvansarâyî’nin yazdığına göre Dâvud Paşa 911 (1505-1506) yılında Gebze’de vefat ederek ora­da gömülmüştür. Ancak aynı yıllarda ya­şamış iki Dâvud Paşa’dan söz edilmek­te ve bunlar birbirine karıştırılmaktadır. Ayvansarâyî, Vefeyât-ı Seîâtîn’de Kara Dâvud Paşa’nın önce kapı ağası, 903’te (1497-98) nişancı, 908’de (1502) vezir olduğunu bildirir, kaptanlığından hiç bahsetmez. Sânî veya Küçük lakaplarıyla tanınan diğer Dâvud Paşa ise II. Ba­yezid döneminde 888 (1483) ve 898’de (1492-93) iki defa kaptan-ı derya olmuş. 912’de (1506-1507) ölmüştür. Fa­kat 953 (1546) tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’nde, Şeyh Süleyman Ha­lîfe Zaviye ve Mescidi’ne “Dâvud Paşa b. Abdülhay eş-şehîr bi-Küçük Dâvud Pa­şa” tarafından vakıflar bırakıldığı kayıtlı olup Üsküdar’daki vakfına da atıf var­dır. Bu duruma göre Nişancı ile Küçük Dâvud Paşa aynı kişi olmaktadır.

Ayvansarâyî Hadıkatü’I-cevâmi’de, cami avlu kapılarından arkadaki mahal­le tarafına açılanın yanında, 1716’da Va-radin Savaşı’nda şehid olan Türk Ahmed Paşa’nın (Ali Paşa olacak) vakfı olan fev-kanî bir sıbyan mektebi bulunduğunu kaydeder. Topkapı Sarayı Arşivi’nde Ka­ra Dâvud Paşa evkafı muhasebesine dair 1050 (1640) yılından 1193 (1779) yılına kadar uzanan belgeler bulunmaktadır.

Dâvud Paşa Camii geçen yüzyılın baş­larında harap bir duruma düştüğünden, üzerindeki sülüs hatla yazılmış altı be-yitlik manzum kitabeden öğrenildiğine göre 1233 (1817-18) yıiında mütevellisi Hüseyin Ağa tarafından tamir ettirilmiş­tir. Fakat 1247 (1831-32) tarihli beş be-yitlik ikinci kitabeye göre de pek az son­ra Hüseyin Ağa adında bir başka hayır sahibi tarafından tekrar tamir edilmiş­tir. Bazı araştırmacılar bunu on dört yıl­lık uzun bir tamire işaret sayarlar. Fa­kat arada vuku bulan bir yangın yüzün­den bu ikinci tamire gerek duyulmuş ol­ması da mümkündür. Evvelce avlu ka­pısı üstünde bulunan üçüncü bir kitabe­de, caminin 1284-1285 (1867-1868) yıllarında Hacı Aziz Ağa tarafından bir de­fa daha tamir ettirildiği bildirilmektedir. Üç beyitlik bu manzum kitabede tami­rin bir yangından sonra gerçekleştirildiği açıklanmıştır. İbrahim Hakkı Konyalı ise birinci kitabenin 1115 (1703-1704), ikin­cisinin 1255 (1839), üçüncüsünün 1274 (1857-58) tarihli olduğunu yazar. Mehmed Râif Bey de kitabeler hususunda yanlış bilgiler vermiştir. Bu durum kar­şısında bilhassa ilk iki kitabenin bir uz­man tarafından dikkatle yeniden ince­lenip ebcedlerinin tekrar hesaplanması gereklidir.

Cami 1963 yılında geniş ölçüde tamire başlanarak çalışmalar 1966’ya kadar sür­müş, bu sırada mimarisinde büyük değişiklikler yapılmıştır. Bunların en önem­lisi, orta mekânı örten ahşap çatı ve ta­vanın kaldırılarak buraya kubbe yapılma­sıdır.

Dâvud Paşa Camii enlemesine uzanan bir yapı biçimindedir. Evvelce etrafını çe­viren avlu duvarı 1960’larda kaldırılmış­tır. Son cemaat yeri iki yanda kapalı du­varlarla sınırlanmış ve üstünü örten ça­tıyı taşımak üzere son tamirde sekiz sü­tun dikilmiş, bunların üzerlerine bakla-valı başlıklar konulmuştur. 23.20 m. ge­nişliğinde olan esas cami moloz taşın­dan inşa edilmiş, çift renkli mermerden geçmeli olarak yapılmış kapı kemeri üs­tüne birinci tamir kitabesi yerleştirilmiş­tir. Enine uzanan harim üç bölüm halin­dedir. Bu bölümler birbirlerinden 1.40 m. ölçüsünde ileri taşan duvarlarla ayrıldık­larından evvelce ortadaki kare mekânın esas cami. yanlardaki kubbeli daha kü­çük mekânların ise tabhâne odaları ol­dukları ve aslında orta mekândan pen­cereli perde duvarları ile ayrılmış bulun­dukları hatıra gelmektedir. Ancak bu hu­susu bugün kesin olarak aydınlatmak artık mümkün değildir. Caminin esasın­da bir tabhâneli (zaviye) cami biçiminde yapılmak istendiği halde bilinmeyen bir sebepten ötürü ileri taşması gereken kıble mekânından vazgeçilmiş olması da mümkündür.

1960’lardaki tamire gelinceye kadar orta mekân çaprazlama ahşap bir tavan ve kiremit kaplı bir çatı ile örtülü bulu­nuyordu. Bu ahşap tavanın en azından XVIII. yüzyılın ikinci yarısında da mevcut olduğu, AyvansarâyTnin Vefeyât-ı Seîâtfn’indeki. “Üsküdar’da Kavukçular kurbünde iki kubbeli bir câmi-i şerif bina eylemiştir, kubbelerinin fasılası sakıf mi-sillü tavan bina olunmuştur” kaydından öğrenilmektedir. Son tamirde bu tavan kaldırılmış, orta bölüm duvarları yüksel­tilerek üzeri kagir kubbe ile örtülmüştür.

Avlu duvarları kaldırıldığı sırada Şehid Ali Paşanın vakfettiği sıbyan mektebi de yıktırılmıştır. Caminin avlusunda. 1091 Ramazanı başında (Eylül 1680) vefat eden Alemdar Ahmed Baba adında bir yatırın kabri vardı. Günümüzde bu mezar yaya kaldırımı kenarında bulunmaktadır.

Dâvud Paşa Camii, Türk mimari tari­hinin başta gelen önemli eserlerinden biri gibi görünmemektedir. Ancak Osmanlı devri dinî mimarisinde benzerine pek rastlanmayan planı şaşırtıcıdır. Son tamir bunun esasının ne olduğunu araş­tırma imkânı bırakmamıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi

Önceki İçerikVeda Hutbesi Nedir, Veda Hutbesi Oku, Veda Hutbesi Anlamı
Sonraki İçerikEşari Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi