Harun Reşit Kimdir, Hayatı, Dönemi

139

Harun Reşid. Beşinci Abbasî halifesi (D.  Rey-Mart 763 veya daha doğruya benzeyen bir rivayete göre, Şubat 766 – Ö. 24 Mart 809).

Babası ha­life Muhammed Mehdî, anası Hayzurin adında bir câriye idi. 775/776 yılında Mehdi bu cariyeyi azâd etmiş ve aynı sene içinde nikâh ile almıştır. Hârun Eylül 786’da tahta çıkınca, Yahya b. Hâlid Bermekî’yi vezîr tâyin ederek, ona sınırsız bir yetki verdi. Bermeki, görü­nüşe göre, 17 yıl, iki oğlu Fail ve Cafer ile beraber, bu kudretli imparatorluğun fiilen hükümdarı olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Ocak-803’te felâketi [Bermekliler ve Cafer] bek­lenilmedik bir hâdise olmuştur.  H.176=792/793’te Yahya b. Abdullah isminde bir alevî, Deylem’de isyan bayrağını kaldırdı ve etrafına bir çok taraftar topladı. Bunun üzerine, halife ona karşı,  Fazl b. Yahya kumandasında, büyük bir ordu göndermeğe karar verdi, Fail âsî ile müzâkereye girişip, kendisine bir çok hediyeler verdiği ve Hârun da affetmeği vaad ettiği için, Yahya teslim oldu. Fakat, buna rağmen, Bağdad’a gelince, Hârun tara­fından hapse attırıldı. Aynı zamanda Suriye’de kuzey Arapları ile Yemenliler arasında şid­detli bir savaş sürüyordu. Ancak H.180=796/797’de Cafer b. Yahya buralarda sükûnu iade edebildi. Daha H.178=794/795’de Mısırlılar, vâli Ishâk b. Süleymân ‘a karşı, ayaklanmışlardı ; lâkin Hârun onlara karşı de­ğerli kumandanı Herseme b. A’yun’ı gönderînce, âsîler çabucak itaat altına alındı. Kayrevân’da karışıklıklar baş gösterdi. Gerçi Herseme burayı da zamanla teskin etti; fakat onun dönüşünden sonra, H.181=797/798’de bu serkeş ahâlî tekrar ayaklandı. Vali İbrahim b. Ağlab âsâyişi sağladı; lâkin bir az sonra özerkmiş gibi davranmağa başladı. Harun H.184=800’de, yıllık bir vergiye karşılık, memleketi, irsî timar olarak, kendisine terke mecbur oldu.

Bizanslılarla Mücadelesi

Seleflerinden bir çokları gibi, Hârun da Bizanslılara karşı çetin muharebe­lerde bulunmağa mecbur oldu. Daha saltanatı­nın ilk zamanlarında, sınır şehirlerini tahkim ettirdi. Hemen her sene valileri düşman arazisine akınlar yaptılar; fakat devamlı menfaat te’mîn edemediler. H. 181=797/798’de halife bizzat sefe­re gitti ise de, çok geçmeden, geri döndü. Bir sene sonra yine harp patladı; lâkin İstanbul’da zuhura gelen karışıklıklar yüzünden, imparatoriçe İrene barışa ve vergi vermeğe mecbur kaldı. Bu sulh ancak H.186=802’de imparator Nikephoros’un tahta çıkmasına kadar devam et­ti ; bu imparator halifeye alaycı bir mek­tup göndererek, ödenmiş olan verginin iâdesini istedi. Hârun derhâl sefere çıktı ve impa­ratoru yeni bir vergi vermeğe mecbur etti. Fakat imparator anlaşmalara önem vermediği gibi, harbe de devam etti. H.190=806’da Hârûn Heraklea (Ereğli)’yi aldı ve imparatoru yalnız yeni bîr vergi daha vermeğe değîl, buna ilâve olarak, şahsı ve ailesi için, bîr nevî baş-vergİsi vermeğe de mecbur etti; Bununla beraber ertesi yıl Yezid b. Mahlad Bizanslılarca mağlûp edildi ve onun yerine gelen Herseme’nin gayretleri de hiç bir başarı getirmedi. Bu suretle yıllardan beri süren bu mücâdele hemen-hemen neticesiz kal­dı. Buna karşılık, batı tarihçileri Hârûn’un Büyük Karl (Charlemagne) ile iyi ilişkilerde bulunduğunu ve iki hükümdarın karşılık­lı elçilik heyetleri gönderdiklerini yazmakta­dırlar. Fakat Arap kaynaklarında bu hususta hiç bir kayıt bulunmadığı için, bu rivayetler pek şüpheli görülmektedir.

Horasan valisi Ali b. İsa, aşırı vergiler koyması yüzünden, bütün halkın nefretini kazanmış idi. Şikâyetlerin çoğalması üzerine, halife H.189=805’te bizzat Rey’e kadar gitti; fakat Ali’nin sözlerine inanıp, valiliğe devam ettirdi. Aynı tarihte Semerkand’da Râfi b. Laya isyan etti ve Ali b. İsa ona karşı harekete geçti. Lâkin bu ada­mın hadsiz hırs ve tamahından şikâyetler gün­den-güne arttığı için, Hârun Horasan valiliğine Herseme’yi atamak gerektiğini anladı; ancak şimdi Rafi bütün Mâverâünnehr arazisine hakim bulunuyordu ve vaziyet de günden-güne güçleştiği için, halife bizzat se­fere gitmeğe karar verdi ve öncü olarak, oğlu el-Me’mün’u Merv’e gönderdi. Kendisi, Tus şeh­rine varınca, hastalandı ve en çok tercih edilen rivayete göre, H. 3 cemâziyelâhır 193=24 mart 809’da vefat etti. Oğlu Emin’e tahtı te’min etmek için, Hârün daha çok evvelden tedbirler almıştı; lâkin bunların pek kötü oldukları sonra meydana çıktı [Emin].

İlim ve Sanata İlgisi

Hârun san’at ve ilme çok alâka gösterdi; gayet parlak olan sarayında her zümreden âlimler toplanırdı. Bunlar arasında büyük İslâm âlimi İmâm-ı A’zâm’ın talebesi Ebû Yûsuf şâir Ebû Nüvâs, dil âlimi Ebû Ubeyde, târihçi Vâkidî, nahiv âlimi Sibeveyh, kırâat âlimi Selim el Mukrî ile evliyânın büyüklerinden Fudayl bin Iyâd başta gelmektedir. İmâm Ebû Yûsuf Kitâb-ül-Harâc adlı kitâbını Hârûn Reşîd için yazmıştır.

Bâzı tek-tük baskıcılığna rağmen, Harun’un Abbasî halife­lerinin en iyilerinden addedilmesi lâzım gerektiği şüphesizdir. Ancak Abbasî imparatorluğunun yıkılımaya yüz tutması da Harun’un zamanında başlamıştır; fakat menkıbe ve rivayetlerde Hâ­run Raşid dâima şark kudret ve azametinin hakikî timsâli olarak gösterilmektedir. Nâm ve şöhreti, Bin bir gece hikâyeleri vâsıtası ile, doğuda ve batıda yayılmış bulunmaktadır.