Hevazin Kabilesi, Nedir, Kimlerdir, Tarihi

Hevazin. Hevazin, kuzey Arabis­tan’da büyük bir kabîle. Şecereleri şu­dur : Hevazin b. Mansûr b. İkrime b. Hasafa b. Kaya  Aylin b. Muzar. Bu kabilenin mühim kolları arasında şunlar vardı; Mekke’nin kuzeydoğusunda Tâ’if Sakif ‘leri ki, bunların kudretli bir ailesi el’an orada yaşamaktadır. Amir b. Sa’sa’a,  Cusam, Sa’d b. Bekr (Peygamberin süt annesi Halime bint Ebi Züveyb bu aşirettendir) ve Hilâl’ler, Suleym ka­bilesi de kardeş kabileydi. Câhiliye devrinde bu kabile, Tâ’if ile Nahla arasında, Sakif ‘lerin büyük pazar yeri olan Ukâz’da Cihar adında­ki puta taparlardı. Bu pazar yerine her taraf­tan bir çok halk gelirdi ve şâirlerin orada, pazar meydanında, şiirlerini söylemeleri âdetti. Bunlar Necd (Yemen sınırında) ‘de ve Hicaz’ın doğusunda Mekke civarında dağınık bir hâlde idiler. Onlara âit olan yerler ara­sında başlıcaları şunlardır: Amlah, ‘Ads aUMatâ-hîI,al-Dardâ,a]-Zab’ân, Fayfal-Rih. Vadiler arasında başlıcaları: Avtas, Liya, Türaba ve Zabya’dir; akar su olarak, Zu l-Hulayfa ile Tiyân ve dağ olarak da, Muzayyih dağı zikredilebilir. 6. asrın ortalarına doğru, Ma’addi kabileleri üzerinden Yemen hâkimiyeti kaybettikten son­ra, Hevazin’ler Abs kabilesinden Gatafân’lann reisi Zuhayr b. Cazıma’ye vergi vermek mecburi­yetinde kalmışlardı. Bu reis, Sa’sa’a’lar tarafından kabilelerinin kollarından Gani’leri kana boğmuş olmasının intikamını almak üzere, Nafravât günü denilen savaşta öldürülünce, Heva­zin’ler müstakil kaldılar. Abs’ler ile Zubyân ‘lar arasında sulh yapıldıktan sonra, bu iki kabile Hevazin ‘ler (Cuşam, Amir, Naşr b. Mu’âvİya) ve müttefikleri olan Sulaym ‘lere kargı, harp et­mek üzere, birleştiler. Vuku bulan bir takım muharebelerden, Rakm, Nubâ’ ve Liva muha­rebelerinde Hevazin’ler mağlûp oldular.

580 ve  590 seneleri arasında, bir taraftan Hevazin’ler ve diğer taraftan Kureyşler ile Kinâna aksamından diğer kabileler arasında, ha­ram sayılan zilkade ayında yapıldıkları için, kutsala riayetsizlik mânasında Ficâr Muharebeleri başladı. Birinci Ficâr gününün sebebi Ukâz pazarında Kınana kol­larından Gifâr kabilesinden Bedr b. Maşar’in Hevazin’lerden Ahmar b. Mazin’e karşı, tahrik edici bir hareketi ile bunun neticesi olarak Kureyşîler ve Kinana’ler tarafından Heva­zin’lerden bir adam ile bir kadına karşı yapılan hakaret olmuştur.   Bir süre sükûnet bulan harp, Hevazin’lerin nüfuzlu âzasından olan Urva ül-Rahhâl (Kilâb kabilesinden)’ın Hire kralı Numân b. Munzir’in bir kervanını Ukâz pa­zarına götürdüğü sırada, Gatafân arazisinde Kureyş reislerinden Harb b. Ümeyye’nin mahmîsi olan Barrâd b. Kays tarafından, kahbece öldürülmesi üzerine,   tekrar başladı. Bu ha­ber duyulunca, Kureyşliler bir bahane bulup, Ukâz pazarı bitmeden, Mekke’ye git­mek üzere, çekildiler. Hevazin’ler kendilerini takip ettiler ve aralarında Nahla muharebesi oldu. Kureyşliler,   düşmanlarından az oldukları için, mukaddes haram arazî sayılan Mekke’ye çekilmek suretiyle, takipten kurtuldular. O gün Peygamber, bâzılarına göre, 14 ve itimada lâ­yık başkalarına göre, 20 yaşında olduğu hâlde, orada  bulunmuş ve muharebe meydanında ak­rabaları olan Kureyşlile için, hasımlarının attık­ları okları toplamış imiş. Ertesi sene, zilkade ayında, Suleym’ler ile takviye edilmiş olan He­vazin’ler, Ukâz pazarına önce gelerek, Sarnta dağında vaziyet aldılar. Az sonra, Harb b. Umeyye’nin kumandasında muharebe meydanı­na gelen Kureyşliler, önce muvaffak olmuşlar ise de, sonra çekilmeğe mecbur kalmışlardır. Bir kaç ay sonra yapılan Abla (Ukâz’ın yanında) muharebesinde, harp talihi Hevâzin’lere müsait olmuştur. Bunun üzerine, doğrudan-doğruya Ukaz arazisinde yapılan bir muharebede, Kureyşliler eski mağlûbiyetlerinin acısını çıkarmak ve harpten kaçmamak için, biri birleri ne ayakla­rından bağlanmışlardır (ezcümle Umeyye ‘nin 5 oğlu, bundan dolayı el-‘anâbis “arslanlar” lakabını kazanmışlardır. Bu usûlü, daha yeni zamanlarda, mısırlı Muhammed Ali Paşa ile Vahhâbîler arasında yapılan harpte de görü­yoruz). Bu suretle Kureyşliler düşmanlarına karşı koydular ve Hevazin’ler çekilmeğe mecbur kaldılar. Hevazin’ler ile Kureyşliler arasında, son muharebe olarak, Hureyre’de yapılan ve kat’î bir sulh ile neticelenen muharebeyi görüyoruz ki, bunda Hevazin’ler düşmanlarını kaçmağa mecbur etmişlerdir.

Peygamber, 630 senesinde Mekke’yi alınca, Hevazin’ler, Mâlik b. Avf kumandası al­tında, Mekke üzerine yürümeği kararlaştırırlar Mâlik’in tavsiyesi üzerine, kanlarını, çocuk­larını ve sürülerini de beraber götürürler. Peygamber, casuslar vâsıtası ile, düşünülen hücumu haber alınca, 4.000 kişilik bir ordu ile, onlara karşı yürüdü. İlk çarpışma Huneyn (Savaşı) vâdisinde vukua geldi. Hevâzin’ler, beklenilmedik bir sırada, müslümanlara hücum ettiklerinden, baskına uğrayan müslümanlar panik hâlinde kaçmağa başladılar. Et­rafına en yakın eshâbı, ezcümle amcası Abbâs, Ebü Sufyân, Ebü Bekr ve Ömer’i toplayan Peygamberin teşvik ve teşcîi ve Bedir Muharebesi’nde olduğu gibi, yerden bir avuç kum alıp, beddua ederek, düşmanların tarafına atması üzerine, müslümanlar cesaretlenerek, tekrar düşmana karşı yürüdüler. Hevazin’ler, muharebe meydanında bir çok ölü bırakarak, kaçtılar; kadınları, çocukları ve şiirlileri müslümanların eline geçerek, Ci’râaa’ye götürül­dü. Hevazin’lerin bir kısmı Avtas vadisine çe­kildiler. Üzerlerine yürüyen Ebü Musa’l-Eş’ari, onları dağlara kaçmağa mecbur etti. Bunun üzerine, Tâ’if şehrinde sığındılar. Pey­gamber bu şehrin üzerine yürüdü; lâkin 20 gün sonra, rivayete göre, gördüğü bir rüya üzerine, kuşatmayı bırakarak, Ci’râna’ya çekildi. Bu­rada Peygamber Hevâzin’lerin gönderdikleri bir hey’eti kabul etti; kendisine bi’at etmeği tek­lif ile, ailelerinin ve mallarının iadesini istedi­ler. Peygamber kendilerini ya ailelerini veya mallarını almak tercihiyle bıraktı. Hevazinler ailelerini almağı tercih ettiler. Sulh yapıldı ve Mâlik b. Avf da kendilerine âmir tâyin edildi. Ebü Bakr zamanında vukua gelen genel isyanda, Hevazin’lerin de bir kısmı ayaklandı; lâkin Buzâha (11=32) muharebesinden sonra, gerek onlar ve gerek Suleym’ler ile diğer kabi­leler Hâlid b. Velid’e itaat ettiler.