Hacım Sultan Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

0
49

Hacım Sultan. Bektaşî tarikatı geleneğine göre Hacı Bektâş-ı Velî’nin önde gelen halifelerinden biri.        

Rivayete göre asıl adı Receb’dir. Hacı Bektaş Vilâyetnâmesi ile kendi adına düzenlenen Vj7âyefndme’de belirtildiği üzere Koluaçık (Kolaçık) Hacım Sultan diye de bilinir. Batı Anadolu’daki konar göçer Türkmen oymakları içinde Hacı Bektâş-ı Velî kültünün yayılmasında çok önemli rolü bulunmasına rağmen hak­kında bilinenler, Hacım Sultan Vilâyet­nâmesi ile Hacı Bektaş Vilâyetnâmesi’nde kendisine ayrılan ve birincisinin bir özeti olan kısma dayanmaktadır.

Hacım Sultan Vilâyetnâmesi’nin, bü­yük bir ihtimalle Hacım Sultan’in başhalifesi Derviş Burhan (Burhan Abdal) tarafın­dan Hacı Bektaş Vilâyetnâmesi’nden en az yirmi otuz yıl önce ve en geç XV. yüzyı­lın ortalarında yazıldığı, Hacı Bektâş-ı VeIî ile ilgili şifahî gelenekleri kendi menâkıbnannesinden de önce yazıya geçiren ilk metnin de bu olduğu söylenebilir. Bu metin günümüze ulaşmasaydı Hacım Sultan’ın hayalî bir şahsiyet olduğu düşü­nülebilirdi. Çünkü konar göçer Türkmen oymakları içinde faaliyet gösteren sûfilerin, önemli hadiselere karışmadıkları sürece genellikle dönemin şehirlerde ya­zılan eserlerinde yer almaları zordu. Bu bakımdan eser onun hakkında başvuru­lacak yegâne kaynak durumundadır.

Hacı Sultan Vilâyetnâmesi’nde Ha­cım Sultan da tıpkı Hacı Bektâş-ı Velî gibi on iki imam soyundan bir seyyid olarak gösterilir. Esere göre Hacım Sultan, onun­cu imam Ali en-Naki’nin torunu ve Şahzâ-de Hüseyin’in oğludur. Bununla beraber “doksan dokuz bin Türkistan evliyasının pîri” Hâce Ahmed Yesevrnin müridlerin-dendir. Ahmed Yesevî Hacı Bektaş’ı Rum diyarına (Anadolu) halife olarak gönderdi­ği zaman yanına Hacım Sultan’ı da katar {Hacı Bektaş Vilâyetnâmesi’ne göre ise Hacı Bektaş Rum’a yalnız gider). Bunlar önce hacca gider, dönüşte Anadolu’ya ge­lirler. Hacı Bektaş’ın yanındaki uzun müridlik yıllarından sonra bir gün şeyhi kendi­sine “cihâz-ı fakr” denen taç, hırka, alem, seccade ve sofra verir; beline mürşidlik alâmeti olan kendi bâtın kılıcını kuşatıp Germiyan iline (Kütahya, Afyon kara hisar, Uşak bölgesi) gönderir.

Vilâyetnâme’de zaman zaman namaz kılan, hacca giden, Kur’an okuyan ve zikir­le meşgul olan bir derviş olarak tanıtılan Hacım Sultan, Ahmed Yesevî’nin emriyle Germiyan iline geldiğinde önce Üveyik köyünde sığır çobanı olur, ardından San­dıklı’ya gider. Uğradığı her yerde tuhaf kılık kıyafetinden dolayı halk onu barın­dırmak istemez; çünkü Hacım Sultan da tıpkı şeyhi Hacı Bektaş gibi saçı sakalı, kaşı kirpiği kazınmış, belden yukarısı çıp­lak bir “ışık”tir. Eserde Hacım Sultan, XIV. yüzyılda Kalenderi ve Haydan dervişleri için kullanılan bu terimle nitelendirilmek­tedir. Gittiği her yerden Kovulur. Sonunda rüyasında gördüğü Hz. Peygamber’in irşadıyla, o sıralar Akkoyunlu yörüklerinden bir grubun yaylağı olan Susuz’a gelir. Bu­rada âsitânesini inşa eder ve gösterdiği kerametler sayesinde şöhreti kısa za­manda etrafa yayılır. Pek çok kimse Kendisine mürid olur. Hacım Sultan Vi-lâyetnâmesfnin muhtemel yazarı Bur han Abdal da bu esnada kendisine inti­sap eder; yanında uzun müddet hizmet ettikten sonra halifeliğe kadar yükselir. Hacım Sultan’ın Vilâyetnâme’deû ha­yat hikâyesi kısaca bundan ibarettir. Uşak’a üç saat mesafede bulunan Ha-cımköy”de yattığı kabul edilir.

Vilâyetnâme’nin, Orhan Gazi zamanın­da yaşamış olan Geyikli Baba’ya bağlı der­vişlerin (Geyikliler cemaati) zaman za­man şeyhin ziyaretine geldiklerini kaydet­mesi ve Fâtih Sultan Mehmed devrinin Kalenderi şeyhi Otman Baba’yı da (Osman Baba) Hacım Sultan’ın himmetiyle yaşlı bir kadından olma nefes evlâdı olarak göstermesi, çözümü güç birtakım prob­lemlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu durumda Hacım Sultan’ın gerçek­ten bizzat Hacı Bektaş’ın halifesi olup olamayacağı meselesi söz Konusu olmak-tadır. Çünkü arada önemli bir zaman farkı bulunmaktadır. Öte yandan eğer Hacım Sultan gerçekten Hacı Bektaş’ın halifesi ise ne Geyikliler cemaatini ne de Osman Baba’yı tanımış olabilir. Zira Ge­yikli Baba XIV. yüzyılda, Osman Baba ise Germiyan’da doğup bir müddet orada hayatını geçirmiş olmakla birlikte XV. yüzyılda yaşamıştır. Ayrıca eserde bah­sedilen köy ve kasabalar da Hacı Bektaş zamanında henüz Türk hâkimiyetine gir­miş değildi. Bütün bunlardan. Hacım Sultan’ın Hacı Bektaş zamanında değil muhtemelen XIV. yüzyılda yaşamış Hacı Bektaş kültüne bağlı bir Kalenderi veya Haydan şeyhi olduğu anlaşılmaktadır. Ni­tekim eserde geçen “ışık” teriminin XIV. yüzyıldan önce kullanılmadığı bilinmekte­dir. Sonuç olarak, Ha­cım Sultan’ın Hacı Bektaş’ın çağdaşı ve halifesi olmadığını ve Bektaşî gelenekle­rine tıpkı Abdal Mûsâ. Kaygusuz Abdal gibi Kalenderî-Haydarî şeyhi hüviyetiyle intikal ettiğini kabul etmek daha doğ­ru görünmektedir. Kilerci postunun Ha-cırn Sultan makamı sayılması daha sonra onun Bektaşîlikte kazandığı Önemi göste­rir.

TDV İslâm Ansiklopedisi