FONKSİYONALİZM/NEO FONKSİYONALİZM VE AVRUPA BİRLİĞİ

FONKSİYONALİZM/NEO FONKSİYONALİZM VE AVRUPA BİRLİĞİ

 

Avrupa bütünleşme teorileri içerisinde yer alan fonksiyonalizm ve neo fonksiyonalizm, tarihsel süreçlerine bakıldığında, Avrupa entegrasyonunun kuruluş ve gelişim dönemlerini içermektedir. (1950 ve 1980’li yıllar) Bu nedenle Avrupa Birliği’ne uyarlanması ve uygulanması daha kolay olmuştur. Daha açık belirtmek gerekirse, Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) ve Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun (AET) teori olarak açıklanmasını fonksiyonalizm ve neo fonksiyonalizm sağlamıştır. Böylece bütünleşmenin ilerleyişi içerisinde diğer teorilerinin ortaya çıkmasını sağlamış, diğer teoriler bir şekilde fonksiyonalizm ve neo fonksiyalizmi eleştirerek, kendi sistemlerini oluşturmuşlardır.

Çalışmada, bu iki teorinin Avrupa bütünleşmesi üzerine etkileri değerlendirilecek ve bu değerlendirmeler ışığında, uluslararası yapıyı ve aktörlerin durumlarını nasıl gördükleri açıklanmaya çalışılacaktır. Teorilerin kurucuların düşüncelerinin ortaya konulması, daha sonraki dönemde yapılacak eleştirilerin temel dayanaklarını göstermek bakımından önemli olacaktır. Fonksiyonalizmin incelenmesiyle başlanacak çalışma, neo fonksiyonalizmle devam edecek ve bu iki teorinin Avrupa bütünleşmesi tarihinde olayları açıklamadaki başarı veya başarısızlıkları sonuç olarak ortaya konulacaktır.

Fonksiyonalizm ve Avrupa Birliği

Fonksiyonalizm teorisinin bütünleşme (entegrasyon) kavramıyla ilişkisinin yoğun olduğu belirtilmelidir. Teorinin kurucusu olan David Mitrany, bütünleşme süreçlerinde devletlerin uluslararası sistemi açıklamadaki yetersizliğine vurgu yapmıştır. Mitrany, artan hükümet sistemlerinin giderek kompleks hale gelmesinin, bunların politik olmayan teknik konularla açıklanmasının önem kazanacağını, bunun da uluslararası işbirliğinin ön plana çıkacağı bir uluslararası yapıyı var edeceğini ifade etmiştir. (Arı, 2010: 431) Mitrany, çalışmanın hedef örgütü olan Avrupa Birliği’nin dışında bulunan uluslararası örgütlerinin yapılarını da ifade ettiği bu sözleriyle, teorisinin temel dayanağını ortaya koymuştur. ‘’İşleyen Bir Barış Sistemi’’ (A Working Peace System) adlı eserinde ulus devletler dışındaki aktörlerin uluslararası sistemde rol almasını ifade eden Mitrany, bu idealist (ideal bir dünya düzeni) fikirleri ortayta koymuştur. Ulus devletlerin egemen olduğu sistemin barış getirmediği düşüncesiyle, siyasal konular yerine, teknik konuların gerekliliğine vurgu yapmıştır.

Fonksiyonalizmin bu temel özelliklerinin belirtilmesinin ardından, Avrupa Birliği bütünleşmesindeki rolüne değinmek yerinde olacaktır. Burada yine Mitrany’nin görüşlerinden faydalanmak önemli olacaktır. Yukarıda uluslararası örgütlerin, ulus devletlerin yerine ön planda tutulması, Avrupa Birliği’nin açıklanmasında büyük bir gösterge olmuştur. Avrupa bütünleşmesinin kurumsal anlamdaki ilk örgütü olan AKÇT’nin kurulmasını işbirliği kavramıyla açıklayan Mitrany, bu konuda realist teoriden ayrılmaktadır. Mitrany, bir alanda yaşanan işbirliğinin diğer alanlarda da işbirliğine yol açacağını ifade etmiştir. Literatüre dallanma (ramification) olarak geçen bu kavram, belli bir alan olan (kömür ve çelik) diğer alanlara da yayılmasıyla diğer uluslararası topluluklarının oluşmasını etkileyeceğini ifade eder. (Arı, 2010: 431) Mitrany’nin bu görüşünün realist teoriden ayrılmasının nedeni; realizmin gücü ve çıkarları ön planda tutmasındandır. Ancak fonksiyonalizmin idealist mantığı, insanlığın iyi yönlerinin ortaya konulmasına ve ‘’işler barış sistemi’’ ütopyasının oluşmasına neden olmuştur. (Kahraman, 2012, Akçay ve Göçmen (ed.):72) Fonksiyonalizmin bu yönleri, realist teorinin dışında, çalışmanın devamında incelenecek neo fonksiyonalizm tarafından da eleştirisi yapılacaktır.

Fonksiyonalizm, Avrupa bütünleşmesinin olumlu yönlerini açıklarken, olumsuz yönlerini dile getirmiştir. Ulus devletlerin üzerinde bir yapının ortaya çıkarılmasının gerekliliğine rağmen, Birliğe üye olan devletlerin, politikalara etkilerinin devamı ve siyasi konuların ön planda olması, fonksiyonalizmin sorunları olarak görülmektedir. Bu durum da, bütünleşmeyi açıklamada bir takım sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, fonksiyonalizmin ortak bir ağ kurma ve ‘’barış ütopyası’’ süreçleri, Avrupa bütünleşmesinin tarihi incelendiğinde, başarılı olmadığını göstermektedir. Teorinin eksik kalan yanlarını neo fonksiyonalizm tamamlamaya çalışacak ve Avrupa bütünleşmesinin değerlendirilmesi yapılmaya çalışacaktır.

Neo Fonksiyonalizm ve Avrupa Birliği

Neo fonksiyonalizmin Avrupa bütünleşmesinin açıklamadaki önemi, teorinin bütünleşmenin kuruluş dönemine denk gelmesidir. Zamansal uyum nedeniyle neo fonksiyonalizm, Avrupa bütünleşmesini en iyi açıklayan teorilerden biri olmuştur. Teorinin özelliklerine bakıldığında; fonksiyonalizmin bir devamı veya geliştirilmiş hali olarak görülmektedir. (Arı; 2010: 443) Teorinin kurucusu olan Ernest Haas, 1958 yılında yazdığı ‘’Avrupa Bütünleşmesi: Politik, Sosyal ve Ekonomik Güç’’ (The Uniting of Europe: Political, Social and Economic Forces) adlı eserinde Avrupa bütünleşmesini kurumsallaştırmıştır. (Kahraman, 2012, Akçay ve Göçmen (ed.): 72) Ernest Haas, bütünleşmeyi ifade ederken, bir anlamda fonksiyonalizme de eleştiriler getirmektedir. Fonksiyonalizmde teknik konuların ön planda olması ve ulus devletlerin gözardı edilmesine karşılık Haas, ulus devletlerin de bütünleşme sürecine dahil edilmesini ve siyasal alanın da önemini ifade etmiştir. Mitrany’inin AKÇT’nin kurulmasında ifade ettiği, ‘’Fransız-Alman barışı’’ veya ‘’Birleşik Avrupa’’ gibi kavramlar yerine, Haas üye ülkelerin beklentilerinin önemli olduğunu ileri sürmüştür. (Arı, 2010: 444)

Neo fonksiyonalizmin ve dolaylı olarak Haas’ın, Avrupa bütünleşmesini açıklamadaki başarısı uygulanabilir olmasıyla da doğru orantılı olmuştur. Fonksiyonalizmin ütopik düşüncelerine karşı, somut olaylara ve durumları karşılaması ve bütünleşmenin hızının arttığı yıllar, neo fonksiyonalizmin altın dönemi olmuştur. Bütünleşmenin açıklanmasında, hem ulusüstü hem de hükümetlerarası yapıları kabul etmesi, Roma Antlaşması sonrası oluşturulan AET’nin yapısında görülmektedir. Bakanlar Konseyi gibi hükümetlerarası bir kurumun olması, bunun yanında Komisyon gibi ulusüstü bir kurumun varlığı, yukarıdaki durumun bir örneği olmaktadır.

Neo fonksiyonalizm, fonksiyonalizmde bütünleşmeyi ifade eden dallanma kavramı yerine yayılma (spill-over) kavramıyla teorinin dayanaklarını ifade etmektedir. Burada Haas’ın dikkate aldığı kurum AKÇT’dir. Fonksiyonalizmin alanların dallanması olarak ifade ettiği kavramı Haas, sektörlerin bütünleşmesi olarak ifade etmiştir. Haas’ın bu sektörlerin nasıl bütünleştiğini Kahraman (2012, Akçay ve Göçmen (ed.) şöyle ifade eder:

NF: fonksiyonel karşılıklı bağımlılık – hükümetlerarası ik sektörel bütünleşme kararı – sektörel bütünleşmeye bağlı sektörler arası teknik baskılar ve bütünleşmenin ilgili çıkar grupları üzerinde dönüştürücü etkisi – bu grupların daha fazla bütünleşme adına siyasi baskı oluşturması – hükümetlere yönelik siyasi baskı sürecine supranasyonel kurumların aktif katılımı – hükümetlerarası yeni bütünleşme kararı. (s.73)

Yukarıda formülasyonu yapılmaya çalışılan neo fonksiyonalizmin Avrupa bütünleşmesini açıklamadaki dayanak noktaları, 1960’lı yılların sonlarına kadar geçerliliğini korumuş ve bütünleşmeyi bir noktaya kadar açıklamıştır. Ancak 70’li yılların başında ortaya çıkan petrol krizi ve uluslararası ilişkilerdeki detant dönemi, Birliğe üye devletleri, kendi iç politikalarına yönlendirmiş ve Avrupa bütünleşmesinde bir durgunluğa neden olmuştur. Bu durum, neo fonksiyonalizmin bütünleşmenin Avrupa’nın tamamına yayılması ve sürekliliğe sahip olması gibi faktörlerinin gerçekleşmemesine neden olmuştur. Bu durum, bir anlamda neo fonksiyonalizmin eleştirisi olarak görülebilir. Bütünleşmenin her zaman yayılma ile sonuçlanmayabileceği (ekonomik bütünleşmenin siyasi bütünleşmeye evrilmesi) gerçeğinin ortaya çıkması, neo fonksiyonalizm teorisinin etkisini kaybetmesine nden olmuştur. (Kahraman, 2012, Akçay ve Göçmen (ed.): 81)

Sonuç

Avrupa bütünleşmesi teorileri içerisinde, fonksiyonalizm ve neo fonksiyonalizm, Avrupa bütünleşmesini açıklamada büyük katkılar sağlamışlardır. Özellikle neo fonksiyonalizmin zamansal uyumu, AKÇT ve AET’nin kurumsal bir yapı olarak ortaya çıkmasına denk gelmiştir. Fonksiyonalizm de, Avrupa bütünleşmesinin ideal fikirlerini kendisine dayanak olarak almış ve bu fikirleri özel olarak Avrupa Birliği, genel olarak uluslararası örgütlerin uluslararası sistemdeki sıkıntıların belirlenmesindeki katkıları yadsınamaz. Ancak diğer bütünleşme teorileri gibi, fonksiyonalizm ve neo fonksiyonalizmin de sistemi ve bütünleşmeyi açıklamadaki eksikleri bulunmaktadır. Bu eksiklikler, sosyal bilimlerin ruhunda olan tartışmayı devam ettirme yönündeki çalışmalara kaynaklık edecektir.

Kaynakça

Arı, T., (2010), Uluslararası İlişkiler Teorileri: Çatışma, Hegemonya ve İşbirliği, Bursa: MKM Yayıncılık.

Kahraman, S., (2012), Avrupa Birliği: Tarihçe, Teoriler, Kurumlar ve Politikalar, Avrupa bütünleşmesi kuramları: 1950-1970 yılları, s.67-84, Ankara: Seçkin.